Dünya Futbol tarihi ve Trendyol Süper lig hakkında son gelişmeleri,bilgileri ve haberleri sunan bir platformuz. Amacımız, futbolseverlere en doğru ve güncel bilgileri ulaştırmaktır.
Futbol dünyasındaki son dakika gelişmelerini takip edin.
Süper Lig
Süper Lige dair herşey
Futbol’un hikayeleri
Kulüblerin ve futbolcuların başarı hikayeleri
Her Zaman Güncel
En dogru ve en güvenilir futbol haberleri bizde
Süper Kupa’da 2. Finalist Fenerbahçe Oldu.
Fenerbahçe, Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Samsunspor ile karşı karşıya geldi ve sahadan 2–0’lık net bir galibiyetle ayrılarak finale yükselmeyi başardı.Adana’daki mücadeleye hızlı başlayan sarı-lacivertliler, oyunun kontrolünü ilk dakikalardan itibaren eline aldı.Maçın erken bölümünde Kerem Aktürkoğlu sahneye çıktı ve ceza sahası içindeki fırsatı iyi değerlendiren milli oyuncu, topu ağlara göndererek Fenerbahçe’yi 1–0 öne geçirdi. Bu golün ardından da oyunu domine etmeye devam eden Fenerbahçe, özellikle kanat organizasyonlarıyla rakip savunmayı zorladı.Maçın erken bölümünde Kerem Aktürkoğlu sahneye çıktı ve ceza sahası içindeki fırsatı iyi değerlendiren milli oyuncu, topu ağlara göndererek Fenerbahçe’yi 1–0 öne geçirdi. Bu golün ardından da oyunu domine etmeye devam eden Fenerbahçe, özellikle kanat organizasyonlarıyla rakip savunmayı zorladı.Karşılaşmanın en dikkat çeken ismi ise yeni transfer Anthony Musaba oldu. Eski takımı Samsunspor’a karşı forma giyen Musaba, hem sağ hem sol kanatta etkili bir oyun sergileyerek iki golün de hazırlayıcısı rolünü üstlendi. Oyuncunun yüksek temposu ve bire birlerdeki başarısı tribünlerden büyük alkış aldı.İkinci yarıda Samsunspor’un direnç göstermeye çalıştığı anlarda Jhon Durán sahneye çıktı.Musaba’nın taşıdığı topu iyi değerlendiren genç golcü, düzgün bir vuruşla skoru 2–0’a taşıdı ve Fenerbahçe’nin final yolunu açtı.mücadelede kalan süre kontrollü geçti ve Fenerbahçe, skor üstünlüğünü koruyarak adını Süper Kupa finaline yazdırdı.
Süper Kupa’da Heyecan Devam Ediyor.
Fenerbahçe ile Samsunspor, bugün Turkcell Süper Kupa yarı final mücadelesinde kozlarını paylaşacak. Adana’da oynanacak karşılaşma, iki ekip için de sezonun en kritik maçlarından biri olma özelliği taşıyor. Kazanan taraf, Süper Kupa finalinde mücadele etme hakkını elde edecek.Yeni Adana Stadyumu’nda oynanacak karşılaşma saat 20.30’da başlayacak. Futbolseverlerin büyük ilgi göstermesi beklenen mücadele, tek maç eleme usulüne göre oynanacak ve normal sürede eşitlik bozulmazsa uzatma dakikalarına gidilecek. Gerekirse finalisti penaltı atışları belirleyecek.Sarı-lacivertliler, hem Süper Kupa’yı kazanarak sezona bir kupa eklemek hem de taraftarına moral vermek istiyor.Teknik heyet, tempolu ve hücum ağırlıklı bir oyun planıyla sahada olmayı hedefliyor.Ancak Fenerbahçe’nin eksikleri can sıkıyor. Sarı-lacivertli ekipte birçok önemli isim maçta forma giyemeyecek.Samsunspor ise zorlu rakibi karşısında sürpriz peşinde. Kırmızı-beyazlı ekip, disiplinli savunma anlayışı ve hızlı hücumlarla Fenerbahçe’ye karşı denge kurmayı amaçlıyor. Karadeniz temsilcisi, finale yükselerek kulüp tarihine bir başarı daha eklemek istiyor.Büyük heyecana sahne olması beklenen bu kritik mücadelede gözler, iki takımın yıldız oyuncularında olacak. Futbolseverler, Süper Kupa finaline uzanacak takımın belli olacağı bu maçta yüksek tempolu ve çekişmeli bir 90 dakika izlemeye hazırlanıyor.
Galatasaray’dan Trabzona Farklı Tarife
Turkcell Süper Kupa yarı finalinde Galatasaray ile Trabzonspor, Gaziantep’te karşı karşıya geldi. Yüksek tempoda oynanan mücadelede Galatasaray, oyun üstünlüğünü skora yansıtarak sahadan 4-1’lik galibiyetle ayrıldı ve Süper Kupa’da finale yükselen taraf oldu.Karşılaşmaya baskılı başlayan Galatasaray, özellikle kanatları etkili kullanarak Trabzonspor savunmasını zorladı. Sarı-kırmızılı ekip, ilk yarıda bulduğu gollerle oyunun kontrolünü tamamen eline aldı. Trabzonspor ise savunmada yaşadığı bireysel hatalar nedeniyle Galatasaray’ın hücum etkinliğine karşı koymakta zorlandı ve devre arasına geride girdi.İkinci yarıya daha istekli başlayan Trabzonspor, farkı azaltan golle kısa süreli umutlansa da Galatasaray bu gole hızlı yanıt verdi. Oyunun temposunu yeniden yükselten sarı-kırmızılılar, orta sahadaki üstünlüğünü hücum organizasyonlarına yansıtarak skoru lehine çevirmeye devam etti.Maçın son bölümünde oyunu tamamen kontrol eden Galatasaray, bulduğu bir golle farkı üçe çıkardı ve karşılaşmayı erken kopardı. Trabzonspor, kalan dakikalarda oyunda denge kurmaya çalışsa da Galatasaray savunmasını geçmekte zorlandı ve mücadelede başka gol sesi çıkmadı.Bu sonuçla Galatasaray, Süper Kupa’da finale yükselerek kupaya bir adım daha yaklaştı. Trabzonspor ise turnuvaya yarı finalde veda etti. Sarı-kırmızılı ekipte hücum hattının üretkenliği dikkat çekerken, maç genelinde ortaya koyulan oyun teknik heyet ve taraftarlar adına umut verdi.
Süper Kupa Heyecanı Başlıyor.
Galatasaray ile Trabzonspor, Turkcell Süper Kupa yarı finalinde bugün kozlarını paylaşıyor. Türk futbolunun iki köklü kulübünü karşı karşıya getirecek olan dev mücadele, kupa yolunda büyük önem taşıyor. Tek maç eleme usulüne göre oynanacak karşılaşmada kazanan taraf, adını finale yazdıracak.Karşılaşma, tarafsız sahada oynanacak olması nedeniyle ayrı bir heyecana sahne olacak. Sezonun ilk kupasını kazanma hedefiyle sahaya çıkacak olan iki ekip de mücadeleye en güçlü kadrolarıyla hazırlanıyor. Tribünlerdeki yoğun ilgi ve futbolseverlerin yüksek beklentisi, maçın atmosferini daha da yukarı çekiyor.Galatasaray, teknik direktör Okan Buruk yönetiminde son dönemde yakaladığı istikrarlı performansı Süper Kupa’ya taşımak istiyor. Sarı-kırmızılılar, hücum gücü ve tecrübeli oyuncu kadrosuyla maçın favorilerinden biri olarak gösteriliyor. Galatasaray cephesinde hedef, oyunun kontrolünü elinde tutarak finale uzanmak.Trabzonspor ise bu zorlu mücadelede sürpriz yapmanın peşinde. Bordo-mavililer, özellikle büyük maçlardaki mücadeleci kimliğiyle dikkat çekiyor. Teknik ekip ve oyuncular, disiplinli oyun anlayışıyla Galatasaray’a üstünlük kurmayı ve finale çıkmayı amaçlıyor.Futbolseverlerin büyük ilgi gösterdiği Galatasaray–Trabzonspor Süper Kupa yarı finali, hem sezonun gidişatı hem de psikolojik üstünlük açısından kritik bir randevu olacak. Kazanan taraf, sadece finale yükselmekle kalmayacak, aynı zamanda sezona güçlü bir mesaj vermiş olacak.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 12-Arsenal
Arsenal FC, İngiltere futbolunun en köklü ve en saygın kulüplerinden biridir. 1886 yılında kurulan kulüp, uzun tarihi boyunca sadece kazandığı kupalarla değil, futbola kattığı kültür ve oyun anlayışıyla da öne çıkmıştır. Arsenal, istikrarı ve büyük kulüp kimliği sayesinde dünya genelinde milyonlarca taraftara ulaşmayı başarmıştır.Arsenal’in en önemli başarılarının başında İngiltere liginde kazandığı 13 şampiyonluk gelir. Kulübün lig tarihindeki en özel sezonu ise 2003–2004’tür. Bu sezonda Arsenal,Premier League’i hiç yenilgi almadan tamamlamış ve “Invincibles” (Yenilmezler) unvanını almıştır. Modern futbol çağında bu başarıya ulaşmak,Arsenal’i futbol tarihinin ayrıcalıklı takımları arasına sokmuştur.Kulübün kupa koleksiyonunda FA Cup’ın yeri ise çok özeldir. Arsenal,14 FA Cup şampiyonluğu ile bu kupayı en çok kazanan takım konumundadır.Bu durum, kulübün özellikle eleme usulü turnuvalarda ne kadar güçlü bir mental yapıya sahip olduğunu ve büyük maçları oynama becerisini ortaya koymaktadır.Avrupa kupalarında Arsenal, zaman zaman zirveye yaklaşsa da genellikle talihsiz anlar yaşamıştır.1994 yılında kazanılan UEFA Kupa Galipleri Kupası, kulübün Avrupa’daki en büyük başarısıdır.2006 yılında oynanan UEFA Şampiyonlar Ligi finali ise kazanılamamış olsa da Arsenal’in Avrupa’nın elit takımlarıyla aynı seviyede mücadele edebildiğinin önemli bir göstergesidir.Sonuç olarak Arsenal, kupalarla dolu geçmişinin yanı sıra futbol felsefesi, kurumsal yapısı ve tarihi başarılarıyla bilinmektedir.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 25-Parma(1995)
1990’lı yıllar, İtalyan futbolunun Avrupa sahnesinde damga vurduğu bir dönemdi. Bu dönemin en dikkat çekici başarı hikâyelerinden biri ise Parma tarafından yazıldı. Sarı-mavili ekip, 1994-1995 sezonunda UEFA Kupası’nı kazanarak hem kulüp tarihine hem de Avrupa futboluna adını altın harflerle yazdırdı.1980’lerin sonunda alt liglerden Serie A’ya yükselen Parma, kısa sürede güçlü kadrosu ve doğru transfer politikasıyla Avrupa kupalarının gediklisi hâline geldi. Kulübün arkasındaki mali destek ve teknik vizyon, Parma’yı İtalya’nın yeni futbol projelerinden biri yaptı. Özellikle genç yeteneklerle tecrübeli yıldızları bir araya getiren yapı, 1995’teki UEFA Kupası zaferinin temelini oluşturdu.Parma, UEFA Kupası’nda sezon boyunca disiplinli ve dengeli bir oyun ortaya koydu. Savunmada sert, hücumda ise etkili bir kimlik sergileyen İtalyan temsilcisi, turnuva ilerledikçe favorilerden biri hâline geldi. İki ayaklı eleme sistemi, Parma’nın taktik disiplinini ve kadro derinliğini en iyi şekilde kullanmasına imkân tanıdı.Finalde Parma’nın rakibi, yine bir İtalyan devi olan Juventus oldu. İki ayaklı final formatında oynanan bu büyük mücadelede Parma, rakibine hem oyun hem skor üstünlüğü kurmayı başardı. İlk maçta elde edilen avantaj ve rövanşta sergilenen kontrollü futbol, kupanın Parma’ya gitmesini sağladı.1995 UEFA Kupası zaferi, Parma için sadece bir kupa değil, kulübün Avrupa’daki kimliğini pekiştiren bir dönüm noktası ve kazanılacak diğer Avrupa kupalarının da habercisi oldu.
Fenerbahçe’nin Yeni Transferi Musaba’nın Kariyeri
İşte Fenerbahçe’nin hücum hattını güçlendirmek adına kadrosuna kattığı Anthony Musaba‘nın kariyeri.Anthony Musaba, modern futbolun gerektirdiği hız, dripling ve dinamizmi bir arada sunan bir kanat oyuncusu olarak öne çıkıyor. Genç yaşına rağmen farklı lig ve futbol kültürlerinde edindiği tecrübeler, Musaba’yı yalnızca potansiyel vadeden bir isim olmaktan çıkarıp, hazır bir hücum silahı haline getiriyor.Kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri, Fransa Ligue 1 temsilcisi AS Monaco’ya transferi oldu. Avrupa futbolunda genç yeteneklere verdiği değerle bilinen Monaco’ya imza atması, Musaba’nın potansiyelinin uluslararası arenada da fark edildiğini gösterdi. Bu dönemde üst düzey rekabet ortamını tanıyan genç oyuncu, taktik disiplin, tempo ve fiziksel mücadele konularında ciddi kazanımlar elde etti.Monaco sonrası kariyerini yeniden Hollanda’da şekillendiren Musaba, SC Heerenveen ve ardından NEC Nijmegen formalarıyla Eredivisie’de düzenli süreler aldı. Bu süreç, onun oyununu olgunlaştırdığı ve hücum aksiyonlarında daha özgür hareket etmeye başladığı bir dönem oldu. Özellikle NEC Nijmegen’de sergilediği performansla bire bir pozisyonlardaki etkinliğini ve hücum geçişlerindeki hızını ön plana çıkardı.Musaba’nın kariyerinde Türkiye deneyimi ise Samsunspor ile başladı.Bu süreçte fiziksel mücadeleye dayalı maç temposu, onun oyun gücünü ve dayanıklılığını artırırken, kanatlarda daha direkt ve etkili oynamasını da beraberinde getirdi.Bakalım Musaba Fenerbahçe formasıyla nasıl oynayacak
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 50-George Graham
eorge Graham, futbol tarihinde özellikle disiplinli oyun anlayışı ve savunma organizasyonuna dayalı yaklaşımıyla öne çıkan teknik direktörlerden biridir. Oyunculuk kariyerinin ardından teknik direktörlüğe geçiş yapan Graham, kısa sürede sonuç odaklı futbol felsefesiyle dikkat çekmiş ve çalıştırdığı takımlara net bir kimlik kazandırmayı başarmıştır.Takımlarını kompakt oynatan, saha içi görev dağılımını net biçimde belirleyen Graham, savunma güvenliğini her zaman ön planda tutan bir anlayış benimsedi. Bu yaklaşım, onun kısa sürede İngiliz futbolunda saygı duyulan bir teknik adam haline gelmesini sağladı.George Graham’in kariyerindeki en parlak dönem, şüphesiz Arsenal’de geçirdiği yıllardır. 1986 yılında göreve geldiğinde Arsenal, istikrarsız ve beklentilerin altında kalan bir kulüp konumundaydı. Graham, disiplinli çalışma düzeni ve sert antrenman anlayışıyla takımı yeniden yapılandırdı. Oyuncularına kazanan bir zihniyet aşılayarak Arsenal’i kısa sürede zirve mücadelesi veren bir ekip haline getirdi.George Graham’in futbol felsefesi, estetikten çok sonuca odaklanan bir yapıya sahiptir. Güçlü savunma, taktik disiplin ve büyük maçlarda hata yapmamaya dayalı oyun planı, onun kariyeri boyunca değişmeyen temel prensipleri oldu. Bu anlayış, modern futbolun hücum ağırlıklı yapısına ters düşse de, Graham’i futbol tarihinde özel bir konuma taşıdı.Sonuç olarak George Graham, futbol dünyasında “kazanmaya programlı” teknik direktörlerin en önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları. 52-Feyyaz Uçar
Türk futbolunun yetiştirdiği en önemli forvetlerden biri olan Feyyaz Uçar, özellikle Beşiktaş formasıyla sergilediği performans, attığı kritik goller ve oyun zekâsıyla futbol tarihimizde özel bir yer edinmiştir. Saha içindeki liderliği ve bitiriciliğiyle uzun yıllar adından söz ettiren Feyyaz, Türk futbolunda “klas golcü” tanımının en güçlü örneklerinden biridir.Feyyaz Uçar, futbola genç yaşta başladı ve yetenekleriyle kısa sürede dikkat çekti. Altyapı döneminde gol sezgisi, doğru pozisyon alma becerisi ve soğukkanlı bitiriciliğiyle öne çıktı. Bu özellikleri, onu Türk futbolunun en büyük kulüplerinden biri olan Beşiktaş için önemli bir hücum silahına dönüştürdü.Feyyaz Uçar’ın kariyerinin zirve noktası şüphesiz Beşiktaş forması giydiği yıllardır. Siyah-beyazlı ekipte görev aldığı dönemde hem ligde hem de Avrupa kupalarında attığı gollerle takımının en güvenilir skor kaynağı oldu.Özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda, Beşiktaş’ın kazandığı şampiyonluklarda ve unutulmaz Avrupa maçlarında Feyyaz’ın imzası vardı. Ceza sahası içindeki soğukkanlılığı, iki ayağını da etkili kullanabilmesi ve hava toplarındaki başarısı, onu rakip savunmalar için büyük bir tehdit haline getiriyordu.Feyyaz Uçar’ı özel kılan en önemli özelliklerden biri, sadece gol atan değil oyunu da oynayan bir forvet olmasıydı.Onun kariyeri; disiplin, sadakat ve futbol aklıyla uzun yıllar üst seviyede kalınabileceğinin en net göstergelerinden biridir.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 1-Lionel Messi(360+)
Lionel Messi, futbol tarihinde asist kavramını yalnızca bir istatistik olmaktan çıkarıp oyunun merkezine yerleştiren nadir oyunculardan biridir. Onu özel kılan sadece kaç asist yaptığı değil, bu asistleri nasıl ve ne zaman yaptığıdır. Messi için pas, çoğu zaman golün kendisi kadar değerlidir.Messi’nin asist becerilerinin temelinde olağanüstü bir oyun görüşü bulunur. Top ayağındayken yalnızca önündeki alanı değil, sahanın tamamını okur. Rakip savunmanın bir anlık yerleşim hatasını sezdiği anda doğru pası verir. Bu paslar çoğu zaman savunma arkasına atılan milimetrik ara paslar ya da ceza sahası içinde tek dokunuşla gole dönüşen servislerdir.Zamanlama, Messi’nin asistlerini bu kadar etkili kılan en önemli unsurlardan biridir. Pası ne erken ne de geç verir; tam olması gereken anda ayağından çıkarır. Bu sayede takım arkadaşları topu aldıklarında avantajlı durumdadır. Ayrıca ara pas, çapraz pas, kısa servis ve bakmadan (no-look) pas gibi birçok farklı pas türünü aynı ustalıkla kullanabilmesi, savunmalar için onu tahmin edilemez kılar.Messi’nin asistlerinin büyük bir bölümü, dripling sonrası gelir. Topla rakip savunmanın içine girerek birden fazla oyuncuyu üzerine çeker. Savunma dengesi bozulduğunda ise boş kalan takım arkadaşını topla buluşturur.Savunmalar onun şutunu durdurmaya çalışırken pas yolları açılır.Lionel Messi, asist yapmayı bir takım görevi olmanın ötesine taşıyarak bir oyun sanatı haline getirmiştir.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 4-Romário(772)
Futbol tarihinde “bitirici” denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri hiç kuşkusuz Romário’dur. Gösterişten uzak ama son derece etkili oyun tarzıyla, gol atmayı bir sanata dönüştüren Brezilyalı yıldız; hızdan çok zamanlama, güçten çok zeka, şuttan çok dokunuş ile gol atmanın mümkün olduğunu kanıtlamıştır.Romário’nın gol becerilerinin temelinde ceza sahası içindeki olağanüstü sezgileri yer alır. Savunmacıların arasındaki en küçük boşluğu bile sezebilir, topu alacağı noktayı vuruşundan saniyeler önce belirlerdi. Çoğu golünde kaleciyle karşı karşıya kalması tesadüf değil; doğru yerde olmanın bir sonucuydu.Romário’nın en ayırt edici özelliği tek vuruşla bitiricilikti. Gereksiz çalımlar atmaz, topu kontrol edip tekrar pozisyon aramazdı. Sağ ayak, sol ayak, iç vuruş, dış vuruş fark etmeksizin; topu kalecinin erişemeyeceği noktaya bırakmayı çok iyi bilirdi. Bu yönüyle modern futbolda “klinik forvet” tanımının erken örneklerinden biri sayılır.Büyük golcüleri ayıran en önemli detay baskı anındaki sakinliktir. Romário, en kritik anlarda bile acele etmezdi. Kaleciyi yatırır, savunmacının dengesini bozar ve en basit vuruşla skoru değiştirirdi. Bu soğukkanlılık, onu özellikle final maçlarında ve büyük turnuvalarda vazgeçilmez kıldı.Romário, futbol tarihine bin gole yaklaşan kariyeriyle değil; golleri ne kadar basit ve net attığıyla geçti. Günümüzde ceza sahası golcüsü olarak tanımlanan pek çok forvet, oyun anlayışı açısından Romário’nın izinden gidiyor.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 13-Ajax
Ajax, dünya futbolunun en köklü ve saygın kulüplerinden biri olarak yalnızca kazandığı kupalarla değil, futbola kazandırdığı anlayışla da özel bir konuma sahiptir.1900 yılında Amsterdam’da kurulan kulüp, cesur oyun tarzı, genç oyunculara verdiği önem ve sistemli yapısıyla Avrupa futbolunun gelişiminde belirleyici rol oynamıştır.Ajax’ın uluslararası alandaki en büyük başarıları Avrupa kupalarında gelmiştir. Kulüp, Şampiyon Kulüpler Kupası/UEFA Şampiyonlar Ligi’ni toplam dört kez kazanarak kıtanın zirvesine çıkmıştır. 1971, 1972 ve 1973 yıllarında üst üste gelen üç şampiyonluk, Ajax’ı Avrupa futbol tarihine damga vuran takımlar arasına sokmuştur.1995 yılı ise Ajax tarihindeki bir diğer altın sayfa olarak öne çıkar. Louis van Gaal yönetimindeki genç ve dinamik kadro, finalde Milan’ı mağlup ederek modern futbolun en etkileyici takımlarından birini oluşturmuştur. Bu zafer, Ajax’ın yalnızca geçmişin değil, doğru planlama yapıldığında geleceğin de takımı olabileceğini göstermiştir.Hollanda futbolunda Ajax’ın yeri ise tartışmasızdır. Eredivisie’de onlarca kez şampiyonluğa ulaşan kulüp, KNVB Kupası ve Süper Kupa zaferleriyle ülke futbolunun lokomotifi olmuştur. Uzun yıllara yayılan bu istikrar, Ajax’ın güçlü kulüp kültürünün ve yönetim anlayışının bir sonucudur.Ajax’ı diğer kulüplerden ayıran en önemli özelliklerden biri altyapıya verdiği değerdir. “De Toekomst” adı verilen akademi, dünya futboluna sayısız yıldız kazandırmıştır.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 24-İnter(1994)
1994 yılında UEFA Kupası’nı kazanan Inter, Avrupa futbolunda disiplinli oyun anlayışının ve taktik gücün simgesi hâline gelen bir başarıya imza attı. Serie A’nın altın çağlarından birinin yaşandığı bu dönemde Inter, ligde edindiği sert rekabet tecrübesini Avrupa sahnesine taşıyarak kupayı müzesine götürdü.Uefa kupasında 1993–94 sezonu boyunca Inter, oyunu kontrol eden yapısıyla dikkat çekti. Savunmada sağlam duran, orta sahada rakibine alan tanımayan Milano ekibi, hücumda ise sabırlı ve sonuç odaklı bir futbol sergiledi. Turnuva ilerledikçe Inter’in maçlara hükmeden bu dengeli yapısı rakipler üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu.Finalde Inter’in rakibi Avusturya temsilcisi Salzburg oldu. Çift maç üzerinden oynanan final serisinde Inter, ilk karşılaşmada elde ettiği avantajı rövanşa taşıyarak büyük bir soğukkanlılık örneği gösterdi. Savunma güvenliğini ön planda tutan İtalyan ekibi, rakibine net fırsatlar tanımadan finali kontrol etti ve iki maç sonunda toplam 2–0’lık skorla kupaya uzandı.Bu şampiyonlukta bireysel yıldızlardan çok takım disiplini ön plana çıktı. Inter, sahada kolektif hareket eden, savunma ve hücum arasında kopukluk yaşamayan bir görüntü çizdi. Orta saha mücadelesindeki sertlik ve savunmadaki uyum, turnuvanın en belirleyici unsurları arasında yer aldı.Bu başarı, kulübün Avrupa kupalarındaki iddiasını güçlendirmiş ve Inter’i yeniden kıtanın saygı duyulan takımlarından biri hâline getirmiştir.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 51-Jimmy Hogan
Hogan’ın teknik direktörlük kariyerinin en önemli bölümü Orta Avrupa’da geçti. Avusturya, Macaristan ve İsviçre’de çeşitli kulüpler ve milli takımlarla çalıştı. Özellikle Macar kulübü MTK Budapest’te uyguladığı sistem, bölge futbolunun oyun kimliğini kökten değiştirdi. Pas oyunu merkezli bu anlayış, daha sonra “Tuna Okulu” olarak adlandırılacak futbol felsefesinin temelini oluşturdu.Jimmy Hogan, kulüp takımlarının yanı sıra milli takım seviyesinde de önemli görevler üstlendi. Avusturya Milli Takımı ile çalıştığı dönemde oyunculara taktik disiplin, alan paylaşımı ve oyun zekâsı kazandırdı. Bu çalışmalar, ilerleyen yıllarda Avusturya futbolunun Avrupa’nın en estetik ve teknik futbolunu oynayan ülkelerinden biri haline gelmesine zemin hazırladı.Hogan’ın fikirleri İngiltere’de uzun süre yeterince anlaşılmadı. Ancak Avrupa’da yetiştirdiği oyuncular ve etkilediği teknik adamlar, onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu kanıtladı. Macar ve Avusturyalı birçok futbol adamı, başarılarının temelinde Jimmy Hogan’ın öğretilerinin yattığını açıkça dile getirdi.Jimmy Hogan’ın teknik direktörlük kariyeri, kupalardan çok fikirler üzerinden değerlendirildiğinde anlam kazanır. Onun savunduğu pas oyunu ve kolektif futbol anlayışı, günümüz modern futbolunun temel taşları arasında yer alır. Bugün Pep Guardiola gibi pas ve oyun kontrolünü önceleyen teknik adamların felsefesinde, dolaylı da olsa Hogan’ın izlerini görmek mümkündür.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları. 51-Ibrahim Yattara
İbrahim Yattara,Türk futbolunda iz bırakan en sıra dışı yabancı oyunculardan biridir.Çizgideki yaratıcılığı,beklenmedik hareketleri ve top tekniğiyle sadece maçların değil, bir dönemin ruhunu temsil etmiştir.Onu özel kılan en önemli özellik, futbolu tamamen içgüdüleriyle oynaması ve sahada her an fark yaratabilmesiydi.Avrupa’daki ilk ciddi deneyimlerini Belçika ve Fransa’da yaşayan Yattara, özellikle Monaco formasıyla üst düzey futbolun havasını soludu. Ligue 1’deki performansında bireysel yeteneğini sık sık sergiledi.Hızı, çalım kabiliyeti ve cesur futbolu, onu her zaman izlenir kıldı.Türkiye macerası ise İbrahim Yattara için gerçek bir kırılma noktası oldu.Gençlerbirliği formasıyla Süper Lig’e adım atan yıldız oyuncu, kısa sürede ligin en dikkat çeken kanat futbolcularından biri hâline geldi.Ankara ekibindeki performansı, onun daha büyük bir sahneye çıkacağının habercisiydi.2003 yılında Trabzonspor’a transfer olan Yattara, kariyerinin zirvesini bordo-mavili forma altında yaşadı. Trabzonspor’da geçirdiği yıllarda takımın hücum gücünün merkezinde yer aldı. Çizgide rakibini eksilten hareketleri, ani hızlanmaları ve kilit anlarda aldığı sorumluluklarla taraftarın sevgilisi hâline geldi. Büyük maçlardaki performansı, onu Trabzonspor tarihinin unutulmaz yabancı futbolcuları arasına soktu.Onu unutulmaz yapan şey, attığı goller ya da yaptığı asistlerden ziyade sahaya kattığı coşku ve yaratıcılıktı.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 2-Pele(360)
Futbol tarihine attığı gollerle damga vuran Pelé, yalnızca bir golcü değil; aynı zamanda oyunu okuyan, paylaşan ve arkadaşlarını parlatan üst düzey bir oyun kurucuydu. Onu “Kral” yapan özelliklerin başında, asist sezgisi ve pas ustalığı geliyordu.Pelé, rakip savunmayı daha hamle başlamadan çözebilen nadir oyunculardandı. Dar alanlarda bile doğru açıları bulan, koşu yollarını sezgisel biçimde hisseden bir görüşe sahipti. Tek pasla savunma arkasına sızdırdığı toplar, o dönemin futbolunda cesur ve yenilikçiydi.Pelé, rakip savunmayı daha hamle başlamadan çözebilen nadir oyunculardandı. Dar alanlarda bile doğru açıları bulan, koşu yollarını sezgisel biçimde hisseden bir görüşe sahipti. Tek pasla savunma arkasına sızdırdığı toplar, o dönemin futbolunda cesur ve yenilikçiydi.Asistlerinin ayırt edici özelliği zamanlamaydı. Topu ayağında gereksiz yere tutmadan, takım arkadaşının en avantajlı anda topla buluşmasını sağlardı. Gerektiğinde beklenmedik bir topuk pası, gerektiğinde milimetrik bir ara pas… Pelé, yaratıcı çözümleriyle savunmaları çaresiz bırakırdı.Pelé’nin asist anlayışı, bireysel şovdan çok kolektif başarıya dayanıyordu. Gol atma şansı varken dahi daha uygun durumdaki arkadaşını tercih edebilmesi, onun liderliğini ve futbol ahlâkını yansıtır.Pelé’nin büyüklüğü, tabelaya yazılan sayılardan ibaret değil. Onun asist becerileri; zekâ, yaratıcılık ve paylaşımın birleştiği bir futbol aklının ürünüydü.
Kadıköyde Kazanan Kartal.
Ziraat Türkiye Kupası’nda futbolseverlerin merakla beklediği derbide Fenerbahçe ile Beşiktaş, bu akşam Ülker Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Büyük çekişmeye sahne olan mücadelede kazanan taraf, uzatma dakikalarında bulduğu golle Beşiktaş oldu.Siyah-beyazlı ekip, Kadıköy deplasmanından 2-1’lik galibiyetle ayrılarak kupaya üç puanla başladı.Karşılaşmaya etkili başlayan siyah-beyazlı ekip, oyunun ilk bölümünde orta sahada üstünlüğü ele geçirdi. Beşiktaş, baskılı oyununun karşılığını 33. dakikada bulduğu golle aldı ve derbide 1-0 öne geçti. Bu golün ardından Fenerbahçe oyunda denge kurmaya çalıştı.Sarı-lacivertliler, ilk yarının son dakikalarında rakip ceza sahasında daha fazla görünmeye başladı. Fenerbahçe, kazanılan penaltıyı gole çevirerek skoru eşitledi ve ilk yarı 1-1’lik beraberlikle sona erdi.İkinci yarıda iki takım da kontrollü bir oyun sergilerken, tempo zaman zaman düştü. Orta saha mücadelesinin ön plana çıktığı bölümde her iki ekip de net gol pozisyonları üretmekte zorlandı.Mücadelenin son anlarında ise Beşiktaş bir kez daha sahneye çıktı. Uzatma dakikalarında gelen golle konuk ekip yeniden öne geçti.Kalan kısa sürede Fenerbahçe’nin beraberlik çabaları sonuçsuz kalınca mücadele Beşiktaş’ın 2-1’lik üstünlüğüyle sona erdi. Bu sonuçla siyah-beyazlılar, Ziraat Türkiye Kupası’nda grup maçlarına galibiyetle başlarken, Fenerbahçe sahasında aldığı mağlubiyetle kupaya puansız başladı.
Kupada Derbi Zamanı
Ziraat Türkiye Kupası’nda futbolseverlerin merakla beklediği derbide Fenerbahçe ile Beşiktaş, bugün kozlarını paylaşacak. Grup aşamasında oynanacak bu kritik karşılaşma, iki ezeli rakip için hem prestij hem de kupada avantaj sağlama açısından büyük önem taşıyor. Derbi heyecanı, sezonun en dikkat çeken kupa maçlarından biri olmaya aday.Fenerbahçe, Süper Lig’de istikrarlı performansını kupaya da taşımak istiyor. Ligin ilk yarısını namağlup şekilde geride bırakan sarı-lacivertliler, Beşiktaş karşısında sahadan galibiyetle ayrılarak 2025’e mutlu bir notla veda etmeyi hedefliyor.Ancak teknik ekip bazı önemli isimlerden yoksun olacak. Fenerbahçe’de hücumda gol yükünü çeken oyuncular arasında yer alan birkaç önemli ismin sakatlık veya cezalı nedeniyle derbide forma giyemeyeceği belirtiliyor; bu durum sarı-lacivertlilerin hücum planlarını yeniden şekillendirmesine neden olabilir.Beşiktaş tarafında ise deplasmanda oynanacak derbiye özel bir planlama yapıldı. Siyah-beyazlı ekip, savunma disiplinini ön planda tutarak hızlı hücumlarla sonuca gitmeyi amaçlıyor. Teknik ekip, özellikle geçiş oyunlarında etkili olunması halinde maçın kontrolünün ele geçirilebileceğine inanıyor. Beşiktaş’ta da bazı futbolcuların sakatlık ve yorgunluk durumları yakından takip edilirken, derbi atmosferinin takımı ekstra motive ettiği ifade ediliyor.Tribünlerde ve ekran başında büyük bir heyecanın yaşanacağı karşılaşmada, futbolseverleri yüksek tempolu ve sert mücadeleli bir 90 dakika bekliyor.
Başkentte 3 Puan Gençlerbirliği’nin
Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 17. haftasında deplasmanda Gençlerbirliği ile karşılaştı ve başkentte gol düellosuna sahne olan maçtan 4-3 mağlup ayrıldı. Bordo-mavililer sezonun ilk yarısını noktalamak için zorlu bir mücadele verdi, fakat rakibin baskılı oyununa direnemedi ve sahadan eli boş döndü.Maça hızlı başlayan ev sahibi Gençlerbirliği, 5. dakikada Goutas ve 31. dakikada Tongya’nın golleriyle 2-0 öne geçti. Trabzonspor, devrenin sonlarında Felipe Augusto’nun golüyle farkı bire indirdi ve ilk yarı 2-1 sona erdi. İkinci yarıda bordo-mavililer önce skoru eşitledi, ama Gençlerbirliği’nin Oğulcan Ülgün ve Koita ile bulduğu gollerle yeniden üstünlüğü ele geçirmesine engel olamadı. Trabzonspor penaltıdan bir gol daha bulsa da maç 4-3 Gençlerbirliği’nin galibiyetiyle sonuçlandı.Bu sonuçla Trabzonspor’un ligdeki 11 maçlık yenilmezlik serisi sona erdi ve bordo-mavililer ilk yarıyı 35 puanla 3. sırada tamamladı. Başkentteki bu skor, hem takımın performansında konsantrasyon eksikliklerini hem de hücumda etkili anlar yaratma becerisini ortaya koydu.Trabzonspor cephesinde bu mağlubiyet, şampiyonluk yarışında önemli bir darbe olurken, takımın teknik heyeti ve oyuncuları devre arası hazırlık dönemini verimli geçirerek tekrar zirve mücadelesine odaklanmak isteyecekler. Maçın kilit anları ve oyuncu performans analizleri ilerleyen günlerde daha detaylı şekilde değerlendirilecek.
Galatasaray Ligin İlk Yarasındaki Son Maçını Kazandı.
Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 17. haftasında İstanbul’daki RAMS Park’ta Kasımpaşa’yı konuk etti ve sahadan 3-0’lık net bir skorla galip ayrıldı. Galatasaray, Süper Lig’de oynadığı son karşılaşmada kendi sahasında Kasımpaşa ile karşı karşıya geldi. RAMS Park’ta oynanan mücadelede sarı-kırmızılılar, oyunun büyük bölümünde kontrolü elinde tutarak sahadan net bir galibiyetle ayrıldı ve zirve yarışındaki iddiasını bir kez daha ortaya koydu.Maça tempolu başlayan Galatasaray, özellikle ön alan baskısıyla rakibinin oyun kurmasını engelledi. Orta sahada topa sahip olma oranını yükselten sarı-kırmızılılar, kanatları etkili kullanarak Kasımpaşa savunmasını sürekli zorladı. İlk bölümde gelen gol, tribünlerin coşkusunu artırırken Galatasaray’ın özgüvenini de yukarı taşıdı.İlk yarıda skor avantajını alan ev sahibi ekip, ikinci yarıda da oyundan kopmadı. Pas trafiğini sabırla sürdüren Galatasaray, rakibine net fırsatlar tanımazken savunmada da oldukça dengeli bir görüntü çizdi. Mücadelenin ilerleyen dakikalarında gelen gollerle farkı açan sarı-kırmızılılar, maçın son bölümünü rahat oynadı.Galatasaray’da özellikle hücum hattındaki hareketlilik ve orta sahadaki dinamizm dikkat çekti.Bu galibiyetle Galatasaray, ligdeki puan tablosunda üst sıralardaki yerini korurken, taraftarına da şampiyonluk yolunda güçlü bir mesaj verdi. Sarı-kırmızılı ekip, ortaya koyduğu futbol ve oyun disipliniyle sezonun geri kalanı adına umut verdi.
Fenerbahçe Rahat Kazandı.
Fenerbahçe, 20 Aralık 2025 Cumartesi günü Süper Lig’in 17. haftasında Eyüpspor’a deplasmanda konuk oldu ve sahadan 3-0’lık galibiyetle ayrıldı. Sarı-lacivertli ekip, maçın başından sonuna kadar oyunun temposunu belirleyen taraf olurken, hem hücumda hem savunmada dengeli bir performans sergiledi.Karşılaşmaya topa sahip olarak başlayan Fenerbahçe, rakip yarı sahada kurduğu baskıyla oyunu erken dakikalarda kontrol altına aldı. Orta sahada pas trafiğini iyi yöneten sarı-lacivertliler, kanat organizasyonlarıyla rakip savunmanın dengesini bozdu. Bu baskının karşılığı ilk yarının ortalarında geldi ve Fenerbahçe öne geçerek maçın psikolojik üstünlüğünü ele aldı.Golden sonra oyundan kopmayan Fenerbahçe, temposunu düşürmeden hücumlarını sürdürdü. Rakibine nefes alma şansı tanımayan sarı-lacivertli ekip, ilk yarı bitmeden farkı ikiye çıkararak soyunma odasına rahat bir skorla gitti.İkinci yarıda skor avantajını akıllıca kullanan Fenerbahçe, oyunu daha kontrollü oynadı.Savunma hattında hata yapmayan, geçiş hücumlarını doğru zamanlayan sarı lacivertliler,maçın son bölümünde bulduğu golle skoru 3-0’a taşıdı ve karşılaşmayı adeta noktaladı.Fenerbahçe’de savunma hattı güven verirken,orta saha mücadelesi ve hücumdaki üretkenlik dikkat çekti.Bu sonuçla birlikte Fenerbahçe, ligdeki iddiasını bir kez daha ortaya koyarken, camiaya da “istikrar” mesajı verdi. Sarı-lacivertli ekip, önümüzdeki haftalara yüksek moral ve özgüvenle girmeye hazırlanıyor.
Fenerbahçe,İlk Yarının Son Maçında Eyyüpspor İle Karşılaşıyor
Fenerbahçe,Trendyol Süper Lig’in 17. haftasında bugün sahaya çıkıyor.Sarı-Lacivertliler, deplasmanda Eyüpspor ile karşılaşıyor. Fenerbahçe,bugün ligde kritik bir 90 dakikaya çıkıyor. Sarı-Lacivertliler, şampiyonluk yarışında hata yapmak istemeyecek ve sahaya mutlak galibiyet parolasıyla çıkacak. Son haftalarda oyunun kontrolünü elinde tutan, topa sahip olmayı seven bir kimlik kazanan Fenerbahçe, bu maçta da tempo belirleyen taraf olmayı hedefliyor.Teknik heyetin en büyük beklentisi,takımın özellikle hücum geçişlerinde daha üretken olması.Kanat organizasyonları ve merkezden gelecek koşular, Fenerbahçe adına maçın kilidini açabilecek en önemli unsurlar olarak öne çıkıyor. Savunma hattında ise konsantrasyonun 90 dakika boyunca korunması büyük önem taşıyor.Rakip Eyüpspor cephesinde ise tablo farklı ama motivasyon aynı derecede yüksek. Sezona inişli çıkışlı bir grafikle devam eden Eyüpspor, güçlü rakibi karşısında puan ya da puanlar alarak hem moral bulmak hem de ligdeki konumunu sağlamlaştırmak istiyor.Ev sahibi ekip,özellikle mücadele gücü ve fiziksel oyunuyla Fenerbahçe’yi ritminden koparmayı amaçlıyor.Eyüpspor’un en büyük kozu,oyunu dar alanda sıkıştırıp hızlı hücumlarla sonuca gitme planı.Disiplinli savunma anlayışı ve top rakipteyken gösterilecek direnç,maçın gidişatını belirleyebilir.Tüm bu unsurlar ışığında Fenerbahçe oyunun kalitesini, Eyüpspor ise direncini ve inancını sahaya yansıtmak zorunda.
Galatasaray 3 Puanı Kaptı.
Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası grup aşamasındaki ilk maçında RAMS Başakşehir’i 1-0 mağlup ederek kupaya üç puanla başladı. RAMS Park’ta oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılılar, oyunun kontrolünü elinde tutarken skoru korumayı başardı.Mücadeleye dengeli başlayan Galatasaray, ilk bölümde topa daha fazla sahip olan taraftı. Aradığı golü 22. dakikada bulan sarı-kırmızılı ekipte Ahmed Kutucu’nun ceza sahası içinden yaptığı düzgün vuruş ağlarla buluştu ve Galatasaray’ı öne geçirdi. Golün ardından tempo bir miktar düşse de Galatasaray oyunun hakimiyetini kaybetmedi.İkinci yarıda Başakşehir skoru dengelemek için daha fazla risk alırken, Galatasaray geçiş hücumlarıyla farkı artırma fırsatları yakaladı. Barış Alper Yılmaz ve Icardi ile önemli pozisyonlar bulan sarı-kırmızılılar, kaleci engeline takıldı. Savunmada ise Davinson Sanchez ve Abdülkerim Bardakcı’nın dikkatli oyunu Başakşehir’e net fırsat vermedi.Karşılaşmanın son bölümünde Başakşehir baskısını artırsa da Galatasaray savunması hata yapmadı. Maç boyunca oyun disiplinini koruyan sarı-kırmızılılar, sahadan 1-0’lık galibiyetle ayrılarak Türkiye Kupası’na moralli bir başlangıç yaptı.Bu sonuçla Galatasaray grup aşamasına avantajlı bir giriş yaparken, teknik ekip rotasyonlu kadroya rağmen alınan galibiyetten memnun kaldı.
Galatasaray’da Gözler Bu Akşamki Mücadelede
Galatasaray ile Başakşehir Bu Akşam Kozlarını Paylaşıyor.Galatasaray, bugün oynayacağı karşılaşmada Başakşehir’i konuk ediyor. Mücadele, hem oyun planları hem de teknik detaylarıyla dikkat çekerken, iki takım için de önemli mesajlar barındırıyor.Sarı-kırmızılılar, taraftarının desteğini arkasına alarak sahaya galibiyet hedefiyle çıkacak. Teknik heyet, topa sahip olmayı seven ve oyunu rakip yarı sahaya yıkan bir anlayışla maça başlamayı planlıyor. Hücumda üretkenliği artırmak isteyen Galatasaray, özellikle kanat organizasyonları ve orta saha baskısıyla rakibini hataya zorlamayı amaçlıyor.Başakşehir cephesinde ise daha dengeli ve kontrollü bir oyun planı ön planda. Turuncu-lacivertliler, güçlü rakibi karşısında savunma disiplinini elden bırakmadan, geçiş hücumlarıyla sonuca gitmeyi hedefliyor. Orta sahadaki sertlik ve takım savunması, Başakşehir’in bu maçtaki en önemli kozları arasında yer alıyor.İki takım arasındaki maçlar geçmişte genellikle taktik savaşa sahne olurken, bu akşamki karşılaşmada da sabır ve doğru anları değerlendirme ön plana çıkacak. Galatasaray’ın oyun temposu ile Başakşehir’in dirençli yapısı, mücadelenin seyrini belirleyecek ana faktörler olacak.Tribünlerin dolması beklenen karşılaşmada, futbolseverleri tempolu, mücadele gücü yüksek ve sonucu son ana kadar merakla beklenecek bir 90 dakika bekliyor. Galatasaray galibiyetle yoluna devam etmek isterken, Başakşehir ise zorlu deplasmandan puan ya da puanlarla dönmenin hesaplarını yapıyor.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 5-Pelé(757)
Pelé’yi sadece “çok gol atan bir oyuncu” olarak tanımlamak, gökyüzünü “üstümüzde bir şey” diye tarif etmeye benzer. O, gol atmanın ne anlama geldiğini yeniden yazan ilk futbolcuydu. Ondan önce gol vardı; Pelé’den sonra gol fikri vardı.Pelé’nin en çarpıcı özelliği, golü tek bir beceriye bağlamamasıdır. Sağ ayak, sol ayak, kafa vuruşu… Bunlar temel enstrümanlardı. Asıl fark, hangi anda hangisini seçeceğini bilmesiydi. Ceza sahasında panik yoktu; zaman Pelé için yavaşlardı. Savunmacı hamle yaparken o çoktan bir sonraki pozisyonu oynamaya başlamış olurdu.Hava toplarında fiziğe meydan okuyan bir ustaydı. 1.73’lük boyuna rağmen zamanlama ve sıçrama tekniğiyle uzun stoperleri saf dışı bırakırdı. Kafa golleri kuvvetten değil, doğru açıdan gelirdi. Topla buluştuğu an, kaleci için genellikle “geçmiş zaman” olurdu.Pelé’nin gol repertuvarında yaratıcılık merkezi bir yerde durur. Röveşatalar, yarım voleler, beklenmedik plase vuruşlar… Ama bunlar şov için değil, en mantıklı çözüm olduğu için tercih edilirdi. Onu özel kılan da buydu: estetik, verimliliğin yan ürünüdür.Bir diğer kritik nokta, Pelé’nin oyun okuma becerisiyle golcülüğü birleştirmesidir. Sadece bitirici değildi; pozisyonu başlatan da oydu. Savunmanın dengesini bozan koşuyu yapar, pası atar, sonra ceza sahasında yeniden belirirdi.Pelé’nin gol becerileri, futbolu küresel bir dile dönüştürdü. Onun attığı goller sadece skor tabelasını değil, oyunun hayal gücünü de değiştirdi.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 14-Atlético Madrid
Atlético Madrid, İspanyol futbolunun en köklü ve karakterli kulüplerinden biridir. 1903 yılında kurulan kulüp, tarihinin büyük bölümünde Real Madrid ve Barcelona gibi devlerin gölgesinde kalmış gibi görünse de, mücadeleci kimliği ve pes etmeyen yapısıyla her dönemde saygı uyandırmayı başarmıştır. Atlético’nun başarı hikâyesi yalnızca kupalarla değil, zorluklara karşı gösterdiği dirençle de şekillenmiştir.Kulüp, La Liga’da bugüne kadar 11 kez şampiyonluk yaşayarak İspanya futbolunda kalıcı bir güç olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle 1995–96 sezonunda kazanılan lig şampiyonluğu ve Kral Kupası ile gelen “double”, Atlético tarihinin en parlak sayfalarından biri olarak kabul edilir. 2013–14 sezonunda ise Diego Simeone yönetiminde Barcelona ve Real Madrid gibi iki büyük gücü geride bırakarak kazanılan şampiyonluk, modern futbolun en etkileyici başarı hikâyelerinden biri olmuştur.Atlético Madrid, Avrupa arenasında da önemli başarılara imza atmıştır. Kulüp, 2010, 2012 ve 2018 yıllarında UEFA Avrupa Ligi’ni kazanarak kıta futbolunda adından sıkça söz ettirmiştir. Bu başarılar, Atlético’nun yalnızca İspanya’da değil, Avrupa genelinde de rekabetçi bir takım olduğunu göstermiştir. Aynı zamanda kazanılan UEFA Süper Kupaları, bu başarıların tesadüf olmadığını kanıtlar niteliktedir.Kulüp, 10 kez Copa del Rey, 2 kez İspanya Süper Kupası ve 1 kez Kıtalararası Kupa kazanmıştır. Özellikle Kral Kupası’nda elde edilen zaferler, Atlético taraftarı için büyük anlam taşımıştır.
Fenerbahçe’den Kadıköy’de Net Galibiyet
Fenerbahçe, Süper Lig’de Konyaspor’u konuk ettiği mücadelede sahadan 4-0’lık net bir galibiyetle ayrıldı. Sarı-lacivertliler, maç boyunca oyunun kontrolünü elinde tutarken hem skor hem de oyun üstünlüğüyle üç puanı hanesine yazdırdı.Karşılaşmaya baskılı başlayan Fenerbahçe, rakip yarı sahada kurduğu oyunla erken dakikalardan itibaren üstünlüğünü hissettirdi. Aradığı golü ilk yarıda bulan sarı-lacivertliler, devreye rahat bir skor avantajıyla girdi. Orta sahada oyunun temposunu belirleyen Fenerbahçe, kanatları etkili kullanarak Konyaspor savunmasını zorladı.İkinci yarıda da oyundan kopmayan ev sahibi ekip, tempoyu düşürmeden hücumlarını sürdürdü. Farkı açan gollerle birlikte maçın kontrolü tamamen Fenerbahçe’ye geçerken, Konyaspor savunmada direnç göstermekte zorlandı. Sarı-lacivertliler, bulduğu gollerle skoru 4-0’a taşıyarak karşılaşmayı noktaladı.Bu sonuçla Fenerbahçe ligde önemli bir galibiyet alarak üst sıralardaki iddiasını sürdürürken, Konyaspor deplasmandan puansız ayrıldı. Kadıköy’de tribünleri dolduran taraftarlar, alınan farklı galibiyetin ardından takımlarını uzun süre alkışladı.Fenerbahçe, bu performansıyla önümüzdeki haftalar için olumlu sinyaller verirken, Konyaspor ise toparlanmak adına gelecek maçlara odaklanacak.
Fenerbahçe Taraftarı Önünde Galibiyet Peşinde
Trendyol Süper Lig’in 16. hafta mücadelesinde Fenerbahçe bu akşam 20:00’de Tümosan Konyaspor ile karşı karşıya geliyor. Fenerbahçe, bugün oynayacağı karşılaşmayla birlikte ligdeki iddiasını sürdürmek için sahaya çıkıyor. Sarı-lacivertliler, taraftarı önünde oynayacağı mücadelede üç puanı hanesine yazdırarak zirve yarışında hata yapmak istemiyor.Hafta boyunca yapılan antrenmanlarda teknik heyetin özellikle oyun temposu ve hücum organizasyonları üzerinde durduğu öğrenildi. İç sahada ortaya koyduğu baskılı futbolu bu akşam da sahaya yansıtmayı hedefleyen Fenerbahçe’de oyuncuların maç saatini beklediği ifade ediliyor.Kadrosundaki yıldız isimlerle rakip savunmayı zorlaması beklenen sarı-lacivertli ekip, maçın ilk dakikalarından itibaren oyunu rakip yarı sahaya yıkmayı planlıyor. Orta saha mücadelesi ve kanat organizasyonları, karşılaşmanın kilit noktaları arasında gösteriliyor.Fenerbahçe için bu akşamki mücadele yalnızca üç puan değil, aynı zamanda sezonun geri kalanı adına da önemli bir mesaj niteliği taşıyor. Sarı-lacivertliler, sahadan galibiyetle ayrılarak yoluna emin adımlarla devam etmeyi hedefliyor.Konyaspor cephesinde ise deplasmanda oynanacak bu zorlu karşılaşma öncesi temkinli bir hazırlık süreci dikkat çekiyor. Yeşil-beyazlı ekip, güçlü rakibi karşısında oyunu dengede tutmayı ve fırsat anlarını değerlendirmeyi amaçlıyor. Teknik direktörün, savunma disiplinini ön planda tutan bir oyun planı üzerinde durduğu ifade ediliyor.
Dev Maçta Her Şey Var,Galip Yok
Trendyol Süper Lig’de haftanın en çok merak edilen karşılaşmalarından biri olan Trabzonspor–Beşiktaş derbisi, futbolseverlere unutulmaz bir 90 dakika yaşattı. Papara Park’ta oynanan mücadele, iki takımın da üstünlüğü ele geçirmek için büyük çaba sarf ettiği, temposu ve heyecanı yüksek bir oyunla 3-3 beraberlikle sonuçlandı.Karşılaşmaya etkili başlayan taraf Beşiktaş oldu. Siyah-beyazlılar, ilk yarıda yakaladığı fırsatları iyi değerlendirerek skor avantajını erken ele geçirdi. Hücumda organize bir görüntü sergileyen Beşiktaş, kısa sürede bulduğu gollerle Trabzonspor savunmasını zor durumda bıraktı ve farkı açmayı başardı. Ancak maçın kırılma anlarından biri, Beşiktaş’ın ilk yarıda gördüğü kırmızı kart oldu. Bu an, oyunun dengesini tamamen değiştirdi.Eksik kalmasına rağmen Beşiktaş mücadeleden kopmamaya çalışırken, Trabzonspor tribün desteğini de arkasına alarak oyunun kontrolünü yavaş yavaş eline aldı. Bordo-mavililer, özellikle ikinci yarıda baskıyı artırdı, kanatları daha etkili kullanmaya başladı ve rakip ceza sahasında daha fazla görünür oldu. Bulunan gollerle fark erirken, maçın temposu zirveye çıktı.Son bölümde Trabzonspor’un baskısı sonuç verdi ve ev sahibi ekip skoru eşitlemeyi başardı. Kalan dakikalarda iki takım da galibiyet golü için risk alsa da savunmalar hata yapmadı ve karşılaşma 3-3’lük skorla tamamlandı.Bu sonuçla her iki takım da hanesine birer puan yazdırdı.
Trabzon’da Derbi Zamanı
Trabzonspor ile Beşiktaş,Süper Lig’de haftanın en dikkat çeken karşılaşmasında bu akşam kozlarını paylaşıyor. Papara Park’ta oynanacak mücadele,hem zirve yarışını hem de iki takımın sezon gidişatını yakından ilgilendiriyor.Tribünlerin tamamen dolması beklenen derbi,futbolseverler için yüksek tempolu ve sert bir 90 dakikaya sahne olmaya aday.Trabzonspor, iç sahadaki güçlü kimliğini bu maçta da sahaya yansıtmak istiyor.Bordo-mavililer özellikle hücum hattındaki üretkenliği ve taraftar desteğini avantaja çevirmeyi hedefliyor.Karadeniz ekibi için bu karşılaşma,hem moral hem de ligde zirve yarışına devam etme açısından büyük önem taşıyor.Beşiktaş cephesinde ise deplasmandan alınacak puan ya da puanlar kritik.Siyah-beyazlılar,büyük maçlarda ortaya koyduğu reaksiyon gücünü Trabzon deplasmanında da göstermek istiyor.Teknik ekip, oyunun kontrolünü elinde tutarak tempoyu dengelemeyi ve fırsat anlarını değerlendirmeyi planlıyor.İki takım arasındaki rekabet geçmişte olduğu gibi yine sert ikili mücadelelere,taktik savaşlara ve anlık bireysel performanslara sahne olabilir.Orta saha mücadelesinin maçın kaderini belirlemesi beklenirken,savunma hataları ve duran toplar sonuca doğrudan etki edebilir.Trabzonspor – Beşiktaş derbisi,Süper Lig’de haftanın nabzını tutacak karşılaşma olarak öne çıkıyor.Sahadan çıkacak sonuç,yalnızca haneye yazılacak puanları değil,iki camianın önümüzdeki haftalara bakışını da şekillendirecek.
Aslan Antalya’da Kükredi.
Galatasaray, Süper Lig’de oynadığı son karşılaşmada Antalyaspor deplasmanından 4–1’lik net bir galibiyetle ayrılarak zirve yarışındaki iddiasını güçlü şekilde sürdürdü. Sarı-kırmızılılar, maça yüksek tempo ve agresif oyun anlayışıyla başlayarak erken dakikalarda üstünlüğü ele geçirdi.Karşılaşmanın başında rakip yarı sahada baskı kuran Galatasaray, bulduğu erken gollerle oyunun kontrolünü tamamen eline aldı. Hücum hattındaki hareketlilik ve hızlı pas trafiği Antalyaspor savunmasını zor durumda bırakırken, ilk yarı boyunca skor ve oyun üstünlüğü konuk ekipteydi.İkinci yarıda da disiplinli oyunundan kopmayan Galatasaray, farkı artıran golle rahatladı. Antalyaspor’un bulduğu gol kısa süreli bir umut yaratsa da sarı-kırmızılı ekip oyundaki dengeyi bozmadı ve tecrübesini sahaya yansıttı. Maçın son bölümünde gelen gol, Galatasaray’ın galibiyetini perçinledi.Bu sonuçla Galatasaray, deplasmanda aldığı farklı galibiyetle hem moral buldu hem de ligdeki liderlik yürüyüşünü sürdürdü. Hücum gücü, takım savunması ve maçın genelindeki kontrolcü oyun, teknik heyet adına olumlu sinyaller verdi. Antalyaspor ise güçlü rakibi karşısında zaman zaman direnç gösterse de sahadan puansız ayrıldı.
Aslan Antalya Deplasmanında
Galatasaray,Süper Lig’in 16. haftasında bugün deplasmanda Antalyaspor’a konuk oluyor. Turuncu-beyazlı ekip ile sarı-kırmızılılar arasındaki mücadele saat 20.00’de Corendon Park’ta başlayacak ve beIN Sports 1’den canlı olarak ekranlara gelecek.Galatasaray,bugün zorlu rakibi karşısında sahaya çıkarken hedefini net koymuş durumda: kazanmak ve üst sıralardaki yerini korumak. Teknik direktör Okan Buruk ve öğrencileri, hafta boyunca yapılan hazırlıkların karşılığını sahaya yansıtmak istiyor.Karşılaşma öncesi Galatasaray cephesinde teknik heyetin en çok üzerinde durduğu konu oyun disiplini oldu. Okan Buruk’un oyuncularıyla yaptığı toplantılarda özellikle savunma konsantrasyonu ve geçiş oyunlarına dikkat çektiği öğrenildi. Deplasman maçlarının zorluklarının farkında olan Buruk, takımından sabırlı ve kontrollü bir oyun bekliyor.Antalyaspor ise özellikle iç saha maçlarında daha agresif ve dirençli bir oyun ortaya koyuyor. Taraftar desteğini arkasına alarak tempoyu yükseltmeyi seven Akdeniz ekibi, hızlı hücumlarla Galatasaray savunmasını zorlamayı planlıyor. Savunma güvenliğini elden bırakmadan oynayan Antalyaspor, geçiş oyunlarında yakalayacağı fırsatlarla skor üretmeyi amaçlıyor.Galatasaray bu mücadeleden galibiyetle ayrılarak zirve yarışındaki yerini güçlendirmek isterken,Antalyaspor ise güçlü rakibi karşısında alacağı bir sonuçla hem moral kazanmak hem de ligde güvenli bölgede kalma adına önemli bir adım atmak istiyor.
Fenerbahçe Avrupa’da Gövde Gösterisi Yaptı
Fenerbahçe,UEFA Avrupa Ligi’nin son hafta mücadelesinde deplasmanda karşılaştığı Brann engelini farklı geçerek Avrupa sahnesinde güçlü bir mesaj verdi. Maçın başlangıcından itibaren oyunun kontrolünü eline alan Fenerbahçe,rakip yarı sahada kurduğu baskının karşılığını çok erken aldı.Henüz 5.dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun ceza sahası içine yaptığı etkili koşu sonrası kaydettiği gol,karşılaşmanın temposunu belirleyen ilk an oldu.Bu golle özgüveni artan Fenerbahçe,topa sahip olma oranını yükselterek rakibini kendi yarı sahasına hapsetti.İlk yarının son bölümüne gelindiğinde sahneye çıkan Talisca,adeta gecenin yıldızı oldu.Brezilyalı yıldız,36.dakikada ceza sahası dışından gönderdiği sert şutla farkı ikiye çıkarırken,44.dakikada attığı ikinci golle hem kendisinin hem de takımının moralini yükseltti.Bu bölümde Brann’ın 10 kişi kalması da oyundaki üstünlüğümüzü iyice belirgin hâle getirdi.Karşılaşmanın ikinci yarısında da tempo düşmedi.Fenerbahçe hem topa hükmetti hem de hızlı geçiş oyunlarıyla rakip savunmayı zorlamaya devam etti.Talisca,65.dakikada tamamladığı şık atakla hat-trick’ini ilan etti ve gecenin skorunu tayin etti.Bu sonuçla Fenerbahçe, gruptan çıkma yarışında önemli bir adım attı ve hem taraftarına hem de Avrupa kamuoyuna güçlü bir mesaj gönderdi.Oyun disiplini,hücum çeşitliliği ve yıldız oyuncuların etkili performansı,sarı-lacivertlilerin Avrupa sahnesindeki iddiasını bir kez daha ortaya koydu.
Fenerbahçe’de Brann Deplasmanında Hedef 3 Puan
Temsilcimiz Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nde bu akşam Norveç temsilcisi SK Brann’a konuk oluyor.Sarı-lacivertliler için mücadele, hem puan durumu hem de üst tura çıkma ihtimali açısından büyük önem taşıyor. Avrupa sahnesinde istikrarlı bir görüntü vermek isteyen Fenerbahçe, deplasmandan avantajlı bir skorla dönmeyi hedefliyor.Maç, Norveç’in Bergen kentindeki Brann Stadion’da oynanacak ve yüksek tempolu, sert bir mücadele bekleniyor. Hava koşullarının soğuk ve rüzgârlı olması, karşılaşmanın temposunu etkileyebilir. Fenerbahçe teknik direktörü Domenico Tedesco’nun bu nedenle oyunu kontrol etmeye dayalı bir planla sahaya çıkması bekleniyor.Sarı-lacivertlilerde karşılaşma öncesinde bazı eksikler teknik heyetin elini zorluyor. Ağrıları bulunan Marco Asensio’nun durumu belirsizliğini korurken, Semedo ve Çağlar Söyüncü kadroda yer almıyor. Ayrıca Jhon Durán, önceki maçta gördüğü kırmızı kart nedeniyle bu mücadelede forma giyemeyecek. Buna karşın takımın önemli hücum silahlarından En-Nesyri’nin ilk 11’de yer alması bekleniyor.Brann cephesinde ise karşılaşma, grup aşamasını prestijli bir sonuçla bitirme fırsatı olarak görülüyor. Norveç ekibi özellikle iç sahadaki yüksek mücadele gücü ve disiplinli oyunu ile biliniyor. Fenerbahçe’nin bu sert yapıyı çözmek için topa sahip olma oranını yüksek tutması ve kanatları etkili kullanması gerekecek.Fenerbahçe için bu akşamki maç yalnızca üç puan değil, Avrupa’daki hedeflere tutunmak adına psikolojik bir eşik niteliği taşıyor.
Galatasaray Fransa’da Maglup Oldu.
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nin 6. haftasında Fransız temsilcisi AS Monaco’ya konuk oldu Stade Louis-II’de oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılı ekip mücadele gücü yüksek bir oyun ortaya koysa da aradığı golü bulamadı. İlk yarı dengeli bir oyunla geçerken Galatasaray özellikle kanatlardan geliştirdiği ataklarla etkili olmaya çalıştı ancak Monaco savunması açık vermedi.Mücadelenin ikinci yarısında tempo yükseldi. Galatasaray, rakip yarı sahada daha fazla görünmeye başlasa da son paslarda ve bitiricilikte istediğini bulamadı. Monaco ise hızlı hücumlarla tehlike yaratırken, 68. dakikada Folarin Balogun’un attığı golle öne geçti. Bu gol aynı zamanda maçın skorunu belirledi.Galatasaray’da karşılaşmanın dikkat çeken anlarından biri, kaleci Uğurcan Çakır’ın yaşadığı sakatlık oldu. Tecrübeli file bekçisi oyuna devam edemedi ve yerini Günay Güvenç’e bıraktı.Maçın ardından Galatasaray cephesinde üzüntü hâkimdi. Takım adına açıklama yapan Barış Alper Yılmaz, iyi mücadele ettiklerini ancak değerlendiremedikleri pozisyonların sonucu belirlediğini söyledi. Bu yenilgiyle birlikte sarı-kırmızılılar puanını 9’da bırakarak son grup maçı öncesi işini zora soktu. Monaco ise aldığı galibiyetle puanını 9’a yükseltti ve grupta iddiasını sürdürdü.Galatasaray, kalan maçında alacağı sonuçla hem sıralamadaki yerini hem de Avrupa’daki kaderini belirleyecek. Şampiyonlar Ligi’nde her puanın büyük önem taşıdığı bu dönemde sarı-kırmızılıların nasıl bir reaksiyon vereceği merakla bekleniyor.
Galatasaray Avrupa’da Kritik Virajda
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşamasının 6. ve son haftasında bu akşam Fransa temsilcisi AS Monaco ile deplasmanda karşı karşıya geliyor. Avrupa arenasındaki yolculuğinde son viraja giren sarı-kırmızılılar, hem grup sıralaması hem de tur umutları açısından büyük önem taşıyan bu mücadeleden avantajlı bir sonuçla ayrılmayı hedefliyor. Karşılaşma, Monaco’nun dünyaca ünlü Stade Louis II Stadı’nda TSİ 23.00’te başlayacak.Sarı-kırmızılı ekip, grupta şu ana kadar hem etkileyici hem de inişli çıkışlı bir performans sergiledi. Özellikle hücum hattındaki üretkenliğiyle dikkat çeken Galatasaray, deplasmanlarda aldığı kritik puanlarla yarışın içinde kalmayı başardı. Ancak bu akşamki karşılaşma, yalnızca futbol kalitesiyle değil, aynı zamanda turnuvanın geleceği açısından da belirleyici bir eşik niteliği taşıyor. Teknik kadro, oyunculara hem tempolu hem de dengeli bir oyun planı hedeflerken konsantrasyonun maç boyunca en üst seviyede tutulması gerektiğinin altını çiziyor.Rakip Monaco ise kendi liginde olduğu gibi Avrupa’da da atletik yapısı, hızlı hücum geçişleri ve bireysel yeteneğe sahip oyuncularıyla tehlikeli bir ekip görüntüsünde. Ev sahibi olmanın avantajını kullanmak isteyen Fransız temsilcisi, özellikle iç sahada etkili oyunuyla biliniyor. Bu nedenle Galatasaray’ın savunma hattının uyumu, orta sahadaki pres seviyesi ve hızlı hücumlarda göstereceği verim, maçın kaderini belirleyecek temel unsurlar arasında yer alıyor.
Gol Düellosun’da Kazanan Çıkmadı.
Beşiktaş, Süper Lig’in 15. haftasında Vodafone Park’ta Gaziantep FK’yı konuk etti. Mücadeleye hızlı başlayan taraf deplasman ekibi oldu. Konuk ekip, 7. dakikada Bayo’nun attığı golle Beşiktaş savunmasını hazırlıksız yakalayarak 1-0 öne geçti. Bu şok golün ardından oyunun kontrolünü ele alan Beşiktaş, özellikle kanatlardan geliştirdiği ataklarla rakip kalede etkili olmaya başladı.Siyah-beyazlılar aradığı golü 35. dakikada buldu. Ceza sahası içindeki karambolde topu önünde bulan El Bilal Touré, düzgün bir vuruşla skoru 1-1’e getirdi. Golün ardından tempo iyice yükselirken Beşiktaş taraftarı oyuna desteğini artırdı. İlk yarının kalan bölümünde her iki ekip de pozisyonlar bulsa da skor değişmedi ve devre 1-1 sona erdi.İkinci yarı yine hızlı başladı. Gaziantep FK, 66. dakikada bir kez daha Bayo’nun sahneye çıkmasıyla 2-1’lik üstünlüğü yakaladı. Bu gol, Beşiktaş tribünlerinde kısa süreli bir sessizlik yaratsa da takım çabuk reaksiyon verdi. Siyah-beyazlılar, 70. dakikada Tammy Abraham’ın klas dokunuşuyla skoru yeniden dengeledi ve umutlarını tazeledi.Maçın son bölümü tamamen Beşiktaş’ın baskısıyla geçerken, kaçan fırsatlar taraftarı adeta saç baş yoldurttu. Sergen Yalçın’ın öğrencileri galibiyet için yüklenmeye devam etti ancak son vuruşlardaki eksiklikler nedeniyle aradıkları golü bulamadı. Karşılaşma 2-2 eşitlikle tamamlandı.Beşiktaş bu sonuçla evinde galibiyet özlemini 4 maça çıkardı ve puanını 25’e yükseltti.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 23-juventus(1993)
1990’ların başı, Juventus için büyük dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdi. Torino devinin alışık olduğu lig ve Avrupa başarıları bir süreliğine sekteye uğramış, takım yeni bir yapılanma arayışına girmişti. İşte tam da bu dönemde gelen 1992-1993 UEFA Kupası zaferi, Juventus’un hem İtalya’da hem de Avrupa’da yeniden yükselişinin sembolü hâline dönüştü. Bu şampiyonluk, kulübün altın yıllarını başlatan bir mihenk taşı olarak futbol tarihindeki yerini aldı.Juventus, turnuvanın başından itibaren güçlü bir oyun kimliği ortaya koydu. Teknik direktör Giovanni Trapattoni, deneyimini genç ve dinamik kadroyla harmanlayarak hem sert hem de akılcı bir futbol oynattı. Takımın hücum hattında parlayan yıldız Roberto Baggio, bu dönemin en belirleyici figürlerinden biriydi. Baggio’nun yaratıcılığı, oyunu yönlendirme becerisi ve kritik anlarda sahneye çıkması, Juventus’un Avrupa yolculuğunu adeta bir futbol şölenine dönüştürdü.1993 finali, Juventus’un gücünü en net gösterdiği anlardan biriydi. Rakipleri Borussia Dortmund, Almanya’nın yükselen takımlarından biri olmasına rağmen Juventus’un tempolu, teknik ve organize futbolu karşısında çaresiz kaldı. Finalin iki ayağında da üstünlüğünü ortaya koyan Juventus, toplamda 6-1 gibi ezici bir skorla kupaya uzandı. Bu skor, sadece bir zafer değil; İtalyan futbolunun o dönem Avrupa’daki baskın gücünün bir yansımasıydı.Bu şampiyonluğun kulüp kültüründe ayrı bir yeri vardır. Çünkü hem ekonomik hem sportif anlamda kulübün yeniden yapılanmasının önünü açmıştır.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 52-Sven-Goran Eriksson
Eriksson’un teknik direktörlük yolculuğu, 1970’lerin sonunda İsveç’te başlamıştı. İlk çıkışını küçük bir kulüp olan Degerfors IF ile yaptı. Takımı kısa sürede disiplinli ve modern bir oyuna taşıması, geniş futbol çevrelerinin dikkatini çekti. Onun gerçek anlamda sahneye çıkışı ise IFK Göteborg döneminde oldu. 1982’de UEFA Kupası’nı kazanarak hem İsveç futbolunda tarihi bir başarıya imza attı hem de Avrupa kıtasında adının ağırlığını duyurdu. O dönem için bir İsveç kulübünün Avrupa’da kupa kazanması sıra dışı bir olaydı ve Eriksson’un yükselişinin başlangıcıydı.Göteborg’daki parlak performansının ardından İtalya kapıları açıldı. AS Roma, Fiorentina ve özellikle Lazio dönemleri, Eriksson’un taktik ustalığını Serie A’nın zorlu rekabeti içinde gösterdiği yıllardı. Lazio’da 1999-2000 sezonunda elde ettiği Serie A şampiyonluğu, kariyerinin en önemli doruk noktalarından biri oldu. Aynı sezon Coppa Italia ve Süper Kupa’yı da kazanarak kulübü adeta rönesans dönemine soktu.Takımının pas oyununa dayalı dengeli yapısı, o dönem Serie A’nın sert rekabet ortamında bile ayakta duran bir futbol felsefesine dönüşmüştü.Eriksson’un kariyerinin en çok konuşulan bölümlerinden biri,2001’de başlayan İngiltere Millî Takımı dönemi oldu.Eriksson yönetimindeki İngiltere, üç büyük turnuvada (2002 Dünya Kupası, 2004 Avrupa Şampiyonası, 2006 Dünya Kupası)çeyrek final aşamasına kadar yükseldi.Sonrası Manchester City, Leicester City, Benfica Meksika, Fildişi Sahili ve Filipinler millî takımlarını çalıştırdı
Trabzonspor Zorlu Göztepe Deplasmanında 3 Puanı Aldı.
Trabzonspor, Süper Lig’in 15. haftasında deplasmanda karşılaştığı Göztepe’yi 2-1 mağlup ederek haftayı galibiyetle kapattı. Bu sonuçla bordo-mavililer ligde ikinci sıraya yükselirken, oynanan mücadele yüksek tempo, sert temaslar ve kritik anlarla dikkat çekti.Karşılaşmanın yıldızı kuşkusuz Ernest Muçi oldu. Trabzonspor’un iki golünü de atan başarılı oyuncu, 46. dakikada takımını öne geçirdi, 76. dakikada ise skoru 2-0’a taşıdı. Muçi böylece son haftalardaki çıkışını sürdürerek üç maçta beş gole ulaştı ve takımının hücum yükünü neredeyse tek başına sırtladı.Göztepe ise 85. dakikada Anthony Dennis’in golüyle umutlandı fakat bu çaba puan almaya yetmedi. Maçın son bölümlerine doğru tansiyon yükseldi; Trabzonspor’da Wagner Pina 78. dakikada, Göztepe’de Rhaldney ise uzatma dakikalarında kırmızı kart gördü. Her iki takım da maçı 10 kişi tamamladı.Trabzonspor cephesinde kırmızı kartın yanı sıra önemli bir eksik daha oluştu. Wagner Pina’nın yanı sıra Paul Onuachu da kart cezalısı durumuna düştü. Bu nedenle bordo-mavililer gelecek hafta oynanacak kritik Beşiktaş karşılaşmasına iki önemli oyuncusundan yoksun çıkacak. Buna rağmen alınan üç puan camiada büyük bir moral kaynağı oldu ve takımın zirve yarışındaki iddiası güçlendi.
Fenerbahçe’ye Başakşehir Engeli
Fenerbahçe, Süper Lig’in 15. haftasında deplasmanda Başakşehir’e konuk oldu. Zorlu mücadeleye yüksek tempo ve kontrollü bir oyun anlayışıyla başlayan sarı-lacivertliler, ilk yarıda rakip kalede etkili pozisyonlar üretse de aradığı golü bulamadı. Başakşehir ise savunmada dengeli durarak fırsat kolladı.Karşılaşmanın ikinci yarısında oyunun ritmi yükseldi. Fenerbahçe, uzun süredir aradığı golü 64. dakikada buldu. Ceza sahasına gönderilen ortaya iyi yükselen Milan Skriniar’ın kafa vuruşu ağlarla buluşarak sarı-lacivertlileri 1-0 öne geçirdi. Bu gol, deplasman tribünlerini de ateşledi ve Fenerbahçe’nin oyuna daha fazla hakim olmasını sağladı.Ancak maçın son bölümü Fenerbahçe adına beklenildiği kadar rahat geçmedi. Başakşehir, dakikalar ilerledikçe risk alarak hücuma çıktı ve 81. dakikada Bertuğ Yıldırım’ın attığı golle skoru 1-1’e getirdi. Bu gol, oyunun dengesini yeniden kurarken Fenerbahçe kalan sürede yeniden öne geçmek için çabalasa da aradığı golü bulamadı.Karşılaşma 1-1’lik beraberlikle tamamlandı. Fenerbahçe, zorlu deplasmandan bir puanla dönse de liderlik yarışında önemli bir fırsatı değerlendiremedi. Özellikle 1-0 öne geçtikten sonra oyunu kontrol etme konusunda yaşanan dalgalanmalar teknik heyet ve taraftarlar tarafından sorgulanan noktalar arasında yer aldı.Genel olarak bakıldığında Fenerbahçe, galibiyete yakın olduğu bir maçta savunmada yaşadığı bir anlık zaaf nedeniyle iki puan kaybetmiş oldu.
Galatasaray Zorlandığı Mücadele’de Kazandı.
Trendyol Süper Lig’in 15. haftasında Galatasaray, Rams Park’ta ağırladığı Samsunspor’u son dakikalarda bulduğu golle 3–2 mağlup etti. Taraftarların büyük ilgi gösterdiği karşılaşma, yüksek tempo ve bol pozisyonlarıyla haftanın en heyecan verici maçlarından biri oldu. Sarı-kırmızılılar, ilk yarıda kurduğu üstünlüğü ikinci yarıda koruyamadı ancak uzatma dakikalarında gelen golle üç puanı hanesine yazdırdı.Galatasaray maça etkili başladı. Dakika 8’de sahneye çıkan Leroy Sané, ceza yayı üzerinden yaptığı klas vuruşla takımını 1–0 öne geçirdi. Hücumdaki agresif oyununu sürdüren sarı-kırmızılılar, 29. dakikada Victor Osimhen’in golüyle farkı ikiye çıkardı. İlk yarıyı rahat bir oyunla kapatan Galatasaray, devreye 2–0 üstünlükle girdi.İkinci yarıda tablo tamamen değişti. Mücadeleden kopmayan Samsunspor, baskıyı artırarak oyunun yönünü değiştirdi. 56. dakikada Anthony Musaba’nın golüyle fark bire indi ve konuk ekip oyuna yeniden tutundu. Kırmızı-beyazlılar 88. dakikada Emre Kılınç’ın şık golüyle skoru 2–2’ye getirerek Rams Park’ta büyük bir sessizlik yarattı.Maçın kaderi ise uzatma dakikalarında yazıldı. 90+3’te sahneye çıkan Victor Osimhen, ceza sahasında yaşanan karambol sonrası topu ağlara göndererek hem kendisinin ikinci hem de takımının üçüncü golünü attı. Bu gol, Galatasaray’a kritik üç puanı kazandırdı.Galatasaray bu sonuçla zirve yarışındaki iddiasını sürdürürken, Samsunspor ortaya koyduğu mücadeleyle alkış topladı.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları. 50-Oktay Derelioğlu
Türk futbolunun 90’lı yıllardaki en renkli figürlerinden biri olan Oktay Derelioğlu, hem yeteneği hem de sahadaki tavırlarıyla unutulmazlar arasına girdi. Çabukluğu, güçlü sol ayağı, sert vuruşları ve büyük maçlarda ortaya koyduğu performans onu çağının en özel hücum oyuncularından biri yaptı. Kariyeri başarılarla bezeli olduğu kadar tartışmalarla da çevrildi; tam da bu yüzden Türk futbol tarihinde ayrı bir köşeye sahip.1992–1999 yılları, hem Beşiktaş hem de Oktay adına altın dönem olarak hatırlanıyor. Bu süreçte attığı goller, asistler ve özellikle derbilerde sergilediği performans onu efsaneleştirdi. Galatasaray’a attığı 7 gol, kariyerindeki en çok konuşulan istatistikler arasındadır; hatta Ali Sami Yen’de attığı unutulmaz gol hâlâ derbi tarihinin en sembolik anlarından biri olarak anlatılır.Beşiktaş formasıyla toplamda 157 maça çıkan Oktay, 72 gol kaydetti. Hem ceza sahası santraforu gibi oynayabilmesi hem de kanatlara açılarak tehdit yaratması, onu dönemin modern forvet tanımlarına oldukça yakın kılıyordu.Fenerbahçe’de geçirdiği dönemde, istikrarlı bir performans sergileyemese de zaman zaman parıltılarını gösterdi. 2000–2002 arasındaki iki sezonda yaklaşık 40 maça çıktı ve kritik goller attı. O dönem Fenerbahçe kadrosundaki rekabet, onun sürekli ilk 11 oyuncusu olmasının önüne geçti.Fenerbahçe sonrası kariyeri sık takım değiştirdiği bir dönem hâline dönüştü. Trabzonspor, Yimpaş Yozgatspor, Diyarbakırspor, Akçaabat Sebatspor, Konyaspor, Gaziantepspor, Aydınsporda oynadı.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 3-Cristiano Ronaldo(280 +)
Cristiano Ronaldo, dünya futbol tarihinin en üretken golcülerinden biri olarak tanınsa da, kariyerinin bütününe bakıldığında asist becerileri de en az golcülüğü kadar dikkat çekici bir derinliğe sahiptir. Genellikle attığı gollerle manşetlere çıkan Ronaldo, oyun görüşü, pas zamanlaması ve fiziksel gücüyle takım arkadaşlarına da sayısız gol pozisyonu hazırlamış bir “tam paket” hücum oyuncusudur.Ronaldo’nun asist becerisinin temelinde geniş oyun görüşü yatar. Kariyerinin özellikle Real Madrid döneminde, ceza sahası çevresinde aldığı toplarla iki hamle sonrasını düşünebilen bir zeka sergilemiştir. Kaleye yakın bölgede bile yalnızca golü düşünmeyip, daha yüksek yüzdeyle sonuçlanacak pası görebilmiştir. Yan çizgiye çekildiğinde veya iki savunmacıyı üzerine aldığında, boşta kalan takım arkadaşını bulma konusunda istisnai bir sakinlik gösterir.Ronaldo’nun asist repertuarının önemli bir bölümü, topu taşıma becerisinden doğar. Yüksek hızda giderken dahi topu kontrol altında tutabilmesi, savunmayı üzerine çekmesini kolaylaştırır. Bu anlarda hem savunmanın dengesini bozar hem de takım arkadaşları için boş alan yaratır. Dripling sonrası doğru zamanda çıkarılan paslar, Ronaldo’nun özellikle Manchester United’daki ilk döneminde sıklıkla görülen bir asist türüdür.Kariyeri boyunca yüzlerce gole doğrudan katkı sunarken, onlarca asistle takım arkadaşlarını da gol yıldızına dönüştürmüştür.Asist becerileri, gol atma arzusu kadar güçlü bir futbol zekâsını gözler önüne serer.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 7-Gerd Müller(735)
Gerd Müller, futbol tarihinin en eşsiz sezgilerine sahip forvetlerinden biriydi. Onu diğer golcülerden ayıran en önemli özelliği, topun nereye düşeceğini adeta saniyeler öncesinden hissedebilmesiydi. Kalabalık ceza sahalarında bile topun geleceği noktayı kestirebilmesi, reflekslerini gol üretme makinesine dönüştürüyordu. Bu sezgisel gol koklama becerisi, kariyerinin neredeyse tamamında rakip savunmalar için çözülemez bir problem hâline geldi.Gerd Müller’in belki de en dikkat çeken yönü, bitiriciliğindeki olağanüstü çeşitlilikti. Hem sağ ayağıyla hem sol ayağıyla hem de kafasıyla goller bulabiliyordu. Yakın mesafe vuruşlarında son derece sakin, uzak vuruşlarda ise şaşırtıcı derecede sert ve isabetliydi. Birçok golcünün baskı altında acele edeceği anlarda Müller doğru zamanı bekleyip en küçük boşluğu bile değerlendirebiliyordu. Bu yetenek, ona “Bomber der Nation” (Ulusun Bombacısı) lakabını kazandırdı.Çok dar alanlarda bile çizgilerin ve rakiplerin arasında kendisine bir şut açısı yaratmayı başarıyordu. Rakip savunmacılar çoğu zaman ona yakın markaj uygulasalar bile Müller, milimetrik hareketlerle kendisine boşluk yaratıyordu. Özellikle sırtı dönük pozisyonlardaki dönüş yeteneği, onu zamanının en tehlikeli gol silahlarından biri hâline getirdi.Müller’in golcülüğünün temel taşlarından biri de oyunu çok hızlı okuyabilmesiydi.Müller’in ceza sahası içi hakimiyeti, oyunu okuma becerisi ve duygusal soğukkanlılığı bugün bile birçok genç forvet için bir ders niteliğindedir.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 15-Boca Juniors
Boca Juniors, yalnızca ülkesi içinde değil, dünya futbolunda da derin izler bırakmış bir kulüptür. 1905 yılında Buenos Aires’in La Boca mahallesinde kurulan kulüp, zaman içinde hem ulusal hem uluslararası sahnede sayısız başarıya ulaşmış, taraftar kültürü ve sportif performans açısından olağanüstü bir konuma yükselmiştir.Boca Juniors, Arjantin futbolunun en başarılı takımlarından biridir. Profesyonel ligin kuruluşundan bu yana kazandığı çok sayıda Primera División şampiyonluğu, kulübün istikrarını ve rekabet gücünü gözler önüne serer. Kulüp, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren istikrarlı bir şekilde zirve mücadelesi vermiş, dönem dönem ligde baskın bir güç hâline gelmiştir.Ligde kazandığı birçok şampiyonluğun yanı sıra, Copa Argentina ve Supercopa Argentina gibi ulusal kupalarda da önemli zaferler yaşamıştır. Boca Juniors’un tarihsel rekabeti ise hiç kuşkusuz River Plate ile oynanan Superclásico karşılaşmalarında daha da keskinleşmiş, bu mücadelelerde elde ettiği kritik galibiyetler kulübün yerel prestijini pekiştirmiştir.Boca Juniors’un dünya çapında tanınmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri, Güney Amerika’nın prestijli kulüp turnuvası olan Copa Libertadores’ta kazandığı şampiyonluklardır. Kulüp, birçok kez bu kupayı kazanarak kıtanın en güçlü kulüplerinden biri olduğunu kanıtlamıştır.Bununla beraber, Intercontinental Cup (Kıtalararası Kupa),Copa Sudamericana, Recopa Sudamericana gibi kıtasal kupalarda elde ettiler.
Derbide Kazanan Çıkmadı.
Süper Lig’in 14. haftasında Fenerbahçe ile Galatasaray arasında Kadıköy’de oynanan dev derbi, son saniyelerde gelen golle 1-1’lik eşitlikle sona erdi. Mücadele boyunca yüksek tempo ve tansiyonun hakim olduğu maçta iki takım da zaman zaman üstünlük kursa da karşılaşma beraberlikle sonuçlandı.Galatasaray, karşılaşmanın 27. dakikasında Leroy Sané’nin attığı golle 1-0 öne geçti. Sarı-kırmızılı ekip golün ardından oyunu daha fazla kontrol etmeye çalıştı ve devreye üstün giren taraf oldu. Fenerbahçe, ikinci yarıda tempoyu artırarak rakip kalede baskıyı yükseltti ancak uzun süre aradığı golü bulamadı.Maçın uzatma dakikalarında sahneye çıkan Jhon Durán, 90+5’te attığı golle Fenerbahçe’ye beraberliği getirdi. Bu gol, tribünlerde büyük bir coşku yaratırken karşılaşmanın da kaderini değiştirdi. Fenerbahçe, son anlarda bulduğu golle sahadan 1 puanla ayrılırken, Galatasaray ise galibiyeti koruyamamanın üzüntüsünü yaşadı.Bu sonuçla Galatasaray puanını 33’e yükselterek liderliğini sürdürdü. Fenerbahçe ise 32 puana ulaşıp zirvenin bir puan gerisinde kaldı. Derbi, şampiyonluk yarışının ne kadar çekişmeli geçeceğinin bir kez daha göstergesi oldu. İki takım da sahaya kazanmak için çıkmış olsa da mücadele sonunda puanlar paylaşıldı.
Asırlık Rekabetin Hikâyesi
İşte Türk futbolunun en köklü rekabeti olan Fenerbahçe – Galatasaray derbisi tarihi. Türk futbolunun en köklü rekabeti olan Fenerbahçe – Galatasaray derbisi, 115 yılı aşan tarihiyle yalnızca bir maçın çok ötesine geçerek bir kültür, bir kimlik mücadelesi hâline geldi. Avrupa’nın da en büyük derbileri arasında gösterilen bu karşılaşma, ilk kez 17 Ocak 1909’da oynandı ve Galatasaray’ın 2-0’lık galibiyetiyle tarihe geçti. O günden bu yana iki kulüp arasındaki rekabet, futbolun tüm dinamiklerini değiştiren dev bir yapıya dönüştü.Derbinin temelleri, iki kulübün kuruluş felsefelerindeki farklılıklara dayanıyor. Galatasaray, 1905’te bir okul geleneğinin ürünü olarak kuruldu ve kısa sürede örgütlü bir spor kültürüne sahip oldu. Fenerbahçe ise 1907’de daha çok halk tabanından gelen bir güçle doğdu. Bu iki farklı yapı, sahadaki rekabeti sosyal bir çekişmeye dönüştürerek derbinin yıllar boyunca büyümesini sağladı.Tarihte unutulmaz derbiler arasında Fenerbahçe’nin 2002’de Kadıköy’de elde ettiği 6-0’lık galibiyet ilk sırada yer alıyor. Serhat Akın’ın yıldızlaştığı bu maç, rekabet tarihinin en çok konuşulan karşılaşmalarından biri oldu. Öte yandan Galatasaray’ın 1911’de aldığı 5-1’lik zafer, sarı-kırmızılıların erken dönem üstünlüğünü simgeleyen maçlardan biri olarak kayıtlara geçti. Fenerbahçe’nin Kadıköy’de 1999’dan 2020’ye kadar süren 20 yıllık yenilmezlik serisi ise derbinin psikolojik boyutunu belirleyen en çarpıcı dönemlerden biri oldu.
Kadıköy’de Dev Derbi!
Süper Lig’de haftanın maçı, hatta sezonun en kritik karşılaşmalarından biri bugün Kadıköy’de oynanacak. Fenerbahçe ile Galatasaray, şampiyonluk yarışını doğrudan etkileyecek dev derbide karşı karşıya gelirken, nefesler tutulmuş durumda. Fenerbahçe, son dönemde yaşadığı puan kayıplarını telafi ederek zirvedeki iddiasını sürdürmek istiyor. Sarı-lacivertliler, derbiye tam kadro yakın bir şekilde hazırlanırken, teknik direktör ekibi maçın önemine dikkat çekerek taraftarın desteğine vurgu yaptı.Galatasaray cephesinde ise hedef net: Kadıköy’de sahadan 3 puanla ayrılmak. Sarı-kırmızılılar, hafta boyunca tempolu bir hazırlık süreci geçirirken özellikle hücum organizasyonlarına yoğunlaştı.Fenerbahçe’de gözler yıldız golcüde ve orta saha liderlerinde olacak. Takımın hücumdaki bitiriciliği, derbinin kaderini belirleyebilir.Galatasaray’da ise kanat oyuncularının hız ve yaratıcılığı öne çıkıyor. Ayrıca orta sahadaki denge oyuncularının performansı, oyunun yönünü belirleyecek kritik bir unsur olacak.Haftalardır satışı devam eden biletler tükendi ve Ülker Stadyumu’nda tamamen dolu tribünler bekleniyor. Güvenlik önlemleri artırılırken, maçın yüksek tansiyonlu bir mücadeleye sahne olacağı öngörülüyor.Her iki kulüp için de puansal ve psikolojik değeri son derece yüksek olan bu karşılaşma, sezonun kırılma anlarından biri olabilir. Kazanan taraf yalnızca 3 puan almayacak; aynı zamanda moral, özgüven ve yarışta önemli bir avantaj elde edecek.
Beşiktaş Kazanmasını Bildi.
Trendyol Süper Lig’in 14. haftasında Beşiktaş, deplasmanda Fatih Karagümrük’e konuk oldu. Siyah-beyazlılar, zor geçmesi beklenen karşılaşmadan 2-0’lık net bir galibiyetle ayrılarak haftayı kayıpsız kapattı. Maça etkili başlayan Beşiktaş, oyunun temposunu büyük ölçüde kontrol eden taraf oldu.Karşılaşmanın ilk golü, son haftalarda yükselen form grafiği ile dikkat çeken Jota Silva’dan geldi. Portekizli oyuncu, 29. dakikada ceza sahasında bulduğu fırsatı iyi değerlendirerek takımını 1-0 öne taşıdı. Bu golün ardından daha fazla risk alan Karagümrük savunmada açıklar vermeye başladı.Beşiktaş, ikinci yarıda oyunun kontrolünü tamamen eline aldı ve 57. dakikada El Bilal Touré sahneye çıktı. Genç golcü, savunma arkasına yaptığı koşu sonrası topu ağlara göndererek skoru 2-0’a getirdi. Bu gol, hem Karagümrük’ün direncini kırdı hem de Beşiktaş’ın oyunu rahat yönetmesini sağladı.Mücadelenin kalan bölümünde Beşiktaş savunması başarılı bir performans sergiledi ve rakibine gol şansı tanımadı. Bu sonuçla siyah-beyazlılar, bu sezonki üçüncü “gol yemeden kazanılan” maçını oynamış oldu. Defansta gösterilen disiplin ve hücum hattının üretkenliği, taraftarları memnun eden unsurların başında geldi.Galibiyetle birlikte Beşiktaş puanını 24’e yükseltti ve ligde maç fazlasıyla 5. sıraya yerleşti.yükseltti ve ligde maç fazlasıyla 5. sıraya yerleşti. Teknik heyet, özellikle deplasmanda alınan bu galibiyetin moral açısından büyük önem taşıdığı görüşünde.
Trabzonspor Evinde Rahat Kazandı.
Trabzonspor,Süper Lig’de Konyaspor’u sahasında 3-1 mağlup ederek önemli bir galibiyete imza attı. Mücadeleye tutuk başlayan bordo-mavililer, ilk yarının ortalarında kalesinde gördüğü golle 1-0 geriye düştü. Ancak teknik direktörün oyuna müdahaleleri ve oyuncuların reaksiyonu, maçın kaderini tamamen değiştirdi.Karşılaşmanın kırılma anı, ilk yarının son bölümünde kazanılan penaltı oldu. Trabzonspor, bu pozisyonla skoru dengeleyerek soyunma odasına moral üstünlüğüyle gitti. İkinci yarıya çok daha agresif başlayan Karadeniz ekibi, önce Paul Onuachu, ardından Ernest Muçi ile peş peşe goller bularak maçı kontrol altına aldı. Özellikle Onuachu’nun bitiriciliği ve Muçi’nin oyuna dinamizm katan performansı, tribünlerden büyük alkış topladı.Savunmada zaman zaman yapılan hatalar dikkat çekse de Trabzonspor’un maç boyunca gösterdiği direnç ve geri dönüş karakteri öne çıktı. İlk gol sonrası paniğe kapılmayan bordo-mavililer, oyunun temposunu yükselterek hem skoru çevirdi hem de üç puanı hanesine yazdırmayı başardı. Bu galibiyet, zirve yarışında kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.Teknik ekibin maç sonu değerlendirmelerine göre Trabzonspor’un özellikle hücumdaki üretkenliği ve ikinci yarıdaki baskın oyunu memnuniyet yarattı. Ancak savunmada yaşanan konsantrasyon kayıpları konusunda çalışmaların süreceği belirtiliyor. Taraftarlar ise alınan galibiyetten mutlu olsa da daha istikrarlı bir savunma performansı beklendiğini sosyal medyada sıkça dile getirdi.
Kadıköy’de Kazanan Çıkmadı
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nin 5. haftasında Kadıköy’de ağırladığı Ferencváros ile 1-1 berabere kalarak sahadan 1 puanla ayrıldı. Maç boyunca zaman zaman oyunun kontrolünü elinde tutan sarı-lacivertliler, çok sayıda gol pozisyonu üretmesine rağmen istediği sonucu alamadı ve galibiyeti kaçırdı.Karşılaşmanın golleri ikinci yarıda geldi. Konuk ekip, 66. dakikada Barnabás Varga’nın attığı golle 1-0 öne geçti. Bu golün hemen üç dakika sonrasında Fenerbahçe, Anderson Talisca’nın ceza sahası dışından gönderdiği etkili şutla skoru 1-1’e getirdi. Bu dakikadan sonra oyun tamamen Fenerbahçe’nin kontrolüne geçse de sarı-lacivertliler aradığı ikinci golü bulamadı.Mücadelenin son bölümünde Fenerbahçe kritik bir darbe aldı. 90+3. dakikada Jhon Duran, VAR incelemesinin ardından kırmızı kart görerek takımını 10 kişi bıraktı. Bu kart hem maçın kalan bölümünü zorlaştırdı hem de takımın bir sonraki Avrupa maçında önemli bir eksik yaratmış oldu.Maçın dikkat çeken isimlerinden biri genç stoper Yiğit Efe Demir’di. Avrupa arenasında ilk kez 11’de sahaya çıkan genç oyuncu, yaptığı kritik müdahalelerle alkış topladı. Ancak 73. dakikada yaşadığı sakatlık nedeniyle oyundan çıkmak zorunda kaldı. Öte yandan savunmanın solunda görev alan Levent Mercan da kariyerinde ilk kez bir Avrupa maçında forma giyerek önemli bir tecrübe kazandı.Bu sonuçla Fenerbahçe puanını 8’e yükseltirken Ferencváros 11 puana ulaştı.
Fenerbahçe’de Hedef 3 Puan
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nde bu akşam kendi sahasında Ferencvaros’u konuk ederek gruptaki kaderini büyük ölçüde belirleyecek bir karşılaşmaya çıkıyor. Fenerbahçe,grupta geride kalan dört maçta topladığı puanlarla iddiasını sürdürse de,alınacak bir galibiyet hem moral hem de sıralama açısından büyük önem taşıyor.Kadıköy’de oynanacak mücadelenin saat 20.45’te başlaması bekleniyor.Fenerbahçe,Avrupa arenasında daha disiplinli ve kontrollü bir oyun ortaya koyuyor.Teknik ekip, taraftar desteğinin de katkısıyla bu karşılaşmanın bir kırılma noktası olabileceğini düşünüyor.Özellikle maçın temposunu belirleme, orta alan hakimiyeti ve kanat organizasyonları bu mücadelede ön plana çıkacak başlıklar arasında gösteriliyor.Fenerbahçe’de sakatlıklar ve cezalar nedeniyle bazı oyuncuların forma giyemeyecek olması teknik direktörü zorlayacak gibi duruyor.Eksiklere rağmen sarı-lacivertliler, özellikle ev sahibi avantajı ve geniş kadro rotasyonu sayesinde maçın kontrolünü elinde tutmayı hedefliyor.Rakip Ferencvaros ise Avrupa Ligi’nde son dönemde ortaya koyduğu mücadeleci oyun ile dikkatleri üzerine çekiyor.Macar temsilcisi, İstanbul’a puan almak için geldi ve özellikle hızlı hücumlarla etkili olmayı planlıyor.Deplasman oyununu iyi oynayan Ferencvaros,Fenerbahçe savunmasının zaaflarını değerlendirmek adına pres gücünü yüksek tutmayı hedefleyecek.Bu akşam alınacak sonuç, Fenerbahçe’nin gruptaki konumunu doğrudan etkileyecek.
Galatasaray’a Avrupa’da Şok
Galatasaray, Şampiyonlar Ligi’nde sahasında ağırladığı Union Saint-Gilloise karşısında beklenmedik bir yenilgi aldı. İstanbul’daki mücadeleyi 1-0 kaybeden sarı-kırmızılılar, bu sonuçla hem evindeki yenilmezlik serisini hem de Avrupa’daki çıkışını sekteye uğratmış oldu.Maçın ilk yarısı dengeli başlasa da Galatasaray zaman zaman oyunu kontrol eden taraf oldu. Ancak hücumdaki eksiklerin etkisi hissedildi. Victor Osimhen ve Yunus Akgün’ün sakat olması, yaratıcı ve bitirici hamlelerin azalmasına yol açtı. Buna rağmen ilk yarıda iki tehlikeli pozisyon yaşayan taraf Union oldu; Sara’nın vuruşu ve Sykes’in kafa şutu direkten döndü.Karşılaşmanın kırılma anı 57. dakikada yaşandı. Union Saint-Gilloise hızlı çıktığı bir pozisyonda Promise David’in golüyle 1-0 öne geçti. Golden sonra Galatasaray baskıyı artırdı, kanatlardan yüklenerek gol aradı fakat rakip savunmayı aşmakta zorlandı. Abdülkerim Bardakçı’nın kafa vuruşu çizgiden çıkarılırken sarı-kırmızılılar şanssızlıklarını da yenemedi.Maçın son bölümünde gerginlikler de yaşandı. Mücadelenin uzatma dakikalarında genç oyuncu Arda Unyay, ikinci sarı karttan oyun dışı kalarak takımını 10 kişi bıraktı. Bu kart, Galatasaray’ın son dakikalardaki baskısını iyice zayıflattı.Bu sonuçla Galatasaray, gruptaki kritik bir avantajı elinden kaçırırken taraftarlarını da hayal kırıklığına uğrattı. Teknik direktör Okan Buruk’un eksikler ve üretkenlik sorunu nedeniyle yaşadığı taktiksel sıkıntılar dikkat çekti.
Galatasaray İçin Avrupa’da Kritik Maç
Galatasaray, bugün UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşaması kapsamında son dönemde çıkış yakalayan Belçika temsilcisi Royale Union Saint-Gilloise ile karşı karşıya gelecek. Galatasaray için bu mücadele, hem gruptaki konumunu güçlendirmek hem de Avrupa arenasında moral depolamak adına büyük önem taşıyor.Maç, Türkiye saatiyle 20.45’te oynanacak ve taraftarlar Ali Sami Yen Spor Kompleksi Rams Park’ta takımlarına tam destek vermeye hazırlanıyor. Yoğun ilgi gören karşılaşmanın biletleri günler öncesinden tükenirken, stat çevresinde de maç saatine doğru hareketlilik artmış durumda.Galatasaray cephesinde teknik direktör, hafta boyunca yapılan antrenmanlarda maçın taktiksel detaylarına özel olarak çalıştı. Sarı-kırmızılılar özellikle orta saha yoğunluğu, hızlı kanat hücumları ve rakibin baskı anlarında yapılacak çıkışlar üzerine yoğunlaştı. Takımın formda isimleri, bu maçta da sahne alarak son haftalardaki istikrarı sürdürmek istiyor.Rakip Union Saint-Gilloise ise disiplinli oyun yapısı, tempolu presi ve hızlı hücumlarıyla biliniyor. Belçika temsilcisinin özellikle geçiş oyunlarında etkili olması, Galatasaray savunmasının dikkat etmesi gereken en önemli noktaların başında geliyor. Teknik ekip, rakibin erken baskısına karşı topu çabuk yönlendirmek ve oyunun kontrolünü ele almak istiyor.Taraftarların desteği, maçın atmosferini belirleyen en önemli unsur olacak. Galatasaray, iç sahada her maçta olduğu gibi yine büyük bir coşku ile sahaya çıkacak.
Tarihi Maçta Kazanan Trabzon Oldu.
Trabzonspor, Süper Lig’in 13. haftasında deplasmanda karşılaştığı RAMS Başakşehir’i 4-3 mağlup ederek kritik bir galibiyete imza attı. Büyük çekişmeye sahne olan mücadelede bordo-mavililer, son dakikalarda bulduğu golle üç puanı hanesine yazdırmayı başardı. Maç boyunca oyun üstünlüğünü zaman zaman rakibine kaptırsa da Trabzonspor, özellikle hücumdaki bitiriciliğiyle sahadan galip ayrıldı.Mücadelenin henüz 10. dakikasında Başakşehirli Festý Ebosele’nin Edin Višća’ya yaptığı sert müdahale sonrası VAR incelemesiyle kırmızı kart görmesi, maçın dengesini erken bozdu. Ev sahibi ekip 10 kişi kalmasına rağmen dirençli bir oyun ortaya koyarak Trabzonspor’a zaman zaman zor anlar yaşattı. Bordo-mavililer, buna rağmen topa daha fazla sahip olan taraf olarak oyunu yönlendirmeye çalıştı.Trabzonspor’un gollerini 37. dakikada Felipe Augusto, 76. dakikada penaltıdan Paul Onuachu ve 77 ile 90+11. dakikalarda Ernest Muçi kaydetti. Özellikle Muçi’nin son saniyelerde attığı galibiyet golü, karşılaşmanın kader anı oldu. Başakşehir ise 10 kişi kalmasına rağmen oyun disiplininden kopmadı ve duran toplarla etkili olarak üç gol bulmayı başardı.Maç sonrasında Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, alınan galibiyetin değerli olduğunu ancak sakatlıkların can sıktığını dile getirdi. Tekke, savunmada yapılan hataları analiz ederek telafi edeceklerini, hücumda ise doğru hamlelerle sonuca gittiklerini söyledi.
Trabzonspor,Zirve Takibini Sürdürmek İstiyor.
Trabzonspor bugün Süper Lig’de kritik bir karşılaşmaya çıkıyor. Bordo-mavililer, İstanbul’da RAMS Başakşehir’e konuk olacak. Mücadele, Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda saat 20.00’de başlayacak. Karadeniz ekibi, üst sıralara tutunmak için sahadan galibiyetle ayrılmak istiyor.Başakşehir cephesi ise sezona istediği gibi başlayamasa da özellikle iç sahadaki dirençli oyunuyla dikkat çekiyor. Turuncu-lacivertliler, güçlü rakibini mağlup ederek hem moral bulmak hem de çıkışa geçmek için sahaya çıkıyor. Takımın topa sahip olma isteği ve pas oyunu, maçın kaderini belirleyebilecek en önemli detaylardan biri olarak görülüyor.Trabzonspor, özellikle hücum hattındaki üretkenliğiyle ön plana çıkıyor. Bordo-mavililer, hızlı geçiş oyunları ve kanat organizasyonlarıyla rakip savunmayı zorlamayı planlıyor. Deplasmanda alınacak bir galibiyet, hem taraftarı heyecanlandıracak hem de takımın şampiyonluk yarışındaki iddiasını devam ettirecek. İlk devrenin son bölümlerine doğru yaklaşıldığı bu haftalarda alınacak puanlar, sezon sonundaki sıralamayı doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle iki ekip de sahaya yüksek konsantrasyon ve minimum hata hedefiyle çıkacak.Taraftarların büyük ilgi göstermesi beklenen karşılaşma, ligdeki güç dengeleri açısından da önemli bir test olacak. Bugün oynanacak bu maç, sadece üç puandan çok daha fazlasını temsil ediyor; her iki takım için de bir güç gösterisi niteliği taşıyor.
Fenerbahçe 2. Yarıda Döndü
Trendyol Süper Lig’in 13. haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Çaykur Rizespor’u 2-0 geriden gelip 5-2 mağlup etti. İlk yarıyı iki farklı yenik kapatan sarı-lacivertliler, ikinci devrede vites yükselterek hem skor hem oyun olarak rakibini adeta sahadan sildi. Bu sonuçla Fenerbahçe, zirve yarışındaki iddiasını güçlü biçimde sürdürdü.Maça fırtına gibi başlayan taraf ev sahibi oldu. 7. dakikada Ali Sowe’un attığı golle Rizespor 1-0 öne geçti. 15. dakikada bu kez frikik başına geçen Qazim Laçi, düzgün vuruşuyla farkı ikiye çıkardı ve Karadeniz ekibi kısa sürede skoru 2-0’a getirdi.İkinci yarıya bambaşka bir Fenerbahçe döndü. 55. dakikada Marco Asensio, ceza sahası çevresinde önünde kalan topu ağlara göndererek farkı bire indirdi: 2-1. Bu golün sadece üç dakika sonrasında sahneye Anderson Talisca çıktı; 58. dakikadaki golüyle skor 2-2’ye geldi ve maç yeniden başladı.Rizespor için kırılma anı 63. dakikada geldi. İki golün sahibi Qazim Laçi,ikinci sarı kartını görerek oyundan atıldı ve ev sahibi ekip son yarım saati 10 kişi oynamak zorunda kaldı.65’de tekrar Asensio sahneye çıktı ve takımını 2-3 öne geçirdi.Golden sonra oyunun kontrolünü tamamen eline alan sarı-lacivertliler, 78. dakikada Youssef En-Nesyri ile farkı ikiye çıkardı. Sol kanattan Dorgeles Nene’nin çevirdiği topu tamamlayan Faslı golcü, skoru 4-2 yaptı. 89. dakikada Archie Brown’ın sol çaprazdan ceza sahasına girip yaptığı vuruşta top bir kez daha filelerle buluştu ve karşılaşma 5-2 Fenerbahçe’nin üstünlüğüyle tamamlandı.
Dolmabahçe’de Kazanan Yok
Trendyol Süper Lig’in 13. haftasında Beşiktaş, Tüpraş Stadı’nda konuk ettiği Samsunspor ile 1-1 berabere kalarak önemli bir fırsatı tepti. İlk yarısı golsüz biten karşılaşmada siyah-beyazlıların golü 57.dakikada Cengiz Ünder’in penaltısından gelirken,Karadeniz ekibi 66. dakikada Cherif Ndiaye ile skoru eşitledi.Mücadele öncesinde Beşiktaş cephesinde eksikler dikkat çekti. Kırmızı kart cezalısı Orkun Kökçü ile sakatlıkları süren Rafa Silva, Necip Uysal ve Mustafa Erhan Hekimoğlu kadroda yer almadı. Sergen Yalçın bu şartlarda orta sahada Salih Uçan’a, hücum hattında ise Cengiz Ünder, Vaclav Cerny, El Bilal Toure ve Tammy Abraham’a görev verdi.Karşılaşma ilginç bir ayrıntıyla başladı. Saha zeminine inen ve bacağından yaralı olduğu düşünülen bir martı nedeniyle maç kısa süreli gecikmeyle oynandı. Martı, ilk bölümde bir süre sahada kalırken, bu görüntü tribünlerde ve sosyal medyada gündem oldu.İlk yarıda daha net pozisyonlara giren taraf Samsunspor oldu. Kırmızı-beyazlı ekip özellikle Ndiaye ve Holse ile yakaladığı fırsatlarda Ersin Destanoğlu’nu geçemedi.İkinci yarıya daha baskılı başlayan Beşiktaş 57. dakikada penaltıdan topun başına geçen Cengiz Ünder, vuruşunda kaleciyi ters köşeye yatırarak skoru 1-0 yaptı.Ancak siyah-beyazlıların sevinci uzun sürmedi. 66. dakikada Samsunspor’un hızlı gelişen atağında ceza sahası içinde topla buluşan Cherif Ndiaye, düzgün bir vuruşla fileleri havalandırarak skoru 1-1’e getirdi.Kalan dakikalarda gol sesi çıkmayınca mücadele berabere bitti.
Fenerbahçe,Rizede Hata Yapmak İstemiyor.
Trendyol Süper Lig’in 13. haftasında Fenerbahçe, zorlu bir deplasman niteliği taşıyan Çaykur Didi Stadyumu’nda Çaykur Rizespor’a konuk oluyor. Karşılaşma bugün saat 20.00’de oynanacak ve beIN Sports 1 ekranlarından canlı yayımlanacak. Ligde üst sıraları hedefleyen iki takım için de maçın ritmi, puan tablosunda önemli değişimlere yol açabilecek nitelikte.Fenerbahçe, bu karşılaşmaya sezonun henüz mağlubiyet almamış takımlarından biri olarak çıkıyor. Sarı-lacivertliler, liderlik yarışındaki iddiasını korumak adına bugünkü mücadeleyi kritik görüyor. Kadro kalitesi ve oyun disipliniyle öne çıkan takımda cezalı oyuncular olsa da teknik heyet, tempoyu yüksek tutan bir oyunla sahaya hakim olmayı planlıyor.Rizespor cephesinde ise iç sahada alınacak puan ya da puanların önemi büyük. Karadeniz temsilcisi, taraftar desteğini arkasına alarak özellikle hızlı hücumlarla Fenerbahçe savunmasını zorlamayı hedefliyor. Ligde orta sıralarda yer alan Rizespor, güçlü rakibi karşısında sürpriz yaratmak isteyen bir oyun anlayışıyla sahaya çıkacak.Fenerbahçe’nin topa sahip olarak oyunu domine etmesi, Rizespor’un ise geçiş oyunlarına yönelmesi beklenen temel senaryo.Bugünkü mücadele hem zirve yarışının şekillenmesi hem de iki takımın ligdeki moral akışının belirlenmesi açısından büyük önem taşıyor. Taraftarlar, yüksek tempolu, mücadele gücü yüksek ve futbol adına doyurucu bir mücadele izlemeyi bekliyor. Bu akşam sahada iki farklı planın çatışmasını göreceğiz; son sözü ise sahadaki enerji belirleyecek.
Beşiktaş’ın Rakibi Samsunspor.
Beşiktaş ile Samsunspor, Süper Lig’in 13. haftasında bugün Tüpraş Stadyumu’nda karşı karşıya geliyor. Saat 17.00’de başlayacak mücadele hem puan tablosundaki dengeyi hem de iki takımın moral havasını etkileyecek nitelikte. Ev sahibi Beşiktaş, son haftalardaki istikrarsız grafiğini tersine çevirmek ve taraftarının önünde güven tazelemek istiyor. Samsunspor ise yükselen formunu İstanbul deplasmanında da sürdürmeyi hedefliyor.Beşiktaş cephesinde eksikler teknik ekibin planlarını zorlaştırıyor. Orkun Kökçü kırmızı kart cezası sebebiyle kadroda yok. Mustafa Erhan Hekimoğlu ve Necip Uysal’ın sakatlıkları sürerken, Rafa Silva’nın bel ağrısı nedeniyle durumu maç saatinde netleşecek. Tüm bunlara rağmen takımın sahaya daha agresif ve topa hükmeden bir oyun anlayışıyla çıkması bekleniyor.Samsunspor’da tablo biraz daha karışık. Olivier Ntcham, Afonso Sousa, Tanguy Coulibaly ve Lubomir Satka sakatlıkları nedeniyle kadroda yer alamayacak. Ayrıca bahis soruşturması kapsamında ceza alan Celil Yüksel de kafilede bulunmuyor. Teknik ekibin özellikle orta sahadaki enerjiyi korumak için genç oyunculara daha fazla sorumluluk vermesi bekleniyor.Bugün sahada hem taktiksel satranç hem de yüksek motivasyon iç içe geçecek gibi duruyor.Beşiktaş’ın ev avantajı onu bir adım öne taşısa da, Samsunspor’un dirençli oyun yapısı maçı her türlü sonuca açık hale getiriyor. Çimlerin üzerinde belirecek hikâye biraz da oyuncuların anlık yaratıcılığına bağlı olacak.
Galatasaray Zorlansa’da 3 Puanı Aldı
Galatasaray,rakibi Gençlerbirliği karşısında 3-2’lik galibiyet elde etti. Galatasaray’ın bu akşam sahnelediği mücadele, hem heyecanı hem de iniş-çıkışlarıyla taraftarı nefes nefese bıraktı. Maça beklenmedik bir şekilde tutuk başlayan sarı-kırmızılı ekip, ilk yarıda oyunun kontrolünü rakip Gençlerbirliği’ne kaptırdı. Savunmada yapılan basit hatalar, rakibin cesaretini artırdı ve Galatasaray soyunma odasına skor dezavantajıyla gitti. İlk yarının temposu, takımın son haftalardaki dalgalı formunun küçük bir özeti gibiydi.İkinci yarı ise bambaşka bir hikâyeye dönüştü. Okan Buruk’un devre arasındaki müdahaleleri, orta sahadaki dinamizmi geri getirdi. Hücumda daha fazla risk alan takım, kanat akınlarıyla rakip savunmayı zorlamaya başladı. Bu baskı kısa sürede karşılığını buldu ve Galatasaray art arda bulduğu gollerle maçı tersine çevirmeyi başardı. Taraftar için bu dönüşüm, sezonun en coşkulu anlarından birine dönüştü.Maçın ilerleyen dakikalarında iki takım da tansiyonu bir hayli yükseltti. Pozisyonların sertliği kırmızı kartlara uzandı, birkaç oyuncu da sakatlık nedeniyle oyunu tamamlayamadı. Mücadele kıran kırana geçse de Galatasaray, skor üstünlüğünü koruyarak sahadan 3-2’lik galibiyetle ayrıldı. Rakibin direnci takdiri hak ederken, Galatasaray’ın ikinci yarıda sergilediği kararlılık maçın kaderini belirledi.Bu galibiyet, sarı-kırmızılılar için hem moral hem de puan açısından kritik bir adım oldu.
Aslan’Evinde Gençlerbirliği’ni Ağırlayacak
Galatasaray ile Gençlerbirliği arasında bugün oynanacak karşılaşma, Süper Lig’in 13. haftasında karşılaşacak. RAMS Park’ta oynanacak maç 20.00’de başlayacak ve beIN SPORTS 1 ekranlarından canlı yayınlanacak. Karşılaşmayı hakem Ozan Ergün yönetecek. Galatasaray, liderlik yarışındaki yerini güçlendirmek isterken; Gençlerbirliği alt sıralardan uzaklaşmak adına zorlu deplasmanda puan arayacak.Galatasaray cephesinde hedef, milli ara sonrası yeniden ritim kazanmak. Takımın son dönemde yaşadığı gol üretme sıkıntısı teknik ekibin en fazla üzerinde durduğu konu. Özellikle iç sahadaki dominasyonunu devam ettirmek isteyen sarı-kırmızılılar, taraftarı önünde oyun kontrolünü erkenden ele almayı planlıyor. Takımda İlkay Gündoğan’ın durumu merak konusu olurken, hücum hattında Barış Alper Yılmaz ve Sallai gibi isimlerin performansı kritik rol oynayacak.Gençlerbirliği cephesinde ise Volkan Demirel yönetiminde çıkış arayışı sürüyor. Kırmızı-siyahlılar, ligde alt sıralardan uzaklaşmak için puan ya da puanlar almak zorunda olduklarının farkında. Deplasmanda savunma direncini yüksek tutmayı ve hızlı hücumlarla etkili olmayı hedefleyen Başkent ekibi, özellikle Niang ve Tongya gibi hızlı oyuncularıyla Galatasaray savunmasını zorlamayı planlıyor.Mücadelede Sarı-kırmızılılar topa sahip olan taraf olmayı amaçlarken, Gençlerbirliği’nin daha dengeli ve kontrollü bir oyun planı izlemesi bekleniyor.
Play Off Rakibimiz Romanya’yı Tanıyalım
Millilerimizin Dünya Kupası play-off turundaki ilk rakibi Romanya oldu; gelin birlikte Romanya Millî Futbol Takımı’nı yakından tanıyalım. Romanya milli takımının başında Mircea Lucescu gibi deneyimli bir teknik adam var.Lucescu’nun gelişi, hem disiplin hem de taktiksel olgunluk açısından önemli bir değişim beklentisi yaratıyor. Kadro yapılanması da bu değişimi destekler nitelikte: tecrübeli birkaç oyuncunun yanında büyük kulüplerin radarına girmeye başlayan genç futbolcular gelişimlerini milli takım üzerinden göstermeye çalışıyor. Bu durum, Romanya’nın geleceği için umut verici bir geçiş dönemi atmosferi oluşturuyor.Sahadaki performans ise zaman zaman tutarsızlık içeriyor. Euro 2024 sürecinde parlayan bir takım görüntüsü varken, bazı Dünya Kupası eleme maçlarında beklenenden düşük bir performans ortaya çıktı.Takım güçlü rakiplere karşı sıkıntı çekiyor; ancak daha zayıf takımlara karşı zaman zaman çok etkileyici skorlar çıkarabilmesi, potansiyelin kesinlikle var olduğunun bir göstergesi. Taraftar baskısı, federasyon içi tartışmalar veya disiplin problemleri gibi saha dışı etkenler de performansın dengesizliğinde pay sahibi oluyor.Futbolun inişli çıkışlı ritmi düşünüldüğünde Romanya milli takımı şu an bir “yeniden yapılanma masalının ortasında” sayılabilir.Ancak kalıcı başarı için istikrarın, uzun vadeli planlamanın ve saha dışı organizasyonun güçlendirilmesi şart. Bu hedefler tutturulursa, Romanya yeniden avrupa sahnesinde dikkat çeken ülkeler arasına dönme şansına sahip.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 22-Ajax(1992)
Ajax’ın 1992’deki başarısının en dikkat çekici yanı, kadronun büyük ölçüde genç oyunculardan oluşmasıydı. Edwin van der Sar, Frank de Boer, Dennis Bergkamp, Bryan Roy ve Aron Winter gibi oyuncular henüz kariyerlerinin başında olmalarına rağmen yüksek teknik kapasiteleri ve taktik disiplinleriyle fark yaratıyordu. Özellikle Dennis Bergkamp, hem Hollanda Ligi’nde hem de Avrupa kupasında sergilediği performansla dönemin en yetenekli forvetlerinden biri olarak öne çıktı.Ajax, 1991–92 UEFA Kupası serüveninde zorlu rakipleri eleyerek finale kadar ulaştı. Turnuva boyunca taktiksel esneklikleri ve genç kadronun yüksek enerjisi, rakiplerinin çözemediği bir denklem yarattı. Yarı finalde oynadıkları maçlarda gösterdikleri olgun futbol, onların yalnızca yetenekli değil, aynı zamanda mental olarak da güçlü bir takım olduğunu ortaya koydu.Finalde karşılarında İtalyan ekibi Torino vardı. İki ayaklı final sistemi gereği Amsterdam’da ve Torino’da oynanan maçlarda, Ajax rakibine karşı büyük bir direnç gösterdi. Her iki maçın da beraberlikle sonuçlanmasına karşın Ajax, deplasman golü avantajıyla kupaya uzanmayı başardı. Bu sonuç, kulübün Avrupa kupalarındaki dördüncü büyük başarısı olarak tarihe geçti ve Van Gaal’ın Ajax’ı yeniden Avrupa’nın zirvesine çıkarma sürecinin başlangıcı oldu.Bu zafer, takımın genç oyuncularına özgüven kazandırdı ve kulübü 1995’te kazanacağı Şampiyonlar Ligi zaferine giden yolda önemli bir basamak yaptı.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 53-Franz Beckenbauer
Beckenbauer’ın teknik direktörlük kariyeri, hem kulüp hem de milli takım düzeyinde büyük başarılarla şekillenmiştir. Oyun vizyonu, liderliği ve taktiksel esnekliği, onu 1980’lerin ve 1990’ların en etkili futbol figürlerinden biri hâline getirmiştir.Beckenbauer,1984 yılında Almanya Millî Takımı’nın başına getirildi. Kariyerindeki bu döneme resmi bir lisans eğitimi almadan başlaması dikkat çekiciydi; ancak futbol bilgisi ve doğal liderliği bu eksikliği fazlasıyla telafi etti.1986 Dünya Kupası Beckenbauer’ın ilk büyük turnuvasıydı. Takımı finalde Maradona’lı Arjantin’e karşı sahaya çıktı ve kupayı kıl payı kaçırdı. Bu, genç teknik adam için hem bir tecrübe hem de geleceğe dair umut verici bir işaretti.Dört yıl sonra 1990 Dünya Kupası’nda Almanya sahaya çok daha olgun bir kimlikle çıktı. Beckenbauer’ın modern prensiplerle kurguladığı takım, finalde bu kez Arjantin’i mağlup etti ve dünya şampiyonu oldu.Beckenbauer’ın teknik direktörlük kariyerindeki bir diğer önemli bölüm ise Bayern Münih’ti.1996 yılında UEFA Kupası’nı kazanan Bayern’in saha kenarındaki lideri yine Beckenbauer’dı. Bu başarı, kulüpteki teknik adamlık kariyerinin en önemli noktalarından biri kabul edilir.Dünya Kupası zaferi, Bayern Münih’e kazandırdığı uluslararası kupalar ve geliştirdiği modern futbol anlayışı, onu tarih boyunca hem saha içinde hem saha kenarında eşine az rastlanır bir figür yapmıştır.”Der Kaiserhem”oyuncu hem de teknik adam olarak futbola bıraktığı mirasla hâlâ saygıyla anılmaktadır.
Millilerimiz Grubu Beraberlikle Tamamladı.
A Millî Futbol Takımımız,2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemelerindeki son maçında İspanya ile 2-2 berabere kaldı. Sevilla’daki La Cartuja Stadı’nda oynanan karşılaşma yüksek tempo,yaratıcı hücumlar ve zaman zaman zorlanan savunmalarla dikkat çekti.Karşılaşma İspanya’nın hızlı başlangıcına sahne oldu.Ev sahibi ekip henüz 4.dakikada Dani Olmo’nun golüyle öne geçti.Türkiye bu gole karşılık vermekte gecikmedi; devre bitmeden hemen önce, 42.dakikada Deniz Gül’ün ceza alanı dışından sol köşeye yolladığı şık vuruş skoru 1-1’e getirdi ve millî takım soyunma odasına moral veren bir eşitlikle gitti.İkinci yarının başları Türkiye’nin kontrolüne geçti. 54.dakikada başlayan iyi organize edilmiş bir hücumun sonunda Salih Özcan’ın yerden düzgün vuruşu Türkiye’yi 2-1 öne taşıdı. Bu gol, millî takımın maçtaki en net oyun akışını temsil ediyordu.Ancak İspanya güçlü reaksiyon veren bir rakipti; 62.dakikada Mikel Oyarzabal’ın golü skoru 2-2’ye getirdi ve maç yeniden dengeye oturdu.Kalan bölümde iki ekip de oyunu kopartacak fırsatlar yakalasa da tabelayı değiştirmeye yetmedi. Türkiye’nin savunma arkasına koşularla ve hızlı çıkışlarla zaman zaman etkili olduğu,İspanya’nın ise topa sahip olma konforundan yararlanarak baskıyı artırdığı görülüyordu.Millî takım özellikle orta sahadaki dirençli performansıyla dikkat çekti.Bu beraberlikle İspanya 16 puanla lider olarak Dünya Kupası’na doğrudan giderken,Türkiye 13 puanla play-off aşamasına kaldı.
Zorlu Mücadelede İspanya’ya Konuk Oluyoruz.
A Milli Futbol Takımımız bu akşam 2026 Dünya Kupası Elemeleri kapsamında grubun lideri İspanya ile deplasmanda karşı karşıya gelecek. Mücadele, Türkiye saatiyle 22.45’te başlayacak.Milli takım, önceki maçta Bulgaristan’ı mağlup ederek moral kazanmıştı. Ancak grubun zirvesinde yer alan ve henüz yenilgi yüzü görmeyen İspanya karşısında iş kolay olmayacak.Mücadelede sakatlığı bulunan Hakan Çahanoglu ve kart cezalısı İsmail Yüksek forma giyemeyecek.Teknik heyetin bu karşılaşmada daha genç ve dinamik oyunculara şans verme eğiliminde olduğu biliniyor.Bazı tecrübeli isimler rotasyonda tutulurken,mücadele gücü yüksek bir kadro sahaya sürülmeye hazırlanıyor.Karşılaşmanın taktiksel açıdan temkinli başlaması bekleniyor. Türkiye’nin, özellikle ilk bölümde oyunu dengelemeye çalışacağı; ilerleyen dakikalarda hücum varyasyonlarının artırılacağı tahmin ediliyor. Savunmada yapılacak en küçük hata pahalıya mâl olabileceği için kontrollü bir oyun planı öne çıkıyor. Hücumda ise hızlı geçişler ve bireysel yetenekler belirleyici olabilir.Bu maç, taraftarlar açısından da duygusal bir öneme sahip. Dünya Kupası sahnesine dönüş özlemi sürerken, güçlü bir rakibe karşı alınacak olumlu bir sonuç sadece puan değil, özgüven anlamında da önemli bir kazanım olacak. Ay-Yıldızlılar, sahaya hem karakter koymak hem de gelecek adına umut vermek için çıkıyor.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları. 49-Mario Gómez
Mario Gómez’in Süper Lig kariyeri, kısa sürmesine rağmen güçlü bir etki bırakan futbol hikâyelerinden biridir. 2015 yazında Beşiktaş’a transfer olan deneyimli Alman forvet, Fiorentina’dan kiralık olarak geldiğinde hem kendi kariyerinde bir yeniden doğuş fırsatı arıyor hem de Beşiktaş’ın uzun süredir hasret kaldığı şampiyonluk yarışına katkı sağlamayı hedefliyordu. Gelişi Türkiye futbol kamuoyunda büyük bir heyecan yarattı ve daha ilk haftalardan itibaren tecrübesi, fizik gücü ve bitiriciliğiyle beklentileri fazlasıyla karşıladı.Gómez’in Beşiktaş’a uyumu son derece hızlı gerçekleşti. Şenol Güneş’in hücuma dayalı futbol anlayışı içinde tam bir merkez santrfor rolüne büründü. Rakip savunmayı zorlayan fiziksel yapısı, ceza sahasındaki içgüdüsel hareketliliği ve pozisyon bilgisiyle takımın hücum mekanizmasını ileriye taşıdı.Ceza sahası içinde doğru zamanda doğru yerde olma becerisi, takımın haftalar boyunca süren istikrarlı gol üretiminde belirleyici oldu.2015-2016 sezonu boyunca Mario Gómez’in performansı hem lig genelinde hem de takım özelinde öne çıktı. Attığı 26 golle Süper Lig’in gol kralı oldu ve aynı zamanda Beşiktaş’ın şampiyonluğa ulaşmasında başrol oynadı. Fiziksel dayanıklılığı, kritik anlarda sorumluluk alması ve farklı oyun senaryolarına uyum sağlayabilmesi onu sezonun en etkileyici oyuncularından biri yaptı. Özellikle Vodafone Park’ın açılış döneminde attığı goller, kulübün yeni stadındaki ilk büyük başarıların sembolü olarak hafızalarda yer etti.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 4-Johan Cruyff(280)
Johan Cruyff, modern futbolun hem sahadaki hem de zihindeki mimarlarından biridir. Onu yalnızca bir oyuncu olarak görmek, futbol tarihine haksızlık olur; Cruyff aynı zamanda fikir üreten, oyunu yeniden tasarlayan ve takım arkadaşlarını birer sanat eserinin parçası gibi yönlendiren bir düşünürdü. Asist becerileri, onun oyuna bakış açısının bir yansımasıydı. Cruyff için asist sadece golü hazırlayan bir pas değil, oyunu çözmenin, rakibi yeniden şekillendirmenin ve takımın dengesini mükemmel bir noktaya getirmenin bir yoluydu.Cruyff’ün asist becerilerinin merkezinde oyun görüşü vardı. Sahadayken top ayağında olmasa bile oyunun tüm akışını gözleriyle kontrol ederdi. Her oyuncunun konumu, savunmanın kayma hızları, boşalan alanlar… Bunların hepsini zihninde anlık olarak bir haritaya dönüştürürdü. Bu nedenle Cruyff, bazen kimsenin görmediği bir boşluğu görür ve tek bir pasla oyunun matematiğini değiştirirdi. Onun pasları yalnızca isabetli değil, aynı zamanda zamanlaması itibarıyla zarifti. Sanki topu değil, zamanı manipüle ederdi.Johan Cruyff, asist kavramına yalnızca pratik bir görev olarak değil, bütünsel bir futbol düşüncesi olarak yaklaşan nadir oyunculardan biridir. Paslarıyla oyunu açmış, görüşüyle taktikleri değiştirmiş, yaratıcılığıyla modern futbolun temelini atmıştır. Cruyff, asisti yalnızca golün başlangıcı olarak değil, oyunun ruhunu şekillendiren bir hareket olarak ele almış; futbol tarihine hem sayı hem anlam bırakan eşsiz bir sanatçı olmuştur.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 9-Jimmy Jones(647)
Kuzey İrlanda futbol tarihinin en üretken golcülerinden biri olan Jimmy Jones, özellikle 1940’lar ve 1950’lerde sergilediği performansla yerel futbol kültüründe kalıcı bir iz bırakmıştır. Kariyeri boyunca attığı 600’ü aşkın gol, yalnızca sayısal bir başarı değil; aynı zamanda oyun zekâsı, pozisyon alma becerisi ve fiziksel dayanıklılığın bir birleşimi olarak değerlendirilir. Jones’un gol becerileri, dönemin futbol anlayışını aşan yönler taşımış ve onu kendi kuşağının öne çıkan santrforlarından biri hâline getirmiştir.Onun oyun karakterinin en belirgin bileşenlerinden biri fiziksel gücüydü. Rakip savunmacılara karşı koymaktaki kararlılığı, onun ceza sahasında sürekli tehdit oluşturmasını sağladı.Jones’un temaslı oyuna bu denli hâkim olması, attığı gollerin önemli bir kısmının temelini oluşturdu.Güçlü ayak bilekleri ve dengeli vücut yapısı, dar alanlarda dahi şut açıları yaratabilmesine olanak tanıdı.Jimmy’nin bitiricilik repertuvarı oldukça genişti. Güçlü ve yerden vuruşları kadar, dar açılardan yaptığı beklenmedik şutlarla da tanınırdı.Kalecinin pozisyonuna göre topu plaseyle yönlendirebilmesi, baskı altındayken dahi soğukkanlılığını koruması ve ikinci hamlede tamamlayıcılık özelliği, onu döneminin diğer golcülerinden ayıran teknik becerilerdi.Hava toplarında da etkili olması, hücum organizasyonlarında çok yönlü bir tehdit oluşturdu.Jones’ın Attığı yüzlerce gol yalnızca bir istatistik değil, aynı zamanda kendine özgü futbol karakterinin doğal bir sonucudur.
Millilerimiz Play Off Biletini Kaptı.
Türkiye A Millî Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda Bulgaristan ile oynadığı karşılaşmadan 2–0 galip ayrıldı. Karşılaşma boyunca oyunun hâkimiyetini elinde tutan milliler, tribünlerin yoğun desteğiyle sahaya güçlü bir enerji koydu. Maçın henüz 18. dakikasında Hakan Çalhanoğlu’nun penaltı vuruşundan gelen gol, hem oyunun hem de tribünlerin temposunu yükseltti.Mücadelenin ikinci yarısında Türkiye topa sahip olma oranını artırarak oyunu rakip yarı sahaya yıktı. Aranan ikinci gol ise 83. dakikada geldi. Bulgaristan savunma oyuncusu Atanas Chernev’in ters vuruşu, kaleciyi kontrpiyede bırakarak ağlarla buluştu ve maçın skorunu belirledi. Bu golle milliler hem farkı ikiye çıkardı hem de bulduğu pozisyonların karşılığını almış oldu.Alınan galibiyetle birlikte Türkiye, gruptaki puanını 12’ye yükseltti ve ilk iki sırayı garantileme yolunda önemli bir adım attı. Teknik ekip ve oyuncular, karşılaşma sonunda ortaya konan mücadeleden memnun olduklarını dile getirirken gözler şimdi bir sonraki maç olan İspanya deplasmanına çevrildi. Bu karşılaşmanın grup liderliği açısından belirleyici olması bekleniyor.90 dakika boyunca süren destek, millilerin sahadaki temposuna da yansıdı.Maçın ardından hem sahada hem tribünde büyük bir sevinç yaşandı. Türkiye, elemelerde moral ve ivme kazanarak yoluna devam ediyor.
Bursada Rakibimiz Bulgaristan
Türkiye A Milli Futbol Takımımız bugün Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu kapsamında Bulgaristan’la kritik bir karşılaşmaya çıkıyor. Mücadele, 15 Kasım 2025 Cumartesi akşamı saat 20.00’de Bursa Atatürk Spor Kompleksi Matlı Stadyumu’nda oynanacak ve TV8 ekranlarından canlı yayımlanacak. Atmosferin yoğun olması, hem saha hem tribün açısından milliler için ciddi bir avantaj yaratıyor.Karşılaşmanın önemi büyük. Türkiye grupta 9 puanla ikinci sırada yer alırken, Bulgaristan henüz puanla tanışmadı. Bu nedenle alınacak bir galibiyet, milli takımın ilk iki sıra hedefini güçlendirecek ve play-off yolunda kritik bir basamak olacak. Deplasmanda oynanan ilk maçın 6-1 kazanılmış olması, kamuoyunda rahat bir galibiyet beklentisi oluştursa da teknik heyet bu maçın rehavete kapılmadan oynanması gerektiğini vurguluyor.Sahaya çıkacak muhtemel ilk on bir merak konusu olmayı sürdürüyor. Özellikle hücum hattında kimin tercih edileceği ve orta sahada nasıl bir düzen kurulacağı taktikte belirleyici olacak. Taraftarların beklentisi sadece skor değil; aynı zamanda baskılı, özgüvenli ve tempolu bir oyun izlemek. Takımın son dönemde yakaladığı ritmin korunması bu maçla doğrudan bağlantılı.Türkiye’nin olası bir galibiyetle hem moral kazanması hem de bir sonraki zorlu rakip İspanya karşısına daha avantajlı bir konumda çıkması hedefleniyor.Özetle milli takım bugün sadece üç puan için değil, grup stratejisinin tamamını şekillendirecek bir maç için sahaya çıkıyor.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 16-River Plate
Arjantin futbolunun kıpkızıl kalbi River Plate, yalnızca kazandığı kupalarla değil, futbol kültürünü dönüştüren mirasıyla da Latin Amerika’nın en etkili kulüplerinden biri olarak anılır. Buenos Aires’in Núñez semtinden yükselen bu kulüp, 1901’deki kuruluşundan bu yana hem ülke içinde hem de uluslararası arenada kalıcı bir iz bıraktı. River Plate’in başarıları, sadece sportif galibiyetlerin toplamı değildir; kimliğini her kuşağa taşıyan bir estetik anlayışın ve kurumsal sürekliliğin yansımasıdır.River Plate, Arjantin futbol tarihinin en çok lig şampiyonluğu yaşayan kulübüdür. Profesyonel dönemde kazandığı onlarca Primera División kupası, kulübün istikrarını ve kadro yapısındaki derinliği gösterir. River Plate’in oyun felsefesi uzun yıllar boyunca teknik ustalığı, topa hükmetme arzusunu ve altyapıya dayalı bir yapılanmayı öne çıkardı. Bu anlayış, yalnızca başarıya değil, Arjantin futbolunda ölçüt kabul edilen bir stilin oluşmasına da katkıda bulundu.River Plate’in uluslararası kupalardaki çizgisi, kıtadaki en saygın kulüplerden biri olarak görülmesinin temel nedenidir. Özellikle Copa Libertadores zaferleri, kulübün tarihinin coşkulu doruklarını oluşturur. İlk kez 1986’da kazandıkları Libertadores kupası, River Plate’in Güney Amerika’nın en iyileri arasındaki yerini pekiştirdi. 1996’daki zafer ile bu üstünlük bir kez daha tescillendi.Libertadores dışında River Plate’in müzesinde Copa Intercontinental, Copa Sudamericana, Recopa Sudamericana gibi kupalar da bulunur.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 20-İnter(1991)
1991 yılında Inter’in UEFA Kupası’nı kazanması, hem kulübün hem de Avrupa futbolunun gelişimi içinde önemli bir dönemeçti. O dönem İtalya futbolu, taktiksel disiplin ve yıldız oyuncu kalitesiyle kıtanın en güçlü ligi olarak görülüyordu. Bu zorlu rekabet ortamı içinde Inter’in elde ettiği başarı, sadece bir kupa kazanımı değil; aynı zamanda dönemin futbol anlayışına vurulan bir mühür niteliğindeydi.Inter’in UEFA Kupası yolculuğu, taktiksel olgunluk ve bireysel kalitenin birleştiği bir örnekti. Turnuva boyunca rakipleri üzerinde baskı kuran disiplinli oyun yapısı, özellikle San Siro’daki maçlarda belirgin şekilde fark yaratıyordu. Hücumda Klinsmann’ın bitiriciliği, orta sahada Matthäus’un oyunu şekillendiren pas akışı ve savunmada Brehme ile Bergomi’nin sarsılmaz çizgisi takımın istikrarını sağlayan başlıca unsurlardı.Finalde Inter’in karşısına bir başka Serie A ekibi olan Roma çıktı. İki ayaklı finalin ilk maçı Milano’da oynandı ve Inter’in 2–0’lık galibiyeti kupanın kapısını araladı. Rövanşta Roma 1–0 kazanmayı başarsa da toplam skor Inter’in lehine 2–1 olarak kaldı. Bu sonuç, hem taktiksel disiplinin hem de kadrodaki yıldızların etkisinin somut bir göstergesiydi.Bu şampiyonluk, Inter için sportif bir başarıdan daha fazlasıydı. Kulübün Avrupa sahnesindeki gücünü yeniden hatırlatması, Serie A’nın uluslararası turnuvalardaki baskınlığını desteklemesi ve Trapattoni’nin futbol felsefesinin doğruluğunu kanıtlaması açısından ayrı bir anlam taşıyordu.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 54-Willie Maley
William Patrick “Willie” Maley, 25 Nisan 1868’de Newry, İrlanda’da doğdu. Ailesiyle birlikte genç yaşta İskoçya’ya göç etti ve futbolla burada tanıştı. Maley, 1888’de kurulan Celtic Football Club’ın ilk oyuncularından biri olarak, kulübün doğuşuna tanıklık etti. Ancak onun asıl etkisi, saha kenarına geçtiğinde başladı.1897 yılında Celtic’in ilk teknik direktörü olarak göreve getirilen Maley, modern anlamda “menajer” kavramının İskoçya’daki öncülerindendi. Bu görevde tam 43 yıl kaldı—bu süre, sadece İskoç futbolu için değil, dünya futbolu tarihinde de olağanüstü bir uzunluktur.Maley, Celtic’i bir fabrika takımı kimliğinden çıkarıp ulusal bir güç haline getirdi. Taktiksel olarak çağdaşlarından daha ileri düşünüyordu: oyunculara topu yerden oynamayı, hızlı paslaşmayı ve pozisyon disiplinini öğretmesi, dönemin fiziksel futboldan farklı bir anlayış ortaya koydu.Maley döneminde Celtic, 16 İskoç Ligi şampiyonluğu ve 14 İskoç Kupası kazandı. Bu başarılar, kulübün “İskoçya’nın Katolik işçi sınıfının gururu” kimliğini güçlendirdi. 1904–1910 yılları arasında üst üste altı lig şampiyonluğu kazanması, o dönem için benzeri görülmemiş bir başarıydı.Maley, aynı zamanda genç yetenekleri keşfetme ve yetiştirme konusunda da öncüydü. Jimmy Quinn, Patsy Gallacher ve Jimmy McGrory gibi efsaneler onun yönetiminde parladı. Takımını yalnızca futbolculardan değil, karakterden kurardı—disiplini, bağlılığı ve “Celtic ruhunu” oyuncularına aşılamak onun en belirgin özelliğiydi.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları. 48-Deivid De Souza
Brezilyalı futbolcu Deivid de Souza, Türkiye kariyerinde hem büyük başarılar hem de zorlu anlar yaşadı. 22 Ekim 1979’da Brezilya’nın Nova Iguaçu kentinde doğan Deivid, ülkesinde Santos ve Cruzeiro gibi önemli takımlarda oynadıktan sonra Avrupa’ya adım attı. 2006 yılında, Fenerbahçe Spor Kulübü ile dört yıllık bir sözleşme imzalayarak Türkiye’ye transfer oldu. Bu transfer, hem Fenerbahçe’nin Avrupa hedefleri doğrultusunda önemli bir adım hem de Deivid için kariyerinde yeni bir sayfa anlamına geliyordu.Türkiye’ye uyum süreci kısa sürdü. Deivid, güçlü fiziği, teknik becerileri ve uzaktan attığı etkili şutlarla kısa sürede taraftarın sevgisini kazandı. 2006–2007 sezonunda Fenerbahçe formasıyla Süper Lig şampiyonluğu yaşadı ve takıma önemli katkılarda bulundu. Avrupa kupalarında da öne çıkan performanslar sergiledi. Özellikle 2007–2008 sezonunda Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde Chelsea’ye attığı muhteşem gol, Fenerbahçe tarihine geçti. O sezonki Avrupa serüveni, hem kulüp hem de Deivid açısından unutulmaz bir dönem oldu.Fenerbahçe’de geçirdiği dört yıl boyunca bir Süper Lig şampiyonluğu yaşayan Deivid, Türkiye’deki futbolseverlerin hafızasında iz bırakan bir isim olarak kaldı. Gol sevinçleri, özellikle “yengeç dansı” olarak bilinen karakteristik kutlaması, taraftarlar arasında efsaneleşti.Bugün geriye dönüp bakıldığında Deivid’in Türkiye kariyeri, hem başarı hem de insani hikâye bakımından dikkat çekici bir örnek olarak görülüyor.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 5-Luis Suarez(270)
Futbol dünyasında Luis Suárez denildiğinde akla genellikle bitiriciliği, hırsı ve içgüdüsel golcülüğü gelir. Ancak onu gerçekten eşsiz yapan şey, yalnızca attığı goller değil, aynı zamanda yarattığı gollerdir. Suárez, kariyeri boyunca sadece kendi skor gücüyle değil, takım arkadaşlarını besleyen oyun zekâsıyla da fark yaratmıştır. Asistleri, onun oyunu ne kadar iyi okuduğunu ve futbolun kolektif yönüne ne kadar hâkim olduğunu gösterir.Teknik açıdan Suárez, klasik bir forvetten çok daha fazlasıdır. Top kontrolü, vücut dengesi ve dar alanda top saklama yeteneği, onun asist üretkenliğinin anahtarıdır. Rakip savunma oyuncularını sırtında taşırken bile topu doğru zamanda çıkarmayı başarır. Özellikle dar alanlarda yaptığı ani dönmeler ve ters paslar, onun yaratıcı doğasının bir göstergesidir. Pas verirken topa uyguladığı “ağırlık” ve “yön” o kadar hassastır ki, çoğu zaman forvet arkadaşı topa yalnızca dokunmak zorunda kalır. Bu da Suárez’in teknik becerisinin salt içgüdüsel değil, aynı zamanda hesaplanmış bir zekânın ürünü olduğunu kanıtlar.Luis Suárez, yalnızca bir gol makinesi değil, oyunu anlayan, tasarlayan ve paylaşan bir sanatçıdır. Onun asistleri, hırs ile zekânın birleşiminden doğar. Her pasında hem içgüdü hem hesap vardır; hem güç hem incelik. Suárez, bize futbolun sadece son vuruşlardan değil, doğru anı hissetmekten ibaret olduğunu hatırlatır.Golcülerin arasında bir oyun kurucu, pasörlerin arasında bir savaşçıdır.Bu yüzden çağının en eksiksiz hücumcularından biridir.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 10-Eusébio(619)
Eusébio, yalnızca Portekiz futbolunun değil, dünya futbol tarihinin de en parlak yıldızlarından biridir. Mozambik’te doğup Lizbon’da efsaneleşen bu olağanüstü forvet, 1960’ların en üretken ve zarif golcüsü olarak hatırlanır. “Kara Panter” lakabını sadece hızından değil, avını bekleyen bir yırtıcı gibi soğukkanlı ve ölümcül bitiriciliğinden almıştır.Eusébio’nun en dikkat çekici yönlerinden biri, şut tekniğinin mükemmelliğiydi. Ayağının neresini kullanması gerektiğini sezgisel olarak bilir, topa vuruş anında neredeyse hiç hata yapmazdı. Sağ ayağı, topu fırlatan bir yay gibiydi: hem isabetli hem de olağanüstü güçlü. Kaleye uzak mesafeden attığı goller, sadece teknik değil aynı zamanda cesaret işiydi. Ceza sahası çevresinden topa gelişine vurduğu sert şutlar, kaleciler için çoğu zaman çaresiz bir andı.Onu benzersiz kılan bir diğer özellik, hız ve top kontrolünü birleştirme yeteneğiydi. Eusébio bir kez hızlandığında savunmacıların müdahale şansı neredeyse kalmazdı. Topu ayağına yakın tutarak koşar, yön değiştirirken bile topun kontrolünü kaybetmezdi. Bu özellik, onu yalnızca bir bitirici değil, kendi pozisyonunu yaratabilen bir hücum sanatçısı hâline getirdi.Eusébio’nun oyun zekâsı da en az fiziksel özellikleri kadar üst düzeydi. Rakip savunmanın zayıf noktalarını hızla analiz eder, pozisyonunu buna göre alırdı.Topla buluşmadan önce bile nereye koşması gerektiğini bilirdi.Benfica’da attığı 473 gol, kulüp tarihinin en yüksek rakamı olarak hâlâ yerini korur.
Fenerbahçe Fırsatı Değerlendirdi.
Fenerbahçe, Kayserispor’u 4–2 mağlup ederek ligdeki galibiyet serisini sürdürdü. Süper Lig’in 12.haftasında Fenerbahçe, Kadıköy’de konuk ettiği Kayserispor’u 4–2 mağlup etti. Sarı-lacivertliler, bu sonuçla ligdeki galibiyet serisini dörde çıkardı ve lider Galatasaray ile arasındaki puan farkını bire indirdi. Ülker Stadyumu’nda oynanan karşılaşma, yüksek tempolu ve bol pozisyonlu bir mücadeleye sahne oldu.Fenerbahçe karşılaşmaya baskılı başladı. Oyunun kontrolünü ilk dakikalardan itibaren eline alan sarı-lacivertliler, 38. dakikada Marco Asensio’nun ceza sahası dışından attığı şık golle 1–0 öne geçti. Bu golden sadece iki dakika sonra sahneye çıkan Dorgelès Nene, farkı ikiye çıkararak tribünleri ayağa kaldırdı. İlk yarı bu skorla tamamlanırken, Fenerbahçe soyunma odasına moralli gitti.İkinci yarıya da hızlı başlayan Fenerbahçe, 50. dakikada yeniden Nene’nin golüyle farkı üçe çıkardı. Ancak Kayserispor pes etmedi. 53. dakikada Onugkha’nın golüyle farkı ikiye indiren konuk ekip, maçtaki dengeyi bir süreliğine sağladı. Fenerbahçe, 63. dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun attığı golle skoru 4–1’e getirdi. Bu gol, Kerem’in Fenerbahçe formasıyla ligde attığı ilk gol olarak kayda geçti.Maçın ilerleyen dakikalarında Kayserispor bir kez daha sahneye çıktı. Onugkha, 74. dakikada takımının ikinci golünü kaydederek durumu 4–2’ye getirdi. Kalan sürede iki taraf da pozisyonlar bulsa da skor değişmedi. Mücadelenin sonunda sahadan üç puanla ayrılan taraf Fenerbahçe oldu.
Galatasaray Kocaelinde Kayıp.
Galatasaray bugün Kocaelispor deplasmanında beklenmedik bir yenilgi aldı. Mücadele boyunca topa sahip olmasına rağmen, sarı-kırmızılı ekip hücumda üretkenlik gösteremedi. Kocaelispor’un savunma hattı oldukça disiplinliydi ve Galatasaray’ın hızlı kanat oyuncularını etkisiz hale getirdi. Maçın tek golü, ilk yarının son dakikalarında geldi. Kocaelispor’un kontra atağında ceza sahası dışında topla buluşan oyuncu, düzgün bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi ve takımını 1-0 öne geçirdi.İkinci yarıda Galatasaray baskısını artırmaya çalıştı.Sarı kırmızılılar birkaç net pozisyon yakaladı, ancak Kocaelispor kalecisi başarılı kurtarışlarla takımını ayakta tuttu. Teknik direktör Okan Buruk, oyuna hücum ağırlıklı değişikliklerle müdahale etse de skor değişmedi. Sarı-kırmızılılar, bitiricilik konusunda yaşadığı sıkıntı nedeniyle beraberliği bile yakalayamadı.Bu mağlubiyet, Galatasaray için lig yarışında önemli bir puan kaybı anlamına geliyor. Taraftarlar özellikle deplasman performansındaki istikrarsızlıktan rahatsız. Takımın savunmada ve hücumda yaşadığı koordinasyon sorunları dikkat çekiyor. Kocaelispor ise güçlü rakibini yenerek büyük moral kazandı ve üst sıralara tırmanma mücadelesinde önemli bir galibiyet elde etti.Galatasaray’da Teknik ekibin bu karşılaşmadan çıkaracağı dersler, sezonun kalan kısmında belirleyici olabilir. Özellikle hücum organizasyonları ve savunma konsantrasyonu, yeniden yapılandırılması gereken alanlar olarak öne çıkıyor.
Fenerbahçe Evinde 3 Puanla Ayrılmak İstiyor.
Fenerbahçe, Süper Lig’in 12. haftasında bu akşam kendi sahasında Kayserispor’u konuk edecek. Mücadele, saat 20.00’de Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda başlayacak ve beIN Sports 1 kanalından canlı olarak yayınlanacak. Ligde zirve takibini sürdüren sarı-lacivertliler, seyircisi önünde üç puan alarak liderle arasındaki farkı kapatmak istiyor.İki takım, Süper Lig tarihinde daha önce 48 kez karşılaştı. Bu maçlarda Fenerbahçe 30 kez sahadan galip ayrılırken, Kayserispor sadece 8 kez kazanabildi. Kadıköy’de oynanan karşılaşmalarda ise sarı-lacivertliler büyük bir üstünlük kurdu; 18 galibiyet, 4 beraberlik ve sadece 2 mağlubiyet elde etti. Fenerbahçe, bu istatistiği sürdürmeyi hedefliyor.Teknik direktör Domenico Tedesco yönetimindeki Fenerbahçe, hafta boyunca yaptığı antrenmanlarda maça taktik ağırlıklı çalıştı. Çabukluk, koordinasyon ve dar alanda çift kale maçlarla geçen idmanlarda oyuncuların oldukça istekli olduğu gözlendi. Ancak takımda bazı eksikler de var. Orta sahanın dinamosu İsmail Yüksek kart cezası nedeniyle forma giyemeyecek.Fenerbahçe, şu ana kadar ligde 11 maçta 7 galibiyet ve 4 beraberlik alarak 25 puan topladı. Son haftalarda aldığı üst üste galibiyetlerle moral depolayan sarı-lacivertliler, özellikle geçtiğimiz hafta Beşiktaş karşısında alınan 3-2’lik derbi zaferiyle özgüvenini tazeledi. Taraftar desteğini de arkasına alarak bu çıkışını sürdürmek istiyor.Kayserispor cephesinde ise hedef sürpriz bir sonuç almak olacak.
Galtasaray,Kocaeli Deplasmanın’da
Galatasaray, Süper Lig’in 12. haftasında bugün deplasmanda Kocaelispor’a konuk oluyor. Kocaeli Stadyumu’nda oynanacak karşılaşma saat 17.00’de başlayacak ve beIN SPORTS 1 ekranlarından canlı yayınlanacak. Mücadeleyi Çağdaş Altay yönetecek; yardımcılıklarını Serkan Çimen ve Bilal Gölen yapacak. Ligde 11 maçta 9 galibiyet ve 2 beraberlikle 29 puan toplayan Galatasaray, liderlik koltuğunu korumak için sahaya mutlak galibiyet parolasıyla çıkacak.Kocaelispor ise zorlu rakibi karşısında ev sahibi avantajını kullanmak istiyor. Taraftar desteğiyle moral bulmayı hedefleyen yeşil-siyahlılar, son haftalardaki inişli çıkışlı performansını telafi etme niyetinde. Ancak takımın önemli gol ayağı Bruno Petkovic’in sakatlığı teknik heyeti zor durumda bıraktı. Yerine genç oyuncuların şans bulması bekleniyor.Galatasaray cephesinde ise moraller yüksek. Sarı-kırmızılılar hafta boyunca Florya Metin Oktay Tesisleri’nde yoğun bir antrenman programıyla maça hazırlandı. Okan Buruk’un öğrencileri, hücumda hızlı geçiş oyununa, savunmada ise kompakt kalmaya odaklandı.Maç öncesinde şehirde heyecan dorukta. Kocaeli İl Emniyeti, geniş güvenlik önlemleri aldı; stat çevresinde alkol satışı yasaklandı ve taraftar girişleri sıkı kontrol altına alındı. Biletlerin tamamına yakını satılırken, tribünlerde yaklaşık 30 bin kişinin olması bekleniyor. Bu atmosfer, hem ev sahibine enerji verecek hem de Galatasaray için ciddi bir deplasman baskısı yaratacak.
Beşiktaş Antalya’da 3 Puanı Aldı.
Beşiktaş,Süper Lig’de deplasmanda Antalyaspor’u 3-1mağlup ederek önemli bir galibiyet aldı. Kara Kartal, son haftalardaki formsuz gidişine bu sonuçla son verdi ve puanını 20’ye çıkararak ligde altıncı sıraya yükseldi. Teknik direktör Sergen Yalçın cezası nedeniyle kulübede yer alamasa da, takım sahada oldukça disiplinli ve dengeli bir oyun sergiledi.Maçın hemen başında Beşiktaş üstünlüğü eline aldı. Henüz 2. dakikada Tammy Abraham’ın kaydettiği golle öne geçen siyah-beyazlılar, rakibinin organize olmasına fırsat tanımadı. İlk yarının ilerleyen dakikalarında savunmadan ileri çıkan Tiago Djalo, 27. dakikada farkı ikiye çıkararak takımına rahat bir nefes aldırdı. Bu goller, Beşiktaş’ın maça ne kadar istekli ve kararlı başladığının göstergesiydi.İkinci yarıda Antalyaspor biraz daha baskılı oynamaya başladı. 52. dakikada Boli’nin attığı golle fark bire indi ve maç yeniden heyecan kazandı. Ancak Beşiktaş, rakibinin bu baskısına karşı sakinliğini korudu. 81. dakikada Jota Silva’nın attığı gol, skoru 3-1’e taşıdı ve Beşiktaş’ı rahatlatan son hamle oldu. Bu gol aynı zamanda maçın da sonucunu belirledi.Beşiktaş adına maçın en dikkat çekici yönlerinden biri, savunma hattının hücuma verdiği katkıydı. Tiago Djalo’nun golü bunun somut bir örneğiydi. Ayrıca orta saha oyuncularının pres gücü ve top kontrolü, oyunun temposunu belirledi. Antalyaspor’un özellikle ikinci yarıda geliştirdiği ataklarda kaleci Mert Günok’un kritik kurtarışları, farkın kapanmasını önledi.
Trabzondan Evinde Puan kaybı.
Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’in 12. haftasında Papara Park’ta ağırladığı Alanyaspor ile 1-1 berabere kaldı. Bordo-mavili ekip karşılaşmaya hızlı başladı ve taraftarının da desteğiyle oyunun ilk bölümünde baskıyı kurdu. Mücadelenin 15. dakikasında Paul Onuachu’nun attığı golle öne geçen Trabzonspor, ilk yarıyı üstün tamamladı. Onuachu’nun bu golü takımın hücum organizasyonlarının meyvesi olurken, Trabzonspor özellikle kanat ataklarında etkili bir görüntü çizdi.Ancak ikinci yarıda oyunun temposu düştü ve Alanyaspor, topa daha fazla sahip olmaya başladı. Trabzonspor savunması zaman zaman yerleşim hataları yaparken, Alanyaspor bu açıkları değerlendirmeye çalıştı. 73. dakikada sahneye çıkan Ianis Hagi, ceza sahası dışından mükemmel bir vuruşla topu ağlara göndererek skoru 1-1’e getirdi. Bu gol, hem Alanyaspor’a puanı kazandırdı hem de Trabzonspor tribünlerinde kısa süreli bir sessizliğe neden oldu.Maçın son bölümlerinde Trabzonspor tekrar öne geçmek için bastırsa da sonuca ulaşamadı. Hücum hattında üretkenliğin azalması ve orta saha geçişlerindeki kopukluklar, ev sahibi ekibin üç puanı kaçırmasında belirleyici oldu. Teknik direktör Fatih Tekke karşılaşma sonrası yaptığı açıklamada, “Hazırlıklarımızda oynadığımız oyunun sahadakiyle pek ilgisi yoktu. Beklentimizin altında kaldık, bu oyuna göre 1 puan iyi” ifadelerini kullandı.Bu sonuçla Trabzonspor puanını 20’ye yükseltti.
Beşiktaş,Çıkış Peşinde.
Beşiktaş, Süper Lig’in 12. haftasında bu akşam Antalyaspor’a konuk oluyor. Mücadele saat 20.00’de başlayacak ve Antalya Stadyumu’nda oynanacak. Ligde son haftalarda istediği sonuçları alamayan siyah-beyazlılar, bu maçı bir çıkış noktası olarak görüyor. Beşiktaş son 5 lig maçında sadece 5 puan toplayabildi ve taraftarın beklentisi oldukça yüksek. Antalyaspor ise inişli çıkışlı bir performans sergilese de ev sahibi avantajıyla sürpriz yapmak istiyor.Beşiktaş’ta maç öncesi ciddi eksikler bulunuyor. Orkun Kökçü ve Emirhan Topçu kart cezalısı oldukları için forma giyemeyecek. Ayrıca Rafa Silva, Necip Uysal ve Jonas Svensson sakatlıkları nedeniyle kadroda yer almıyor. Bu durum özellikle orta saha ve savunma dengesini etkileyebilir. Teknik direktör Sergen Yalçın da cezası nedeniyle kulübede yer alamayacak. Takımı bu zorlu deplasmanda yardımcı antrenör yönetecek.Antalyaspor cephesinde ise moraller yüksek. Takım teknik direktörü Erol Bulut, Beşiktaş’a karşı kariyerinde henüz galibiyet alamadı ve bu istatistiği kırmak istiyor. Ev sahibi ekip, seyircisinin desteğiyle hızlı hücumlar ve kontra ataklarla sonuca gitmeyi planlıyor. Takımda önemli bir eksik bulunmuyor, bu da kadro istikrarını Beşiktaş’a karşı bir avantaja dönüştürebilir.Bu maç sadece üç puan için değil, iki takımın da sezondaki yönünü belirlemek açısından büyük önem taşıyor.
Trabzonspor,Evinde Alanyaspor’u Konuk Ediyor
Trabzonspor bugün Süper Lig’in heyecan dolu maçında Alanyaspor’u sahasında ağırlıyor. Şenol Güneş Spor Kompleksi’nde oynanacak karşılaşma saat 17.00’de başlayacak ve beIN Sports 1 ekranlarından canlı olarak yayınlanacak. Bordo-mavili ekip, taraftarının önünde üç puan alarak zirve yarışında iddiasını sürdürmeyi hedefliyor.Trabzonspor, geçtiğimiz haftalarda sergilediği inişli çıkışlı performansın ardından bu maçla birlikte yeniden çıkışa geçmek istiyor. Teknik direktör Fatih Tekke, özellikle orta sahadaki pas trafiğini hızlandırarak topa sahip olmayı ve kanatları etkin kullanmayı planlıyor.Alanyaspor cephesinde ise hedef, zorlu deplasmandan en az bir puanla dönmek. Akdeniz temsilcisi, kontra atak futbolunu benimseyerek Trabzonspor’un savunma arkasında bırakacağı boşluklardan faydalanmayı deneyecek.İki takım arasında oynanan son karşılaşmalar genellikle dengeli geçti. Bu da maçın temposunun ve skorun uzun süre belirsiz kalabileceğine işaret ediyor. Trabzonspor’un erken bir gol bulması halinde oyunun kontrolünü ele alması bekleniyor, ancak Alanyaspor’un disiplinli savunması bu planı bozabilir.Trabzonspor galibiyetle moral bulup üst sıralara tırmanmak isterken,Alanyaspor da alt sıralardan uzaklaşmanın peşinde olacak. Bordo-mavili taraftarlar tribünleri doldurarak takımlarına destek vermeye hazırlanırken, futbolseverleri tempolu ve çekişmeli bir karşılaşma bekliyor.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 17-Borussia Dortmund
Borussia Dortmund, 1909 yılında Almanya’nın Ruhr bölgesinde, Dortmund kentinde kurulan bir futbol kulübüdür.Dortmund, Almanya futbolunun profesyonel yapıya geçtiği 1963 yılında kurulan Bundesliga’nın kurucu takımlarındandır. Kulüp, 1950’li yıllarda kazandığı 1956, 1957 ve 1963 şampiyonluklarıyla ulusal sahnede önemli bir güç hâline gelmiştir. Bu dönem, kulübün “kazanmayı öğrenme” yılları olarak kabul edilir. Özellikle 1990’lı yıllarda teknik direktör Ottmar Hitzfeld yönetiminde altın çağını yaşamıştır. 1995 ve 1996 yıllarında üst üste Bundesliga şampiyonu olarak Alman futbolunun zirvesine yerleşmiştir.Borussia Dortmund’un en büyük başarısı ise 1997 yılında geldi. Kulüp, UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde güçlü İtalyan ekibi Juventus’u 3-1 yenerek Avrupa’nın en büyüğü olmayı başardı.Aynı yıl, Kıtalararası Kupayı da kazanarak küresel düzeyde şampiyonluk sevinci yaşadı.Ayrıca, 1966’da Kupa Galipleri Kupası’nı kazanarak Avrupa sahnesine ilk kez adını yazdırmış, 2002’de UEFA Kupası finaline, 2013’te ise yeniden Şampiyonlar Ligi finaline yükselmiştir.Kulübün başarılarının ötesinde, Borussia Dortmund’u benzersiz kılan şey, onun muhteşem taraftar kültürüdür. Signal Iduna Park, yani eski adıyla Westfalenstadion, Avrupa’nın en yüksek kapasiteli futbol stadyumlarından biridir. Güney tribünü “Die Gelbe Wand” (Sarı Duvar) olarak adlandırılır ve yaklaşık 25.000 taraftarı ayakta ağırlayabilir.Bu tribün, Dortmund’un coşkulu taraftar ruhunu sembolize eder.
Fenerbahçe İstanbul’a 1 Puanla Dönüyor.
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi grup aşamasında deplasmanda Viktoria Plzeň ile 0-0 berabere kaldı. Çekya’daki bu zorlu maçta iki takım da gol yollarında etkili olamadı. Savunma güvenliğini ön planda tutan sarı-lacivertliler, rakibin hızlı hücumlarını başarıyla durdurdu ancak hücum hattında beklenen üretkenliği gösteremedi. Özellikle ilk yarıda birkaç pozisyonda etkili olsalar da net bir gol fırsatı bulmakta zorlandılar.Teknik direktör Domenico Tedesco, sahaya dengeli bir kadro sürdü. Ancak İspanyol yıldız Marco Asensio’nun yedek başlaması hücumda yaratıcılık eksikliğine yol açtı. Asensio ikinci yarıda oyuna girse de skoru değiştiremedi. Orta saha oyuncuları İsmail Yüksek ve Jayden Oosterwolde sarı kart görerek ceza sınırına geldi; bu durum ilerleyen haftalarda takım planlarını zorlayabilir. Takım genel olarak disiplinli oynasa da son pas tercihlerinde ve bitiricilikte etkisiz kaldı.Savunma hattı ise maçın en istikrarlı bölümüydü. Fenerbahçe savunması, rakibe tehlikeli pozisyonlar vermedi ve kaleci Livaković birkaç önemli kurtarışla takımını ayakta tuttu. Bu yönüyle Fenerbahçe, Avrupa deplasmanlarında sık görülen savunma zafiyetini göstermeden sahadan bir puanla ayrılmayı başardı. Ancak taraftarlar ve teknik heyet, galibiyetin kaçmasından memnun değildi; zira bu beraberlik gruptan çıkma hesaplarını biraz daha karmaşık hale getirdi.Bu sonuçla Fenerbahçe puanını yediye yükseltti ve gruptaki iddiasını sürdürdü.
Fenerbahçe’de Hedef 3 Puan
Fenerbahçe,UEFA Avrupa Ligi grup aşamasında bugün Çekya temsilcisi Viktoria Plzeň’e konuk oluyor. Fenerbahçe,grupta yakaladığı yükseliş trendini sürdürerek kritik bir galibiyet hedefliyor.Mücadele, Doosan Arena’da oynanacak ve Türkiye saatiyle 23.00’te başlayacak.Teknik direktör ve oyuncular için bu karşılaşma,hem Avrupa arenasında iddiasını güçlendirme hem de taraftara güçlü bir mesaj verme fırsatı taşıyor.Fenerbahçe’nin özellikle orta alandaki dinamizmi ve kanat organizasyonları,deplasmandaki en büyük kozları olacak.Hızlı hücumlarla sonuç arayan sarı-lacivertliler,rakibin savunma zaaflarını değerlendirmek isteyecek.Ev sahibi Viktoria Plzeň ise kendi taraftarı önünde oyunun kontrolünü kaybetmeyen bir ekip.Sert savunması ve hızlı geçiş oyunuyla bilinen Çek temsilcisi,iç sahada kolay teslim olmayan yapısıyla Fenerbahçe için ciddi bir test niteliğinde.Tribün atmosferinin yüksek olacağı maçta Plzeň savunma arkasına atılan toplarla etkili olmaya çalışacak.Fenerbahçe’de maç öncesinde cezalı veya büyük bir sakatlık problemi bulunmuyor. Bu durum teknik ekibin elini güçlendirirken rekabetçi bir kadronun sahaya sürülmesi bekleniyor.Özellikle hücum hattında forma rekabetinin getirdiği enerji, sarı-lacivertli taraftarları heyecanlandırıyor.Her iki takım açısından da grup sıralamasını doğrudan etkileyecek.Fenerbahçe’nin deplasmandan üç puanla dönmesi, hem tur yolunda hem de moral açısından çok değerli olacak.
Hollanda’da Galatasaray Rüzgarı
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nin 4. haftasında Hollanda temsilcisi Ajax’a konuk olduğu mücadelede sahadan 3-0’lık net bir galibiyetle ayrıldı. Amsterdam’da oynanan karşılaşmada sarı-kırmızılı ekip ikinci yarıda ortaya koyduğu etkili oyunla hem üç puanı hem de büyük bir moral kazandı.Mücadelenin ilk yarısında iki takım da kontrollü bir futbol sergiledi. Pozisyon üretmekte zorlanan Galatasaray, savunmada ise rakibine açık vermeyerek devreye 0-0 eşitlikle girmeyi başardı. Taraftarlar bu bölümde daha çok mücadele gücü yüksek, taktik savaşının hâkim olduğu bir oyun izledi.İkinci yarıyla birlikte Galatasaray vites artırdı. Hücum hattında daha baskılı ve cesur oynayan sarı-kırmızılılar, yıldız golcüsü Victor Osimhen’in üç gol birden kaydetmesiyle maçı kopardı. İki penaltıyı başarıyla gole çeviren Osimhen, bir diğer golünü ise kafa vuruşuyla kaydederek hat-trick yaptı ve gecenin kahramanı oldu.Teknik direktör Okan Buruk’un özellikle hücum yönünde yaptığı müdahaleler takıma enerji kattı. Oyuncular arasındaki uyum ve sahaya yansıyan özgüven, galibiyetin en önemli unsurlarından biri olarak dikkat çekti. Ayrıca Galatasaray savunması da maç boyunca yüksek konsantrasyonla oynayarak rakibine gol şansı tanımadı.Bu galibiyet, Galatasaray’ın gruptaki iddiasını güçlendiren bir sonuç oldu. Ajax gibi Avrupa’nın köklü kulüplerinden birine karşı deplasmanda alınan farklı galibiyet, sarı-kırmızılıların Avrupa arenasındaki prestijine önemli bir katkı sundu.
Temsilcimiz Galatasaray,Ajax Deplasmanın’da
Ajax ile Galatasaray, bugün UEFA Şampiyonlar Ligi’nde karşı karşıya geliyor. TSİ 23.00’te başlayacak mücadele, iki takım için de gruptaki kader maçlarından biri olarak görülüyor. Amsterdam’da oynanacak karşılaşmaya ilgi büyük, sarı-kırmızılı taraftarlar da deplasmanda takımlarını yalnız bırakmadı.Ajax cephesinde maç öncesi eksikler dikkat çekiyor. Hollanda ekibinin teknik direktörü John Heitinga, takımının özellikle maçın ilk bölümünde savunma disiplinini koruması gerektiğini belirterek “İlk yarıda gol yememek bizim için belirleyici olabilir” yorumunu yaptı. Kenneth Taylor kırmızı kart cezalısı olduğu için forma giyemeyecek. Kasper Dolberg ve Steven Berghuis’nin ise durumları son dakikada netleşecek.Galatasaray’da ise Teknik direktör Okan Buruk, oyuncularının özgüveninin yüksek olduğunu ve bu maçı da kazanma hedefiyle sahaya çıkacaklarını dile getirdi. Sarı-kırmızılı ekipte Yunus Akgün ve İlkay Gündoğan kafilede yer almıyor. Buna rağmen takım içindeki rekabet ve form durumu teknik ekibi umutlandırıyor.Maçın taktiksel açıdan büyük bir çekişmeye sahne olması bekleniyor. Ajax, topa sahip olarak oyunu kontrol etmek isterken,Galatasaray hızlı hücum planıyla rakibini zorlamayı amaçlıyor.Orta saha mücadelesi, skora doğrudan etki edecek kilit alan olarak öne çıkıyor.Galatasaray için bu karşılaşma, Şampiyonlar Ligi’nde üst turlara yürüyebilmek adına önemli bir fırsat anlamı taşıyor.Ajax ise kendi sahasında kazanarak yarıştan kopmak istemiyor.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 19-Juventus(1990)
1989-1990 sezonu, Juventus için yeniden yükselişin simgesi oldu. O dönem İtalyan futbolu Avrupa’da büyük bir güç hâline gelirken, Torino ekibi de bu dönemin önemli temsilcilerinden biri olmayı başardı. Juventus, teknik direktör Dino Zoff yönetiminde hem iç sahada hem de uluslararası arenada iddialı bir görüntü sergileyerek UEFA Kupası’nı kazanma hedefiyle sezona başladı.Juventus, turnuva boyunca gösterdiği disiplinli futbol ve taktiksel üstünlükle dikkat çekti. Rakiplerini çeşitli skorlarla saf dışı bırakırken, savunmadaki sağlam duruş ve hücumdaki yaratıcılık takımın en büyük artılarıydı. Kupaya giden yolda her maç bir karakter gösterisine dönüşüyor, oyuncular sahada kazanma hırsını net biçimde ortaya koyuyordu.Finalde Juventus’u bir başka İtalyan takımı olan Fiorentina bekliyordu. Bu final, UEFA Kupası tarihinde iki İtalyan ekibinin karşılaştığı ilk final olarak tarihe geçti. İlk maçta Juventus, taraftarının önünde 3-1 gibi önemli bir galibiyet elde etti. Rövanş mücadelesi ise golsüz eşitlikle sona erdi. Böylece Juventus, toplam skorla kupaya uzanarak Avrupa’nın zirvesine adını yazdırdı.Bu şampiyonluk, yalnızca Juventus için değil, Serie A için de büyük bir prestij taşıyordu. İtalya futbolunun o dönem ulaştığı yüksek rekabet seviyesi, Avrupa’da alınan bu tür başarılarla tescillenmiş oldu. Juventus’un 1990 zaferi, kulüp tarihinin unutulmaz anılarından biri hâline geldi ve sonraki yıllarda kazanılan başarıların zeminini oluşturdu.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 55-Carlos Alberto Parreira
Carlos Alberto Gomes Parreira, 27 Şubat 1943’te Rio de Janeiro’da doğmuş, futbol tarihinin en deneyimli ve uluslararası arenada en çok takım çalıştırmış teknik direktörlerinden biri olarak kabul edilir. Futbola oyuncu olarak değil, kondisyon uzmanı olarak adım atmış olması onun kariyerini farklı bir noktaya taşımıştır. 1970 FIFA Dünya Kupası’nda Brezilya Milli Takımı’nın teknik ekibinde kondisyoner olarak görev almış ve ülkenin kazandığı bu büyük başarıda rol oynamıştır.Parreira’nın en parlak başarısı, şüphesiz ki 1994 ABD Dünya Kupası’nda Brezilya’yı dünya şampiyonu yapmasıdır. 24 yıl sonra gelen bu zafer, Brezilya futboluna yeniden özgüven kazandırmış; Parreira’nın taktiksel disiplini ve savunma dengesi ön planda tutan yaklaşımı turnuvanın ana odaklarından biri olmuştur. Her ne kadar eleştiriler almış olsa da hedefe ulaşan pragmatik futbol anlayışı, onu Brezilya’nın futbol tarihine unutulmaz bir isim olarak yazdırmıştır.Brezilya dışında Kuveyt, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Güney Afrika gibi farklı milli takımları da yönetmiştir.Oyun anlayışı bakımından Parreira, savunma disiplini ve taktiksel dengeyi her zaman ön planda tutmuştur.Kariyerini onlarca yıl boyunca milli takımlar düzeyinde başarıyla sürdürmüş, farklı coğrafyalarda futbolun gelişimine katkı sağlamış bir teknik direktördür. Dünya Kupası şampiyonluğu başta olmak üzere büyük başarıları, futbol stiline getirdiği disiplin anlayışı ve global deneyimiyle futbol tarihinde seçkin bir yer edinmiştir.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları 47-Mert Nobre
Mert Nobre Brezilya’da doğup futbola başlayan ve sonrasında Türk futboluna damga vuran bir golcüdür. 2004 yılında Fenerbahçe’ye transfer olmasıyla Süper Lig sahnesine çıkan Nobre, kısa sürede golcü kimliğiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Ceza sahası içindeki bitiriciliği, doğru zamanda doğru yerde olma yeteneği ve çalışkan yapısıyla Fenerbahçe’nin en önemli hücum silahlarından biri haline gelmiştir.Fenerbahçe formasıyla iki Süper Lig şampiyonluğu yaşayan Nobre, özellikle Alex de Souza ile yakaladığı uyum sayesinde birçok kritik maçta skor katkısı sağlamıştır. Toplamda 46 gol kaydettiği Fenerbahçe döneminde, derbilerde ve şampiyonluk yolundaki belirleyici karşılaşmalarda attığı gollerle taraftarların hafızasında unutulmaz bir iz bırakmıştır.2006 yılında Beşiktaş’a transfer olarak kariyerinde önemli bir sayfa açmıştır. Ezeli rakipler arasında yapılan bu transfer büyük ses getirirken, Nobre sahadaki performansıyla konuşulmayı sürdürmüştür. Beşiktaş’ta geçirdiği beş sezonda lig ve kupa şampiyonlukları kazanmış, özellikle 2008-09 sezonunda hem lig hem de Türkiye Kupası’nın kazanıldığı döneme önemli katkılar sunmuştur. Hırsı, azmi ve pes etmeyen yapısıyla Beşiktaş taraftarının da sevgisini kazanmayı başarmıştır.Beşiktaş sonrası Mersin İdman Yurdu ve Kayserispor gibi kulüplerde oynayarak golcülüğü kadar tecrübesini de sahaya yansıtmıştır.Nobre Profesyonel duruşu, karakteri, çalışkanlığı ve Türk futboluna katkıları ile futbol camiası tarafından saygıyla anılan bir isim olmuştur.
Müthiş Maçta,Kazanan Fenerbahçe.
Süper Lig’in 11. haftasında oynanan derbide Fenerbahçe, büyük bir geri dönüşe imza atarak Beşiktaş’ı deplasmanda 3-2 mağlup etti. Tüpraş Stadyumu’nda muhteşem bir atmosferde gerçekleşen karşılaşma, son yılların en unutulmaz derbileri arasına girdi. Hem heyecan hem de gerilim dolu anlar, futbolseverlere adeta nefes aldırmadı.Mücadeleye çok hızlı başlayan taraf Beşiktaş oldu. Siyah-beyazlılar özellikle kanatlardan geliştirdiği ataklarla etkili oldu ve ilk 22 dakikada bulduğu iki golle skoru 2-0’a taşıdı. Tribünlerde coşku zirveye çıkarken, Beşiktaş’ın oyuna hâkim görüntüsü Fenerbahçe’yi zor duruma düşürdü.Ancak 26. Dakika’da maçın kırılma anı yaşandı.Beşiktaş’ın orta saha oyuncusu Orkun Kökçü, sert müdahalesi sonrası hakem tarafından kırmızı kartla oyun dışında bırakıldı. Bu karar sonrası Beşiktaş 10 kişi kalırken, oyunun dengesi bir anda değişti. Fenerbahçe teknik ekibi bu durumu iyi değerlendirerek ikinci yarıda daha önde baskı yapacak şekilde takımını sahaya sürdü.Fenerbahçe, ikinci yarıda maçı tamamen kontrol altına aldı. Sarı-lacivertliler önce farkı bire indirdi, ardından beraberliği sağlayarak skoru 2-2’ye getirdi. Moral üstünlüğünü eline alan konuk ekip, taraftarının da desteğini arkasında hissederek yüksek tempoyu sürdürdü ve mücadelede üçüncü golü bularak 3-2 öne geçti.Fenerbahçe skor üstünlüğünü iyi koruyarak zorlu deplasmandan altın değerinde üç puanla ayrıldı. Maç sonunda sarı-lacivertli futbolcular büyük bir sevinç yaşadı.
Dolmabahçe’de Kritik Derbi
Süper Lig’de derbi heyecanı bugün İstanbul’da yaşanacak. Ligin 11. haftasında Beşiktaş, ezeli rakibi Fenerbahçe’yi Tüpraş Stadyumu’nda konuk ediyor. Saat 20.00’de başlayacak karşılaşma, hem şampiyonluk yarışının şekillenmesi hem de tarihi rekabet açısından büyük önem taşıyor. Taraftarlar gün boyunca maç atmosferine hazırlanırken, kentte de adeta derbi coşkusu hakim.İki takım arasındaki rekabet, Türk futbolunun en köklü mücadelelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Geride kalan karşılaşmalarda Fenerbahçe 135 kez sahadan galip ayrılırken, Beşiktaş’ın galibiyet sayısı 129 olarak kayıtlara geçti. 97 mücadele ise beraberlikle sonuçlandı. Bu istatistikler, rekabetin ne kadar dengeli ve çekişmeli geçtiğinin de bir göstergesi.Ev sahibi Beşiktaş, taraftarının desteğiyle çıkacağı bu maçta moral bulmak istiyor. Son haftalarda inişli çıkışlı bir performans sergileyen siyah-beyazlılarda tüm planlar galibiyet üzerine kurulu. Teknik ekip, hücumcuların etkili skor katkısı yapması için özel çalışmalar gerçekleştirdi. Özellikle yıldız oyuncuların sahne alması bekleniyor.Fenerbahçe ise derbiden zaferle ayrılarak yoluna kayıpsız devam etmeyi hedefliyor. Ligde üst sıraları zorlayan sarı-lacivertliler, zorlu deplasmanda baskıya rağmen oyun planını sahaya yansıtmayı amaçlıyor. Takımda moraller yüksek ve teknik heyet taktik disipline vurgu yaparak maça hazırlanmış durumda.
Rams Park’da,Gol Sesi Çıkmadı.
Süper Lig’in 11. haftasında Galatasaray ile Trabzonspor, RAMS Park’ta karşı karşıya geldi. Büyük bir mücadeleye sahne olan dev derbi, beklendiği gibi yüksek tempolu geçti ancak gol sesi çıkmadı. Her iki takım da girdiği pozisyonları değerlendiremeyince karşılaşma 0-0 eşitlikle sona erdi.Maça ev sahibi olarak çıkan Galatasaray, taraftarının desteğiyle oyuna hızlı başladı. Sarı-kırmızılılar, özellikle ilk yarıda rakip sahada baskı kurarak pozisyon aradı. Ancak ceza sahası içinde son vuruşlarda etkili olunamayınca aranan gol gelmedi. Galatasaray savunması ise boşluk vermeden iyi bir performans gösterdi.Trabzonspor cephesi ise kontra ataklarla etkili olmaya çalıştı. Tempoyu zaman zaman düşürerek oyunun kontrolünü eline almak isteyen bordo-mavililer, hızlı hücumlarla tehlike yarattı. Özellikle ikinci yarıda yakalanan fırsatlar değerlendirilemeyince Trabzonspor da golle buluşamadı. Maçın son bölümlerinde oyuna giren Bouchouari’nin gördüğü kırmızı kart, konuk ekibin planlarını bozdu.Her iki takımın kalecileri de dikkat çekici bir performans sergiledi. Gelen tehlikeli şutlarda başarılı kurtarışlar yapan file bekçileri, maçın skorunda önemli rol oynadı.Bu sonuçla Galatasaray, liderlik yarışında bir puan alarak yoluna devam etti fakat sahasındaki maçta avantajı tam anlamıyla kullanamadı. Trabzonspor ise zorlu deplasmandan puanla dönerek hanesine önemli bir katkı yapmış oldu. Ancak iki takım açısından da “kaçan fırsatlar” derbinin en dikkat çeken özeti oldu.
Süper Lig’de,Dev Maç.
Süper Lig’de heyecan bu akşam Rams Park’ta yaşanacak. Galatasaray, ezeli rakiplerinden Trabzonspor’u konuk ediyor. Hem zirve yarışının hem de tarihi rekabetin ateşini taşıyan mücadele, büyük bir heyecana sahne olacak. Taraftarlar, saat 20.00’de başlayacak maç için günlerdir bekleyiş içinde.Galatasaray, ev sahibi olmanın avantajıyla sahaya çıkacak. Sarı-kırmızılı ekip, taraftar desteğini arkasına alarak oyun kontrolünü elinde tutmak istiyor. Sezona iddialı başlayan Galatasaray, rakibi karşısında hem üç puan hem de moral kazanmayı hedefliyor. Teknik heyet, özellikle hücum performansına güveniyor ve oyunun hakimiyetini ele almayı planlıyor.Trabzonspor ise zor deplasmandan puan ya da puanlarla dönmeyi amaçlıyor. Bordo-mavili ekipte Onuachu gibi fark yaratabilen gol silahlarının varlığı teknik ekibe umut veriyor. Trabzonspor, orta saha direncini yüksek tutup hızlı hücumlarla sonuca gitmeyi planlıyor. Rakibin ev sahibi etkisini kırmak ise maçın en kritik noktalarından biri olacak.İki takım arasındaki rekabet geçmişine bakıldığında Galatasaray’ın genel anlamda üstünlüğü göze çarpıyor. Özellikle İstanbul’da oynanan maçlarda sarı-kırmızılılar daha başarılı sonuçlara imza attı. Ancak her derbide olduğu gibi bugün de saha içindeki mücadele ve anlık performanslar belirleyici olacak. Futbolseverler, yüksek tempolu ve gollü bir karşılaşma bekliyor.Sonuç olarak bu müsabaka, iki takım içinde büyük önem taşırken,aynı zamanda puan tablosunu şekillendirebilecek bir karşılaşma niteliği taşıyor.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 6-Thomas Müller(260 +)
Modern futbolun en sıra dışı ve özgün oyuncularından biri olan Thomas Müller, klasik pozisyon tanımlarını altüst eden bir isimdir. Kendisine ait “Raumdeuter” yani “alan yorumcusu” unvanı, oyunu okuma ve boş alanları değerlendirme konusundaki benzersiz yeteneğini yansıtır.Müller, hız veya üstün teknik gösteriler yerine oyun zekâsı, zamanlama ve pozisyon bilgisi ile fark yaratır. Bu yönleri onu sadece golcü değil, aynı zamanda asist anlamında da olağanüstü bir oyuncu yapmaktadır.Müller’in asist becerilerinin temelinde, boş alan sezgisi yer alır. Rakip savunmanın en zayıf olduğu bölgeyi hissedip oraya sızmakta ustadır. Top ayağındayken değil, çoğu zaman topsuz oyun sırasında verdiği mikro kararlar sayesinde pozisyonu şekillendirir. Bu sayede takım arkadaşlarını doğru anda doğru yerde buluşturur ve kaleye giden yolu açar. Savunmanın bir anda ortaya çıkan boşluğuna yaptığı paslar, onun oyunu en az birkaç hamle önceden düşündüğünün kanıtıdır.Takım oyununa olan katkısı, özellikle Bayern Münih ve Almanya Millî Takımı’ndaki rolüyle net bir şekilde görülür. Müller, ikinci forvet, 10 numara, hatta kanat gibi pek çok pozisyonda oynamasına rağmen her zamanda oyun bağlantısını oluşturan kilit oyuncu olmuştur. Şampiyonlar Ligi ve Dünya Kupası gibi en üst düzey platformlarda gösterdiği performans, asist yeteneklerinin yalnızca lig maçlarında değil, baskı altında ve kritik anlarda da ortaya çıktığını kanıtlar.onun asistleri genelde oyunun kaderini değiştirir.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 12-Joe Bambrick(616)
Joe Bambrick, Kuzey İrlanda futbol tarihinin en etkili golcülerinden biri olarak kabul edilir.Özellikle Belfast Celtic ile geçirdiği yıllarda olağanüstü bir gol ortalamasına ulaşmış,hücum hattında sessiz ama ölümcül bir tehdit hâline gelmiştir.Onu diğerlerinden ayıran en önemli özellik, doğru yerde doğru zamanda bulunma konusundaki benzersiz iç güdüsüydü.Bambrick’in bitiricilik yeteneği, büyük ölçüde pozisyon alma zekâsına dayanıyordu. Ceza sahası içinde nerede durması gerektiğini çok iyi bilir, savunmacıların arkasında kaybolarak bir anda gol pozisyonuna girerdi. Vuruşlarında gösterişten uzak bir sadelik bulunsa da, bu sadelik Bambrick’i durdurmayı neredeyse imkânsız kılıyordu. Kaleciyi karşısına aldığında yapacağı hareketi tahmin etmek zor olurdu; dar açıdan köşeye yerleştirilmiş şutlar, kalecinin üstünden yapılan yumuşak dokunuşlar ve sert tek vuruşlar onun karakteristik seçkisinin parçalarıydı.Joe Bambrick yalnızca ayaklarıyla değil, aynı zamanda havadan gelen topları değerlendirmede de çok başarılıydı. Güçlü boy avantajına sahip olmamasına rağmen zamanlaması mükemmeldi. Hava toplarında doğru yükselme anını seçer ve savunmacıya temas ettirmeden kafayla golü tamamlayabilirdi. Bu becerisi onu set oyunlarında ve ortalarla beslenen hücumlarda çok değerli bir silah hâline getirmiştir.Bambrick, bazen en zor golleri kolaymış gibi gösteren bir ustalığa sahipti.Sonuç olarak Joe Bambrick’in gol becerileri, fiziksel güçten çok zekâya, sezgiye ve ustalıklı bitiriciliğe dayanıyordu.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 18-Santos
Santos,1912 yılında Brezilya’nın São Paulo eyaletinde kurulan ve dünya futbol tarihinde derin izler bırakmış bir kulüptür. Özellikle yetiştirdiği yıldızlar, oynattığı hücum futbolu ve kazandığı uluslararası başarılarla “futbolun mabedi” olarak anılan Santos, Pele’nin evi olmasıyla da hafızalara kazınmıştır.1950’lerin sonundan 1970’li yılların başına kadar süren dönem, Santos’un futbol tarihine damga vurduğu altın çağıdır. Pele, Coutinho ve Pepe gibi efsanevi oyuncuların forma giydiği bu yıllarda Santos; iki Copa Libertadores (1962, 1963) ve iki Kıtalararası Kupa (1962, 1963) şampiyonluğu kazanarak adını dünya çapında duyurmuştur. Aynı dönemde yurt içinde de sayısız ulusal ve eyalet şampiyonluklarına ulaşan kulüp, dönemin en saldırgan ve bol gollü takımlarından biri olarak tarihe geçmiştir.Kulüp bugüne kadar sekiz kez Brezilya Serie A şampiyonluğu elde etmiş, ülke futbolunun en prestijli turnuvalarından Copa do Brasil’i 2010 yılında kazanmıştır. Bunun yanı sıra São Paulo Eyalet Ligi’nde (Paulista) 20’den fazla şampiyonluk elde ederek bölgesel alanda da istikrarlı biçimde üst seviyede kalmayı başarmıştır.Santos’un dünya çapındaki ününün bir diğer önemli nedeni ise altyapısından yetişen yıldızlardır. Robinho, Neymar, Rodrygo gibi futbolcuların Santos formasıyla profesyonel hayata adım atması kulübün “yetenek fabrikası” olarak anılmasını sağlamıştır.kulüb Neymar önderliğinde 2011 kadrosu, Copa Libertadores’i kazanarak kulübün uluslararası arenada tekrar hatırlanmasını sağladı.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 18-Napoli(1989)
1989 UEFA Kupası şampiyonluğu, Napoli’nin hem sportif hem de kültürel olarak zirveye çıktığı anlardan biridir. İtalya’nın güneyinde yer alan Napoli şehri, uzun yıllar boyunca ülkenin kuzeyine kıyasla geri planda görülmüş, sosyoekonomik açıdan da ayrımcılığa uğramış bir bölgeydi. Ancak tüm bu önyargılar, kulübün 1988-1989 sezonunda Avrupa’da elde ettiği bu tarihi zaferle yerle bir edildi.Napoli o dönemde Diego Armando Maradona gibi dünya futbolunun en büyük efsanelerinden birine sahipti. Maradona sadece bir futbolcu değil, şehrin ruhunu sahaya taşıyan bir figürdü. Yanında Brezilyalı golcü Careca ve İtalyan yıldız Bruno Giordano gibi isimler,Napoli’ye hücum gücü ve izlenmesi zevk veren bir oyun kimliği kazandırdı.Kupaya uzanan en kritik eşiklerden biri, yarı finalde Alman devi Bayern Münih’e karşı oynanan iki maçtı. San Paolo Stadyumu’ndaki ilk karşılaşmada Napoli’nin 2-0’lık galibiyeti hem moral verdi hem de güven tazeledi. Rövanş maçında Almanya’da alınan 2-2’lik beraberlik ise finale giden yolu açan tarihi bir sonuç oldu.Finalde Napoli’nin rakibi bir başka Alman temsilcisi olan Stuttgart’tı. İlk maçta Napoli sahasında 2-1 kazanarak avantaj yakaladı. Rövanş mücadelesi ise tam anlamıyla bir futbol şöleni niteliğindeydi. Napoli’nin 3-3’lük beraberlik alarak toplamda 5-4’lük skorla kupayı kazanması, şehrin tarihinde görülmemiş bir coşkuya yol açtı. Sokaklar günlerce süren kutlamalara sahne oldu ve bu zafer halkın hafızasına kazındı.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 56-Don Revie
Don Revie, İngiliz futbol tarihine damga vurmuş en önemli teknik direktörlerden biridir. Futbolculuktan gelen bilgi birikimini, özellikle Leeds United’da gösterdiği liderlikle taçlandırmış ve 1960’ların sonu ile 1970’lerin başına damga vuran bir futbol anlayışı geliştirmiştir. Onun teknik direktörlük kariyeri, başarılar kadar tartışmaları da içinde barındıran çok yönlü bir hikâyeye sahiptir.Revie’nin teknik direktörlük kariyerindeki en parlak dönem Leeds United yıllarıdır. 1961’de göreve geldiğinde kulüp küme düşme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Revie, takımı disiplinli bir çalışma düzenine sokarak kısa sürede güçlü bir sportif yapı oluşturdu. Profesyonellik anlayışı, rakip analizine verdiği önem ve takım içi aile ortamını geliştiren yaklaşımı Leeds’i İngiltere ve Avrupa’nın en güçlü ekiplerinden biri hâline getirdi. Bu dönemde lig şampiyonlukları, ulusal ve uluslararası kupalar kazanıldı ve Leeds, sert ve mücadeleci kimliğiyle ün kazandı. Bazı kesimlerin takımı “agresif” bulması ise Revie’nin başarısının yanında gelen eleştirilerin başında yer aldı.Leeds ile kazandığı başarıların ardından 1974’te İngiltere Millî Takımı’nın başına geçen Revie, kulüp kariyerindeki ivmeyi burada sürdüremedi.Teknik direktörlük kariyerinin son dönemlerinde Revie, Birleşik Arap Emirlikleri ve Al-Nasr gibi Orta Doğu takımlarında görev yaptı.Burada profesyonelliği ve organizasyon becerisiyle iz bırakmayı başardı.Don Revie’nin mirası bugün modern futbolun yapı taşları arasında görülmektedir.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları 46-Alanzinho
Alanzinho’nun Süper Lig kariyeri, Türkiye’de iz bırakmış Brezilyalı futbolcuların renkli hikâyelerinden biridir. Tam adı Alan Carlos Gomes da Costa olan oyuncu, 2009 yılında Stabæk’ten Trabzonspor’a transfer edildiğinde büyük bir beklenti yaratmıştı. Teknik kapasitesi, top sürme becerisi ve dar alanda çözüm üretme yeteneğiyle dikkatleri üzerine çekti. Trabzonspor taraftarı onun ayağına top geldiğinde heyecanla ayağa kalkmayı severdi.Trabzonspor döneminde özellikle Şenol Güneş yönetiminde daha fazla öne çıktı. Takımın hücum organizasyonlarında kilit rol aldığı maçlar oldu. 2010–2011 sezonunda Trabzonspor’un şampiyonluk yolunda verdiği büyük mücadelede Alanzinho da takımın önemli hücum silahlarından biriydi. Yaratıcılığı, asistleri ve oyunu yönlendirmesiyle katkı sağladı. Ancak fiziksel olarak rakiplerle mücadelede zayıf kalması ve istikrar sorunları, onu sürekli ilk 11 oyuncusu olmaktan uzaklaştırdı.Alanzinho, Süper Lig’e teknik futbolun estetiğini taşıyan isimlerden biri olarak hatırlanıyor. Topla buluştuğunda yaratabileceği tehlike, taraftarlara her zaman umut verirdi. İnişli çıkışlı performansına rağmen futbolseverlerin aklında iz bırakmayı başardı. Trabzonspor tribünleri için hâlâ keyifli maçların gizli kahramanlarından biri olarak anılıyor.2014 yılında Trabzonspor’dan ayrılan Alanzinho, Gaziantepspor’a transfer oldu. Ancak burada Trabzon’daki günlerini aratan bir performans sergiledi ve kısa süre sonra Balıkesirspor’un yolunu tuttu.
Fenerbahçe,Çok Rahat Kazandı.
Süper Lig’in 10. haftasında deplasmanda Gaziantep FK’ya konuk olan Fenerbahçe,sahadan 4-0’lık net bir galibiyetle ayrıldı. Sarı-lacivertliler,maçın başından sonuna kadar oyunun kontrolünü elinde tutarak hem skor hem de oyun üstünlüğünü rakibine kabul ettirdi.Karşılaşmanın hemen başında baskılı bir oyun kuran Fenerbahçe, 5. dakikada Youssef En-Nesyri’nin golüyle öne geçti.Rakip savunmanın hatasını affetmeyen Faslı forvet, düzgün bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Ataklarını sürdüren sarı-lacivertliler, 22. dakikada yine En-Nesyri’nin golüyle farkı ikiye çıkardı. Bu gollerle Fenerbahçe, ilk yarıyı 2-0 önde kapattı.İkinci yarıya da tempolu başlayan Fenerbahçe, rakibine pozisyon vermeden oyunu domine etti. Maçın son dakikalarına doğru Anderson Talisca sahneye çıktı. Brezilyalı yıldız, 81. dakikada ceza sahası dışından mükemmel bir şutla skoru 3-0 yaptı. 88. dakikada bir kez daha sahneye çıkan Talisca, farkı dörde çıkararak maçın skorunu ilan etti. Bu goller, Talisca’nın Süper Lig’deki gol sayısını da artırdı.Ev sahibi ekip Gaziantep FK, 86. dakikada gördüğü kırmızı kartla mücadeleyi 10 kişi tamamladı. Kırmızı kartın ardından savunmada iyice dağınık bir görüntü sergileyen Gaziantep ekibi, son dakikalarda Fenerbahçe’nin hücumlarına karşı koymakta zorlandı. Taraftarlar ise maçın bitimiyle birlikte oyunculara tepki gösterdi.Bu galibiyetle birlikte Fenerbahçe, puanını 22’ye yükselterek zirve yarışında iddiasını sürdürdü.
Fenerbahçe,Kritik Deplasman’da
Trendyol Süper Lig’in 10. haftasında Fenerbahçe, bu akşam deplasmanda Gaziantep FK ile karşı karşıya gelecek bir Mücadele, Gaziantep Stadyumu’nda saat 20.00’de başlayacak. Ligde üst sıraları hedefleyen sarı-lacivertliler için bu maç büyük önem taşıyor. Ev sahibi Gaziantep FK ise kendi sahasında güçlü rakibini mağlup ederek çıkışa geçmek istiyor.Fenerbahçe, ligde oynadığı 9 maçta 5 galibiyet ve 4 beraberlik alarak 19 puan topladı ve haftaya 3. sırada girdi. Son haftalarda gol yollarında etkili bir performans sergileyen sarı-lacivertliler, namağlup serisini sürdürmeyi hedefliyor. Gaziantep FK ise ligde inişli çıkışlı bir grafik çiziyor. Kırmızı-siyahlılar, evinde alacağı bir galibiyetle orta sıralara tırmanmak amacında.Fenerbahçe ile Gaziantep FK bugüne kadar Süper Lig’de 13 kez karşılaştı. Bu maçlarda Fenerbahçe 10 galibiyet alırken, Gaziantep FK 2 kez kazandı. 1 karşılaşma ise beraberlikle sonuçlandı. Bu istatistik, sarı-lacivertlilerin karşılaşma öncesi moral motivasyon açısından avantajlı olduğunu gösteriyor.Fenerbahçe, deplasmanda alacağı bir galibiyetle zirve yarışını sürdürmek istiyor. Son haftalarda hücum gücünü artıran sarı-lacivertliler, oyunun temposunu kontrol ederek sonuca gitmeyi hedefliyor. Gaziantep FK ise özellikle iç saha atmosferini avantaja çevirip, güçlü rakibine karşı puan ya da puanlar alma peşinde olacak.
Aslan,Derbi Öncesi Hata Yapmadı.
Süper Lig’in 10. haftasında Galatasaray, Rams Park’ta konuk ettiği Göztepe’yi 3-1 mağlup etti. Karşılaşmanın başında konuk ekip Göztepe etkili başladı ve 6. dakikada Efkan Bekiroğlu’nun attığı golle öne geçti. Bu golle birlikte Galatasaray kısa süreli bir şaşkınlık yaşasa da oyun üstünlüğünü kısa sürede eline aldı.Galatasaray’ın eşitlik golü 19. dakikada Victor Osimhen’den geldi. Nijeryalı golcü, ceza sahası içinde fırsatçılığını konuşturarak skoru 1-1’e getirdi. Bu dakikadan sonra oyunun kontrolü tamamen sarı-kırmızılılara geçti. Göztepe’nin savunmada yaptığı sert müdahaleler dikkat çekerken, ilk yarının son dakikalarında yapılan bir faul sonrası kırmızı kart çıktı ve Göztepe 10 kişi kaldı.İkinci yarıya tempolu başlayan Galatasaray, rakibinin bir kişi eksik olmasının da avantajıyla oyunu rakip yarı alana yıktı. Dakikalar 63’ü gösterdiğinde Gabriel Sara ceza sahası dışından harika bir vuruşla takımını öne geçirdi. Bu golden yalnızca üç dakika sonra sahneye çıkan Mauro Icardi farkı ikiye çıkardı ve skor 3-1’e geldi. Arjantinli yıldızın bu golü, Galatasaray taraftarını coşturdu.Kalan dakikalarda Galatasaray topa daha fazla sahip olarak oyunun temposunu düşürdü ve skoru korumayı başardı. Göztepe zaman zaman kontra ataklarla tehlike yaratmaya çalışsa da Muslera’nın başarılı kurtarışları farkın kapanmasına izin vermedi. Maçın son düdüğüyle birlikte Galatasaray 3 puanı hanesine yazdırırken, Göztepe sahadan puansız ayrıldı.
Galatasaray’ın Rakibi Göztepe
Süper Lig’in 10. haftasında Galatasaray, bu akşam kendi sahasında Göztepe’yi konuk ediyor. Mücadele saat 17.00’de Rams Park’ta oynanacak. Sarı-kırmızılılar, taraftarı önünde kazanarak liderlik koltuğunu sağlamlaştırmak istiyor. Göztepe ise zorlu deplasmandan sürpriz bir sonuçla dönmeyi hedefliyor.Galatasaray, maç öncesi son antrenmanını dün Florya Metin Oktay Tesisleri’nde gerçekleştirdi. Teknik direktör Okan Buruk, idmanda pas ve pres çalışmasına ağırlık verirken, özellikle hücum organizasyonlarında bitiricilik vurgusu yaptı. Takım moral olarak yüksek bir atmosferde sahaya çıkmaya hazırlanıyor. Göztepe cephesinde ise teknik direktör Stanimir Stoilov, rakibin güçlü yönlerine karşı savunma güvenliğini ön planda tutmayı planlıyor.Galatasaray’da birkaç önemli eksik dikkat çekiyor. Savunmada Wilfried Singo ve orta sahada İlkay Gündoğan, sakatlıkları nedeniyle kadroda yer alamayacak. Ayrıca Lucas Torreira, ailevi nedenlerle izinli ve durumu maç saatinde netleşecek. Öte yandan Davinson Sánchez, sarı kart sınırında bulunuyor ve olası bir kart görmesi durumunda bir sonraki hafta cezalı duruma düşecek.Galatasaray ile Göztepe, Süper Lig tarihinde bugüne kadar 62 kez karşı karşıya geldi. Bu maçlarda Galatasaray 38 galibiyet alırken, Göztepe 11 kez sahadan galip ayrıldı, 13 maç ise berabere sona erdi. Sarı-kırmızılılar rakibine karşı 99 gol kaydederken, bu maçta 100. golü bulma şansı da bulunuyor. Bu istatistik, mücadeleye ayrı bir anlam kazandırıyor.
Beşiktaş,Zorlu Kasımpaşa Deplasmanında.
İstanbul’un iki köklü ekibi Kasımpaşa ve Beşiktaş, bugün Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda karşı karşıya gelecek. Mücadele saat 20.00’de başlayacak ve beIN Sports 1 ekranlarından canlı olarak yayınlanacak. Karşılaşmada Adnan Deniz Kayatepe düdük çalacak.Ev sahibi Kasımpaşa, son haftalarda sergilediği mücadeleci futboluyla dikkat çekiyor. Lacivert-beyazlılar, seyircisi önünde güçlü rakibine karşı puan ya da puanlar alarak üst sıralara tırmanmayı hedefliyor. Takımda teknik direktör Sami Uğurlu, oyuncularına Beşiktaş’ın savunma zaaflarını değerlendirmeleri yönünde uyarılarda bulundu. Özellikle kanat oyuncuları ve hızlı hücumlarla Beşiktaş savunmasını zorlamayı planlayan Kasımpaşa, iç saha avantajını en iyi şekilde kullanmak istiyor.Zorlu bir dönemden geçen Beşiktaş ise bu maça büyük bir baskı altında çıkıyor. Siyah-beyazlı ekip, son dört lig maçında Kasımpaşa’ya karşı galibiyet alamadı. Teknik direktör Sergen Yalçın, bu kötü seriyi sonlandırarak takıma moral kazandırmak istiyor. Ancak Beşiktaş’ta sakatlıklar can sıkıyor; Rafa Silva ve Emrecan Terzi gibi bazı isimler maç kadrosunda yer alamayabilir. Ayrıca savunmanın önemli ismi Uduokhai sarı kart sınırında bulunuyor.Bu karşılaşma yalnızca üç puan anlamına gelmiyor; her iki takım için de moral, güven ve istikrar mücadelesi anlamı taşıyor. Beşiktaş, zirve yarışından kopmamak istiyor; Kasımpaşa ise evinde güçlü bir rakibi yenerek ligdeki iddiasını pekiştirmeyi hedefliyor.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 7-Kevin De Bruyne(251 +)
Futbol tarihinde oyunu şekillendiren en önemli oyuncular genellikle gol atanlar olmuştur. Ancak oyunun görünmeyen kahramanları, yani “asist ustaları”, modern futbolun kalbinde yer alır. Bu isimlerin başında gelen Kevin De Bruyne, pas kabiliyeti, oyun zekâsı ve teknik çeşitliliğiyle çağımızın en yaratıcı futbolcularından biridir. Belçikalı yıldız, yalnızca Manchester City’nin değil, modern futbolun da en üretken oyun kurucularından biri olarak kabul edilir.De Bruyne’nin en dikkat çeken yönü, olağanüstü oyun görüşüdür. Sahadayken adeta birkaç saniye sonrasını tahmin edebilir. Rakip savunmanın konumunu sürekli analiz eder ve boşlukları bir satranç ustası gibi öngörür. Topu ayağına aldığında başını kaldırıp pas kanallarını tarar, ardından savunmanın dengesini bozacak kusursuz bir top gönderir. Pep Guardiola’nın deyimiyle “Kevin, sahada bir radar gibi çalışır.” Bu sezgisel okuma yeteneği, onun attığı her pası yalnızca teknik bir hareket değil, aynı zamanda bir stratejik hamle hâline getirir.De Bruyne, futbol tarihinin en eksiksiz pasörlerinden biridir.Kısa, uzun, ara, çapraz ya da dış bilekle atılan paslarda aynı derecede ustadır.De Bruyne yalnızca asist yapan bir futbolcu değildir; asisti bir sanat hâline getirmiştir. Onun pasları, futbolun estetik yönünü yansıtır; hız, zekâ ve duygunun birleşimidir.Oyun tarzı, modern futbolun evrimini anlatan bir ders gibidir. Futbol tarihine yalnızca istatistikleriyle değil, oyuna kattığı zarafet ve düşünsel derinlikle geçmiştir.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 13-Abe Lenstra(576)
Abe Lenstra, Hollanda futbol tarihinin en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir. 1920 yılında Heerenveen’de doğan Lenstra, 1940’lı ve 1950’li yıllarda yalnızca Hollanda’nın değil, Avrupa’nın da en üretken golcülerinden biri olmuştur. Döneminin koşulları göz önüne alındığında, amatör futbol ortamında böylesine istikrarlı bir performans gösterebilmek onu olağanüstü kılmıştır. Günümüzün yıldız forvetleriyle kıyaslandığında, Lenstra modern futbolun öncülerinden biri olarak görülebilir.Lenstra’nın en belirgin özelliği, tartışmasız biçimde bitiricilik yeteneğiydi. Ceza sahasında bulunduğu her pozisyonda soğukkanlılığını korur, topa vuruş zamanlamasını mükemmel ayarlardı. Sağ ve sol ayağını aynı derecede iyi kullanabiliyor oluşu, onu savunmalar için tahmin edilmez bir forvet haline getirirdi. Çoğu golünü tek vuruşla atması, sezgilerinin ve zamanlama becerisinin olağanüstü olduğunu gösteriyordu. Özellikle kalecinin üzerinden yaptığı aşırtma vuruşlar ve köşelere yerleştirdiği şutlar, onun imza hareketleri arasında sayılırdı.Abe Lenstra yalnızca ceza sahası içinde etkili bir bitirici değildi; aynı zamanda oyunu yönlendirebilen bir hücum organizatörüydü. Kısa mesafede hızlı hızlanması, topu ayağından açmadan yaptığı driplingler ve birebir mücadelelerdeki dengesini koruma becerisi onu çok yönlü bir forvet haline getirdi.Sonuç olarak, Abe Lenstra yalnızca goller atan bir futbolcu değil, golü bir sanat biçimi olarak icra eden bir ustaydı.
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 19-Roma
İtalyan futbolunun köklü kulüplerinden biri olan AS Roma,1927 yılında Roma şehrinde üç kulübün birleşmesiyle kurulmuştur.“Giallorossi” yani “Sarı-Kırmızılılar”olarak bilinen takım, kuruluşundan itibaren başkent Roma’nın futbol kimliğini temsil etmeyi amaçlamıştır.Roma halkı için yalnızca bir spor kulübü değil,aynı zamanda bir gurur ve kimlik sembolüdür.Kulüp tarihinin ilk dönemlerinde Serie A’da kalıcı bir yer edinmeyi başarmış ve zamanla İtalya’nın en önemli futbol takımlarından biri haline gelmiştir.AS Roma,İtalya’nın en üst düzey futbol ligi olan Serie A’da üç kez şampiyonluk kazanmıştır.Bu başarılar 1941-42,1982-83 ve 2000-01 sezonlarında elde edilmiştir. Özellikle 1982-83 sezonundaki şampiyonluk, Roma tarihinin en unutulmaz dönemlerinden biri olarak kabul edilir.O dönem takımın başında Nils Liedholm bulunuyordu ve efsanevi futbolcu Bruno Conti,takımın öne çıkan yıldızlarından biriydi.2000-01 sezonundaki şampiyonluk ise Francesco Totti’nin kaptanlığında gelmiş ve Roma’nın modern çağdaki en büyük başarısı olarak anılmıştır.Kulüp,İtalya Kupası olan Coppa Italia’yı dokuz kez kazanarak bu alanda da büyük bir istikrar göstermiştir.Ayrıca Supercoppa Italiana’yı iki kez kazanmış ve ülke futbolundaki rekabetin önemli aktörlerinden biri olmuştur.Roma, Avrupa sahnesinde de adından söz ettirmiştir.1960-61 sezonunda Inter-Cities Fairs Cup şampiyonluğunu kazanarak Avrupa’da kupa kazanan ilk İtalyan kulüplerden biri olmuştur.2021-22 sezonunda’da UEFA Avrupa Konferans Ligi’ni kazandılar
Şampiyonlar Ligi Kazananları 33-PSG(2025)
2025 yılı, Paris Saint-Germain’in (PSG) uzun süredir peşinde koştuğu bir hayalin gerçeğe dönüştüğü yıl olarak tarihe geçti. Yıllardır büyük yatırımlar, yıldız transferler ve bitmek bilmeyen beklentilerle anılan Fransız devi, sonunda Avrupa’nın en prestijli kupası olan UEFA Şampiyonlar Ligi’ni kazandı. Bu zafer, sadece bir kulüp başarısı değil, aynı zamanda Fransız futbolu için de tarihi bir kilometre taşı oldu.PSG, 2024-25 sezonuna teknik direktör Luis Enrique yönetiminde yeniden yapılanmış bir kadroyla başladı. Önceki yıllarda bireysel yıldızlara dayalı oyun anlayışını terk eden kulüp, bu kez daha kolektif ve dengeli bir sistem benimsedi. Genç yeteneklerin parlaması, takım içi uyumun artması ve savunmadan hücuma kadar disiplinli bir yapı oluşturulması bu dönüşümün temel taşları oldu. Sezon boyunca Ligue 1’de rakiplerine fark atarak şampiyon olan PSG, aynı zamanda Avrupa arenasında da etkileyici bir performans sergiledi.31 Mayıs 2025’te Almanya’nın Münih kentindeki Allianz Arena’da oynanan finalde PSG, İtalyan temsilcisi Inter Milan’ı 5-0 gibi tarihi bir skorla mağlup etti. Bu sonuç, Şampiyonlar Ligi finalleri tarihinde en farklı galibiyet olarak kayıtlara geçti. Genç yıldız Désiré Doué attığı iki golle maça damgasını vururken, takımın geri kalanı da kusursuz bir uyum içinde oynadı. Luis Enrique’nin taktiksel disiplini, yüksek tempolu pres anlayışı ve hücumdaki çeşitlilik, PSG’yi rakibine karşı üstün kıldı.
Fenerbahçe,Evinde Kazandı.
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi grup aşamasında Kadıköy’de Almanya temsilcisi Stuttgart’ı konuk etti. Taraftarının büyük desteğiyle sahaya çıkan sarı-lacivertliler, zorlu mücadeleden 1-0’lık galibiyetle ayrılarak grubunda önemli bir avantaj elde etti.Karşılaşmanın ilk dakikalarından itibaren oyunun kontrolünü elinde tutan Fenerbahçe, özellikle orta sahada kurduğu baskıyla rakibine alan bırakmadı. Stuttgart ise hızlı hücumlarla etkili olmaya çalışsa da Fenerbahçe savunması disiplinli bir görüntü sergiledi. İlk yarıda net pozisyonlar yakalayan sarı-lacivertliler, aradığı golü bulmakta zorlandı.Maçın ikinci yarısında ise Fenerbahçe’nin baskısı sonuç verdi. 68. dakikada kazanılan penaltıyı gole çeviren sarı-lacivertliler, 1-0 öne geçerek tribünleri ayağa kaldırdı. Golden sonra Stuttgart beraberlik için riskler alsa da, Fenerbahçe kalecisi ve savunma hattı hatasız bir performans sergiledi. Maçın geri kalan bölümünde skor değişmedi ve temsilcimiz sahadan 1-0 galip ayrıldı.Bu sonuçla Fenerbahçe, Avrupa Ligi grubunda üç puanı hanesine yazdırarak liderlik mücadelesinde önemli bir adım attı. Teknik direktör Domenico Tedesco’nun öğrencileri, savunmadaki sağlam duruşları ve takım disiplinleriyle dikkat çekti.Fenerbahçe, bu galibiyetle hem moral buldu hem de Avrupa’da yoluna emin adımlarla devam etti. Taraftarlar maç sonunda takımlarını uzun süre alkışladı.Stuttgart ise sahadan eli boş dönerek grupta kritik bir puan kaybı yaşadı.
Kanarya,Kadıköy’de Stuttgart’ı Konuk Ediyor
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi 2025-26 sezonunun 3. haftasında bu akşam Almanya temsilcisi Stuttgart ile karşı karşıya gelecek. Mücadele,Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda saat 19.45’te başlayacak ve TRT 1 ekranlarından şifresiz olarak yayınlanacak. Maçı Danimarkalı hakem Jakob Kehlet yönetecek; yardımcılıklarını Lars Hummelgaard ve Wollenberg Rasmussen üstlenecek.Teknik direktör Domenico Tedesco yönetiminde son antrenmanını tamamlayan Fenerbahçe, karşılaşmaya mutlak galibiyet parolasıyla çıkıyor. Sarı-lacivertliler, grup aşamasında ev sahibi avantajını en iyi şekilde kullanmak istiyor. Takımda sakatlığı süren birkaç oyuncu bulunuyor; özellikle forvet hattında yaşanan eksiklik teknik ekibi düşündürüyor. Ancak taraftar desteğiyle birlikte yüksek tempolu bir oyun planı hedefleniyor.Rakip Stuttgart ise deplasmana moralli geliyor. Bundesliga’da geçtiğimiz hafta Wolfsburg’u 3-0 mağlup eden Alman ekibi, formda bir görüntü çiziyor. Teknik direktör Sebastian Hoeneß yönetimindeki takım, kanat organizasyonları ve hızlı hücum planlarıyla Fenerbahçe savunmasını zorlamayı amaçlıyor. Stuttgart’ta bazı önemli isimlerin sakat olması ise deplasman ekibi açısından handikap yaratabilir.Fenerbahçe açısından bu karşılaşma yalnızca üç puan değil, aynı zamanda moral ve prestij anlamında da önem taşıyor.Sonuç olarak Fenerbahçe, Avrupa arenasında taraftarının desteğiyle güçlü bir galibiyet peşinde olacak.
Avrupa’da Galatsaray’ın Gecesi
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşamasında Bodø/Glimt’i sahasında 3-1 mağlup ederek gruptaki iddiasını sürdürdü. Sarı-kırmızılılar, RAMS Park’ta taraftarının büyük desteğiyle oynadığı mücadelede özellikle ilk yarıda sergilediği baskılı futbolla rakibine üstünlük kurdu.Maçın henüz 3. dakikasında Galatasaray, Nijeryalı yıldız Victor Osimhen’in ağları sarsmasıyla 1-0 öne geçti. Bu golün ardından oyunun kontrolünü tamamen eline alan sarı-kırmızılılar, Bodø/Glimt’in savunma hatalarını iyi değerlendirdi. 28. dakikada yine Osimhen sahneye çıktı ve farkı ikiye çıkardı. İlk yarı bu skorla, 2-0 Galatasaray üstünlüğüyle sona erdi.İkinci yarıya da aynı tempoyla başlayan Galatasaray, 60. dakikada Yunus Akgün’ün golüyle skoru 3-0’a taşıdı. Bu dakikadan sonra oyunun temposu biraz düşerken, Bodø/Glimt daha fazla risk almaya başladı. Norveç ekibi, 76. dakikada Andreas Helmersen’in attığı golle farkı bire indirdi, ancak Galatasaray kalan sürede skoru korumayı başardı ve sahadan 3-1 galip ayrıldı.Galatasaray’da maçın yıldızı şüphesiz iki gol atan Victor Osimhen oldu. Nijeryalı forvetin yanı sıra, Lucas Torreira orta sahada gösterdiği mücadeleci oyunuyla dikkat çekerken, Davinson Sánchez savunmada kritik müdahaleleriyle fark yarattı. Bodø/Glimt cephesinde ise savunmadaki konsantrasyon eksiklikleri ve bireysel hatalar mağlubiyetin en önemli sebeplerinden biri olarak öne çıktı.Bu sonuçla Galatasaray, puanını 7’ye yükseltti
Konya’da 3 Puan Beşiktaş’ın
Beşiktaş, deplasmanda Konyaspor’u 2-0 mağlup etti. Siyah-beyazlılar, Konya Büyükşehir Stadı’nda oynanan mücadelede sergilediği kontrollü ve etkili oyunla üç puanı hanesine yazdırdı.Beşiktaş, özellikle savunmada disiplini elden bırakmadan oynadı ve hücumda bulduğu fırsatları iyi değerlendirdi.Maçın ilk golü 21. dakikada Beşiktaş’ın yeni transferi Wilfred Ndidi’den geldi. Orta sahada topu kazanan Ndidi, ceza sahası dışından yaptığı sert vuruşla kaleciye şans tanımadı ve takımını 1-0 öne geçirdi. Bu gol, Beşiktaş’ın oyun kontrolünü tamamen eline almasını sağladı.İkinci yarıda Konyaspor, beraberlik golü için baskısını artırsa da Beşiktaş savunması hatasız bir performans sergiledi. 73. dakikada ise Tammy Abraham, ceza sahası içinde bulduğu fırsatı iyi değerlendirerek farkı ikiye çıkardı. İngiliz golcü, maç boyunca savunmayı sürekli zorlayan bir performans ortaya koydu. Dakikalar 85’i gösterdiğinde Abraham bir kez daha ağları sarssa da VAR incelemesi sonucu elle oynama gerekçesiyle gol geçersiz sayıldı.Konyaspor, özellikle ikinci yarının ortalarında pozisyon üretmekte zorlandı. Ev sahibi ekip, topa daha fazla sahip olsa da Beşiktaş’ın orta saha üstünlüğünü kıramadı.Beşiktaş bu galibiyetle moral buldu ve ligde üst sıralara tırmanma yolunda önemli bir adım attı. Siyah-beyazlı ekip, bu sonuçla puanını artırırken taraftarlarına umut verdi.Konyaspor ise sahasında aldığı bu yenilgiyle düşme hattına biraz daha yaklaştı.
Galatasaray,Bodo Karşısında 3 Puan İçin Sahada.
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşamasında bugün Norveç temsilcisi Bodø/Glimt’i konuk edecek. Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşamasında bugün Norveç temsilcisi Bodø/Glimt’i ağırlıyor. Mücadele, İstanbul’daki Rams Park’ta saat 19.45’te başlayacak ve karşılaşmayı İngiliz hakem Michael Oliver yönetecek. Sarı-kırmızılı taraftarlar, bu önemli gecede tribünleri tamamen doldurarak takımlarına büyük destek verecek.Grubun ilk iki maçında istikrarsız sonuçlar alan Galatasaray, bu karşılaşmadan üç puanla ayrılarak yoluna emin adımlarla devam etmek istiyor. Teknik direktör Okan Buruk, takımını hafta boyunca bu maça özel olarak hazırladı. Deneyimli çalıştırıcı, özellikle hücumda hızlı paslaşmalar ve kanat organizasyonlarıyla rakip savunmayı yıpratmayı planlıyor.Takımda Wilfried Singo sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecek. Savunmanın merkezinde ise Davinson Sánchez ve Victor Nelsson ikilisi görev yapacak. Orta sahada Lucas Torreira’nın performansı belirleyici olacak. Hücum hattında ise gözler her zamanki gibi Oshimen’de olacak.Norveç ekibi Bodø/Glimt, güçlü rakibine karşı sürpriz peşinde olacak. Teknik direktör Kjetil Knutsen yönetimindeki ekip, tempolu oyun anlayışı ve hızlı geçiş hücumlarıyla tanınıyor. Galatasaray deplasmanında savunmada kompakt kalmayı ve kontra ataklarla gol aramayı hedefliyorlar. Özellikle kanat oyuncuları, Galatasaray savunmasına tehdit oluşturabilecek isimler arasında gösteriliyor.
Beşiktaş Erteleme Maçında Konyaspor İle Karşılaşıyor
Beşiktaş, Süper Lig’in 10. haftasında bu akşam deplasmanda Tümosan Konyaspor ile karşı karşıya gelecek.Medaş Konya Büyükşehir Stadyumu’nda saat 20.00’de başlayacak mücadele, beIN SPORTS 1 ekranlarından canlı olarak yayınlanacak. Siyah-beyazlı ekip, karşılaşma öncesinde son antrenmanını tamamlayarak hazırlıklarını bitirdi ve maç için Konya’ya geldi. Ancak Beşiktaş, bu zorlu deplasmana 7 önemli eksikle gidiyor. Sakatlıkları nedeniyle Jota Silva, Vaclav Cerny, El Bilal Toure, Tiago Djalo, Gökhan Sazdağı, Cengiz Ünder ve Demir Ege Tıknaz kafilede yer almadı.Beşiktaş, Konyaspor karşısında bugüne kadar oynadığı 48 resmi maçta 27 galibiyet, 13 beraberlik ve 8 mağlubiyet aldı. Ancak deplasmanda oynanan maçlarda tablo biraz daha dengeli; siyah-beyazlılar Konya’da çıktığı 24 lig maçında yalnızca 5 kez kazanabildi. Bu nedenle Beşiktaş için mücadele, hem puan kaybı yaşamamak hem de deplasman performansını düzeltmek adına büyük önem taşıyor.Ev sahibi Konyaspor ise taraftarı önünde güçlü rakibine karşı dirençli bir futbol ortaya koymak istiyor. Son haftalarda istikrarsız sonuçlar alan yeşil-beyazlı ekip, bu maçı bir çıkış fırsatı olarak görüyor. Takımın teknik direktörü, özellikle orta saha presi ve hızlı hücumlarla Beşiktaş savunmasını zorlamayı planlıyor.Beşiktaş, her ne kadar kadro kalitesi ve geçmiş üstünlüğüyle favori gösterilse de eksikler nedeniyle dengeli bir oyun bekleniyor. Konyaspor’un evinde kolay teslim olmayan yapısı, maçın skorunu belirlemede etkili olabilir.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 58-Frank Rijkaard
Frank Rijkaard,futbolculuk kariyerinin ardından teknik adamlıkta da adından söz ettirmiştir. Disiplini, sakin liderliği ve hücum futboluna dayalı felsefesiyle, çalıştırdığı takımlarda kalıcı etkiler yaratmıştır.1998 yılında Guus Hiddink’in ayrılmasının ardından, henüz genç sayılabilecek bir yaşta Hollanda Millî Takımı’nın başına geçti. Takımıyla birlikte Euro 2000’de yarı finale kadar yükseldi, ancak İtalya’ya penaltılarla elenerek turnuvaya veda etti.Rijkaard’ın teknik direktörlük kariyerinin en parlak dönemi, kuşkusuz 2003 yılında başladığı FC Barcelona macerasıdır. Başkan Joan Laporta’nın kulübü yeniden yapılandırma projesinin bir parçası olarak göreve getirilen Hollandalı teknik adam, takımı kısa sürede Avrupa’nın zirvesine taşıdı.Rijkaard yönetimindeki Barcelona, kısa sürede Avrupa’nın en güçlü ve en saygı duyulan takımlarından biri hâline geldi. Onun liderliğinde Katalan ekibi, 2004–05 ve 2005–06 sezonlarında üst üste La Liga şampiyonluklarını kazanarak İspanya’da yeniden zirveye yerleşti. Ayrıca 2005 ve 2006 yıllarında iki kez İspanya Süper Kupası’nı müzesine götüren Barcelona, Avrupa sahnesinde de büyük bir başarıya imza attı. 2005–06 sezonunda UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde Arsenal’i 2-1 mağlup ederek, kulüp tarihinin en unutulmaz zaferlerinden birini yaşadı.Lionel Messi’yi henüz genç yaşta A takıma kazandırarak, futbol tarihinin en büyük yıldızlarından birinin kariyerine yön veren isimlerden biri oldu.Rijkaard 2009 yılında ülkemizde Galatasarayıda çalıştırmıştır.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları 45-Mamadou Niang
13 Ekim 1979’da Senegal’in Matam kentinde doğan Mamadou Niang, futbol kariyerine Fransa’da başladı. Strasbourg, Troyes ve Saint-Étienne gibi kulüplerde forma giyen başarılı forvet, özellikle Marsilya’daki performansıyla Avrupa’da adından söz ettirdi. Fransa Ligue 1’de gol krallığına kadar yükselen Niang, 2010 yazında kariyerinin yeni bir sayfasını açarak Türkiye’ye transfer oldu.Niang, 2010-2011 sezonu başında Fenerbahçe’ye transfer oldu ve kısa sürede Süper Lig’e damgasını vurdu. Tecrübeli forvet, hızı, bitiriciliği ve oyun zekâsıyla sarı-lacivertli takımın hücum hattının en önemli ismi haline geldi.İlk sezonunda 29 lig maçında 15 gol atarak Fenerbahçe’nin 2010-2011 sezonunda Süper Lig şampiyonluğuna ulaşmasında kritik bir rol oynadı. Niang sadece golcü kimliğiyle değil, takım oyununa yaptığı katkılar, asistleri ve büyük maçlardaki etkili performanslarıyla da taraftarların gönlünde taht kurdu.Fenerbahçe forması altında attığı önemli goller arasında Galatasaray ve Beşiktaş derbilerinde kaydettiği kritik goller, taraftar hafızasında yer etti.2013 yılında tekrar Türkiye’ye dönerek bu kez Beşiktaş forması giydi. Siyah-beyazlı kulübe kiralık olarak transfer olan Niang, Süper Lig’e alışkın olması sayesinde kısa sürede takıma uyum sağladı. Tecrübesi ve profesyonelliğiyle genç oyunculara örnek oldu ve hücum hattına katkı verdi.Niang, Beşiktaş formasıyla sadece 7 lig maçına çıkmasına rağmen 3 gol atarak etkili bir performans sergiledi.
Fenerbahçe Zorlandığı Mücadeleden 3 Puanı Aldı.
Süper Lig’in 9. haftasında Fenerbahçe, evinde ağırladığı Fatih Karagümrük’ü 2-1 mağlup ederek önemli bir galibiyete imza attı. Kadıköy’de taraftarının büyük desteğini arkasına alan sarı-lacivertliler, özellikle ilk yarıda sergilediği etkili oyunla sahadan üç puanla ayrılmayı başardı.Maça oldukça tempolu başlayan Fenerbahçe, 23. dakikada kazandığı penaltı ile öne geçti. Topun başına geçen Anderson Talisca, hata yapmadı ve takımını 1-0 öne taşıdı. Bu golün ardından baskısını artıran sarı-lacivertliler, 41. dakikada Marco Asensio’nun ayağından bulduğu golle farkı ikiye çıkardı. İspanyol yıldızın bu golü, Kadıköy’de attığı ilk gol olarak da dikkat çekti.İkinci yarıya daha kontrollü başlayan ev sahibi ekip, zaman zaman Karagümrük’ün ataklarını savuşturmakta zorlandı. Konuk takım 59. dakikada Serginho’nun golüyle farkı bire indirdi ve maça yeniden ortak oldu. Ancak 83. dakikada Karagümrük’ten Jure Balkovec’in ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyundan atılması, deplasman ekibinin umutlarını büyük ölçüde azalttı.Maçın kalan dakikalarında Fenerbahçe, oyunun temposunu düşürerek skoru korumaya odaklandı. Konuk ekip son anlarda beraberlik için baskı kursa da sarı-lacivertli savunmayı aşamadı ve karşılaşma 2-1’lik Fenerbahçe üstünlüğüyle sona erdi. Bu galibiyetle birlikte Fenerbahçe, puanını artırarak zirve yarışında iddiasını sürdürürken; Karagümrük ise deplasmandan eli boş döndü.
Fenerbahçe Kargümrüğü Konuk Ediyor.
Süper Lig’in 9. haftasında heyecan dorukta. Fenerbahçe, bugün kendi sahasında Fatih Karagümrük’ü konuk ediyor. Karşılaşma 19 Ekim 2025 Pazar günü(Bugün)saat 20.00’de Chobani Stadyumu’nda oynanacak ve mücadele beIN Sports 1 ekranlarından canlı olarak yayınlanacak. Milli aranın ardından sahaya çıkan sarı-lacivertliler, taraftarı önünde kazanarak üst sıralara tırmanmak ve zirve yarışına yeniden ağırlık koymak istiyor.Fenerbahçe, ligde şu ana kadar çıktığı 8 maçta 4 galibiyet ve 4 beraberlik alarak 16 puan topladı ve 4. sırada yer alıyor. Teknik direktör ve futbolcular için bu maç, hem moral hem de puan açısından büyük önem taşıyor. Özellikle iç sahada oynayacak olmanın avantajını kullanmak isteyen sarı-lacivertliler, taraftar desteğiyle maça baskılı bir başlangıç yapmayı hedefliyor. Takımın hücum hattında etkili isimlere yer verileceği ve erken gol arayışına çıkılacağı öngörülüyor.Fatih Karagümrük ise sezona istediği gibi başlayamasa da güçlü rakibi karşısında sürpriz yapma peşinde. Alt sıralardan kurtulmak isteyen kırmızı-siyahlılar, kontratak futbolu ve savunmadaki dirençli yapısıyla puan ya da puanlar almak için mücadele edecek. Karagümrük’ün bu sezon deplasmanda zaman zaman etkili performanslar sergilemesi, Fenerbahçe’nin maçı ciddiyetle oynaması gerektiğini gösteriyor.İki takım daha önce Süper Lig’de 16 kez karşı karşıya geldi. Bu maçlarda Fenerbahçe’nin 11 galibiyeti bulunurken, Karagümrük sadece 1 kez sahadan galip ayrıldı.
Galatasaray,3 Puanı Sane İle Kaptı.
Trendyol Süper Lig’in 9. haftasında Galatasaray, deplasmanda İstanbul Başakşehir’i 2-1 mağlup ederek zirve yarışında önemli bir galibiyet aldı. Fatih Terim Stadyumu’nda oynanan mücadelede sarı-kırmızılılara galibiyeti getiren isim, attığı iki golle yıldızlaşan Leroy Sané oldu.Maça hızlı başlayan taraf Galatasaray oldu. Orta sahada kurduğu üstünlükle oyunun kontrolünü eline alan sarı-kırmızılılar, ilk dakikalardan itibaren rakip kalede etkili pozisyonlar üretmeye başladı. Hücum hattında Icardi ve Sané’nin uyumu dikkat çekerken, ev sahibi Başakşehir savunmada zaman zaman zor anlar yaşadı.Galatasaray aradığı golü ilk yarının son anlarında buldu. 45+3. dakikada sol kanattan gelişen atakta topu ceza sahası çizgisi üzerinde önünde bulan Leroy Sané, klas bir vuruşla meşin yuvarlağı filelere göndererek takımını 1-0 öne geçirdi. Bu gol aynı zamanda ilk yarının skorunu da belirledi.İkinci yarıya daha istekli başlayan Başakşehir, 59. dakikada beraberliği yakaladı. Sağ kanattan yapılan ortada ceza sahası içinde topla buluşan Eldor Shomurodov, düzgün bir vuruşla Muslera’yı mağlup etti ve skor 1-1’e geldi. Golün ardından kısa bir süreliğine moral bulan ev sahibi ekip, oyunun kontrolünü ele almak istese de bu sevinç uzun sürmedi.Galatasaray, sadece iki dakika sonra tekrar öne geçti. 61. dakikada ceza sahası dışında topla buluşan Sané ile tekrar öne geçti ve skor 2-1’e geldi.Kalan dakikalarda gol sesi çıkmayınca,mücadele Galatasaray’ın 2-1’lik üstünlüğüyle sona erdi.
Beşiktaş Evinde Kayıp.
Beşiktaş, Süper Lig’in 9. haftasında evinde konuk ettiği Gençlerbirliği karşısında sahadan 2-1’lik mağlubiyetle ayrıldı. Tüpraş Stadyumu’nda oynanan karşılaşma, siyah-beyazlı ekip için büyük bir hayal kırıklığına sahne oldu. Taraftarının yoğun desteğiyle sahaya çıkan Beşiktaş, karşılaşmaya baskılı başlasa da istediği sonucu elde edemedi.Maçın ilk yarısı golsüz eşitlikle tamamlandı. Beşiktaş, özellikle kanatlardan geliştirdiği ataklarla etkili olmaya çalıştı ancak Gençlerbirliği savunması gole izin vermedi. İkinci yarının hemen başında, 47. dakikada Cengiz Ünder’in ceza sahası dışından yaptığı şık vuruşla siyah-beyazlılar 1-0 öne geçti. Bu gol taraftara büyük bir sevinç yaşattı ve Beşiktaş’ı galibiyete bir adım daha yaklaştırdı.Ancak maçın son bölümlerinde Beşiktaş savunmasında büyük hatalar yapıldı. 79. dakikada David Jurasek’in kendi kalesine attığı golle skor 1-1’e geldi ve maç yeniden dengeye oturdu. Bu golden sadece iki dakika sonra, 81. dakikada Gençlerbirliği hızlı bir kontratakla öne geçti. Daryl Franco’nun tamamladığı atakla konuk ekip 2-1 üstünlüğü sağladı. Kalan dakikalarda Beşiktaş’ın çabaları sonuç vermedi ve mücadele bu skorla sona erdi.Bu sonuçla Beşiktaş, ligdeki ilk iç saha mağlubiyetini alarak zirve yarışında önemli bir yara aldı. Taraftarlar özellikle son dakikalardaki savunma hatalarına büyük tepki gösterdi.Gençlerbirliği ise bu sonuçla deplasmanda çok değerli bir galibiyet elde etti.
Lider Sahneye Çıkıyor.
Süper Lig’in 9.haftasında heyecan dorukta! Galatasaray,bu akşam zorlu bir deplasmanda Başakşehir’e konuk olacak. İstanbul’un iki güçlü temsilcisini karşı karşıya getirecek mücadele,18 Ekim Cumartesi günü(Bugün)saat 20.00’de başlayacak.Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda oynanacak olan maçın hakemliğini ise Atilla Karaoğlan üstlenecek.Karşılaşma futbolseverler tarafından beIN Sports ekranlarından canlı olarak takip edilebilecek.Sarı-kırmızılı ekip zorlu deplasmana önemli eksiklerle çıkıyor.Savunmanın kilit isimlerinden Wilfried Singo sakatlığı nedeniyle,Davinson Sánchez ise kırmızı kart cezası sebebiyle forma giyemeyecek.Bu iki önemli eksik, teknik direktör Okan Buruk’un savunmada farklı tercihlere yönelmesine neden olabilir.Özellikle ligin hücumda etkili ekiplerinden biri olan Başakşehir karşısında savunmadaki uyum büyük önem taşıyacak.Galatasaray açısından bu karşılaşma, zirve yarışında büyük bir önem taşıyor.Ligde lider olan sarı-kırmızılılar,deplasmandan 3 puanla dönerek puan farkını korumak istiyor.Başakşehir ise evinde güçlü rakibini mağlup ederek çıkış yakalamanın peşinde.İki taraf için de son derece kritik olan bu mücadele, Süper Lig’de dengeleri değiştirebilecek nitelikte.İstanbul derbisi havasında geçecek olan Başakşehir-Galatasaray karşılaşması, Süper Lig’de haftanın en çok merak edilen maçlarından biri.Futbolseverleri tempolu,mücadele gücü yüksek ve sonucu son dakikalara kadar belli olmayacak heyecan dolu bir 90 dakika bekliyor.
Beşiktaş Gençlerbirliğini Ağırlıyor.
Süper Lig’in 9. haftasında futbolseverlerin merakla beklediği mücadelede Beşiktaş, bugün kendi sahasında Gençlerbirliği’ni konuk ediyor. karşılaşma saat 17.00’de Tüpraş Stadyumu’nda başlayacak.Siyah-beyazlılar, taraftarı önünde alacağı galibiyetle ligde üst sıralara doğru tırmanışını sürdürmek isterken, Gençlerbirliği ise zorlu deplasmandan puan ya da puanlarla dönmenin hesaplarını yapıyor.Beşiktaş, sezona inişli çıkışlı bir performansla başlamasına rağmen son haftalarda aldığı galibiyetlerle yeniden çıkışa geçti. Şu anda ligde 6. sırada bulunan siyah-beyazlı ekip, taraftarı önünde oynayacağı bu karşılaşmayı kazanarak zirve yarışına daha da yaklaşmayı hedefliyor. Teknik direktör ve oyuncular, özellikle hücum hattındaki etkinliği artırmak ve savunmada yaşanan bireysel hataları minimuma indirmek için hafta boyunca yoğun bir çalışma yürüttü.Rakip Gençlerbirliği ise bu sezon beklentilerin biraz altında kalarak 14. sırada yer alıyor. Başkent temsilcisi, güçlü rakibi karşısında kontrollü bir oyun anlayışıyla sahaya çıkmayı planlıyor. Takımın en önemli hedefi, savunmada disiplinli bir duruş sergileyip kontra ataklarla skor bulmaya çalışmak olacak. Özellikle deplasman performansını geliştirmek isteyen kırmızı-siyahlılar, İstanbul’dan puan çıkarmak için sahada varını yoğunu ortaya koyacak.Beşiktaş, ev sahibi avantajını kullanarak galibiyet serisini sürdürmek ve taraftarına bir zafer daha armağan etmek istiyor.Gençlerbirliği ise sürpriz yaparak moral bulmayı amaçlıyor.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 8-Ãngel Di Maria
Ángel Di María,modern futbolun en zarif, en üretken ve en zeki kanat oyuncularından biridir. Kariyeri boyunca Real Madrid,PSG,Manchester United, Benfica ve Arjantin Milli Takımı gibi dev ekiplerde forma giyen Di María,yalnızca attığı gollerle değil, özellikle yaptığı asistlerle futbol tarihinin en özel hücumcularından biri hâline gelmiştir.Di María’nın asist becerisinin temelinde, olağanüstü oyun görüşü ve yaratıcı düşünme kabiliyeti yer alır.Sahada sadece topu taşıyan bir kanat oyuncusu değil,hücumun mimarı olarak görev yapar. Rakip savunmadaki boşlukları sezme becerisi, hareket hâlindeki takım arkadaşlarını doğru zamanda ve doğru noktada topla buluşturmasını sağlar. Özellikle savunma arkasına attığı milimetrik ara paslar ve hızlı yön değiştirmelerle hücumu şekillendirme konusunda üst düzey bir ustalığa sahiptir.Di María, pas repertuvarı bakımından çok yönlü bir oyuncudur. Kısa paslar,uzun mesafeli derinlemesine toplar, çapraz ortalar,topuk pasları ve hızlı “cut-back” paslar onun oyun tarzının bir parçasıdır.Özellikle ters kanattan yaptığı uzun çapraz paslarla savunmanın dengesini bozarak hücumda yeni fırsatlar yaratır.Teknik becerisi sayesinde topu milimetrik doğrulukta yönlendirebilir;bu da onu her hücumda potansiyel bir asist tehdidi hâline getirir.Kariyerinde 300’ün üzerinde asist üreterek futbol tarihinin en üretken kanat oyuncularından biri olmuştur. Bu rakam, yalnızca sayısal bir başarı değil, aynı zamanda sürekliliğinin ve üst düzey performansının da göstergesidir.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 14-Glenn Ferguson(563)
Kuzey İrlanda futbol tarihinin en üretken forvetlerinden biri olarak kabul edilen Glenn Ferguson, attığı yüzlerce golle adını ülke futboluna altın harflerle yazdırmıştır. Kariyeri boyunca Linfield, Glenavon ve Lisburn Distillery gibi kulüplerde forma giyen Ferguson, golcülüğü yalnızca sayılarla değil, tarzıyla da tanımlamış ve “Spike” lakabıyla taraftarların sevgilisi hâline gelmiştir.Ferguson’un en dikkat çekici özelliği, ceza sahasında her tür pozisyonu gole çevirebilme becerisiydi. Klasik bir santrfor olarak topu kaleye yönlendirmede olağanüstü bir yeteneğe sahipti. Tek dokunuşluk vuruşlar, gelişine şutlar ve rakip savunmanın hatalarını cezalandıran refleks goller, onun gol repertuvarının temel taşlarıydı. Kaleciyle karşı karşıya kaldığında soğukkanlılığını koruması, onu her zaman bir adım öne taşıdı.Ferguson’un gol yollarındaki başarısı yalnızca ayaklarıyla sınırlı değildi. Zamanlaması ve pozisyon alma becerisi sayesinde hava toplarında da son derece etkiliydi. Kanatlardan gelen ortalarda savunmadan önce yükselerek yaptığı kafa vuruşları, kariyerinde sayısız gole dönüşmüştü.Glenn Ferguson, profesyonel kariyerinde 500’ün üzerinde gol atarak Kuzey İrlanda futbol tarihinin en skorer isimlerinden biri olmuştur. Bu sayı, sadece onun bitiriciliğini değil, uzun yıllara yayılan istikrarlı performansını da kanıtlar niteliktedir.Gleen Ferguson yalnızca bir golcü değil, futbolun temel ilkesi olan “doğru zamanda doğru yerde olma” yeteneğini kusursuz biçimde temsil eden bir santrfordu
Dünyanın En İyi Futbol Kulüpleri. 20-Benfica
Sport Lisboa e Benfica, kısaca Benfica, Portekiz futbolunun en köklü ve başarılı kulüplerinden biridir. 1904 yılında kurulan kulüp, yalnızca ülkesinde değil, Avrupa sahnesinde de iz bırakmış, futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Taraftarlarının “Águias” (Kartallar) lakabıyla andığı Benfica, kırmızı-beyaz renkleri ve kartal sembolüyle özdeşleşmiştir.Benfica, 28 Şubat 1904’te bir grup genç tarafından “Sport Lisboa” adıyla kuruldu. Daha sonra, 1908 yılında “Grupo Sport Benfica” ile birleşerek günümüzdeki adını aldı. Kulüp, kuruluşundan itibaren hem sportif başarı hem de toplumsal etki açısından hızla büyüdü. Amatör bir oluşumdan profesyonel bir kulübe evrilen Benfica, kısa sürede Portekiz futbolunun en güçlü takımlarından biri haline geldi.Benfica, Portekiz futbol tarihinde en çok şampiyonluk yaşayan kulüplerden biri olarak öne çıkar. Kulüp, ülkenin en üst düzey futbol ligi olan Primeira Liga’yı 38’den fazla kez kazanarak büyük bir başarıya imza atmıştır. Ayrıca, Taça de Portugal (Portekiz Kupası)’nda 25’in üzerinde zafer elde ederek kupa koleksiyonunu zenginleştirmiştir. Bunun yanında, Supertaça Cândido de Oliveira’yı 8’den fazla kez müzesine götürerek ülke futbolundaki üstünlüğünü pekiştirmiştir. Avrupa sahnesinde de adından söz ettiren Benfica, iki kez Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanma başarısı göstermiş ve birçok kez çeyrek ve yarı final aşamalarına yükselerek uluslararası arenada da istikrarlı bir performans sergilemiştir.
Şampiyonlar Ligi Kazananları 32-Real Madrid(2024)
Avrupa futbolunun en prestijli turnuvası olan UEFA Şampiyonlar Ligi, 2023-2024 sezonunda bir kez daha futbolseverlere unutulmaz anlar yaşattı. Finale kadar uzanan zorlu mücadelelerin ardından, kupayı bir kez daha kaldıran ekip Real Madrid CF oldu. Bu zafer, kulüp tarihindeki üstün başarısını pekiştirirken, futbol dünyasında eşi benzeri olmayan bir hanedanlığın da devam ettiğini gösterdi.Real Madrid, turnuvaya her zaman olduğu gibi büyük beklentilerle başladı. Grup aşamasında gösterdikleri etkileyici performans, onları son 16 turuna taşıdı. Orada RB Leipzig, çeyrek finalde Manchester City, yarı finalde ise Bayern Münih gibi dev rakipleri eleyerek finale yükseldiler. Özellikle Manchester City’ye karşı oynadıkları maçlar, takımın tecrübesi ve direncinin en somut örneklerinden biri oldu.2024 finali, 1 Haziran 2024 tarihinde Wembley Stadyumu’nda oynandı. İspanyol devi Real Madrid, Alman temsilcisi Borussia Dortmund ile karşı karşıya geldi. Maç öncesinde Dortmund’un genç ve dinamik kadrosu sürpriz yapabileceği konuşulsa da, final deneyimi Real Madrid’in en büyük silahı oldu.Karşılaşmanın ilk yarısı Dortmund’un etkili ataklarıyla geçse de gol sesi çıkmadı. İkinci yarıda ise Real Madrid tecrübesini konuşturdu. 74. dakikada Dani Carvajal takımını öne geçiren golü attı. Ardından 83. dakikada Vinícius Júnior farkı ikiye çıkararak kupayı Madrid’e getiren skoru ilan etti: 2-0.Bu zaferle birlikte Real Madrid, kulüp tarihindeki 15. Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu elde etti.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 18-Bayer Leverkusen(1988)
1987-1988 sezonu UEFA Kupası, Avrupa futbol tarihinde unutulmaz bir dönüm noktası oldu. O sezon, Almanya’nın mütevazı kulüplerinden biri olan Bayer 04 Leverkusen, kimsenin beklemediği bir başarıya imza atarak kupayı kazandı. Bu zafer, kulübün uluslararası arenadaki ilk büyük başarısı olarak tarihe geçti ve Leverkusen’i Avrupa sahnesinde tanınır hale getirdi.Leverkusen’in kupaya giden yolu kolay olmadı. İlk turda Avusturya temsilcisi Austria Wien’i eleyerek turnuvaya iyi bir başlangıç yaptılar. İkinci turda Fransız ekibi Toulouse’u geçerek çeyrek finale yükseldiler. Çeyrek finalde karşılarına çıkan dev rakip Barcelona’yı mağlup etmeleri, futbol dünyasında büyük yankı uyandırdı. Yarı finalde bir başka Alman ekibi Werder Bremen’i geçerek adlarını finale yazdırdılar. Artık tarihlerinde ilk kez bir Avrupa finalindeydiler.Finalde İspanyol kulübü RCD Espanyol ile karşılaşan Leverkusen, ilk maçta büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Barselona’da oynanan karşılaşmada Espanyol 3-0 gibi net bir skorla galip geldi ve kupaya çok yaklaştı. Ancak Leverkusen pes etmedi. Rövanş maçında kendi sahalarında inanılmaz bir geri dönüşe imza atarak 3-0 kazandılar ve maçı uzatmalara taşıdılar. Uzatma dakikalarında gol sesi çıkmayınca şampiyonu belirleyecek olan penaltı atışları başladı. Penaltılarda rakibini 3-2 mağlup eden Bayer Leverkusen, tarihe geçen bir zaferle UEFA Kupası’nı kazandı.
Milliler Kaldığı Yerden Devam Etti.
A Milli Futbol Takımımız, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda sahasında ağırladığı Gürcistan’ı 4-1 gibi net bir skorla mağlup etti. Kocaeli Stadyumu’nda oynanan karşılaşma, millilerin yüksek tempolu ve etkili futboluyla geçti. Bu galibiyetle Türkiye, gruptaki liderlik mücadelesinde önemli bir avantaj elde etti ve taraftarlarını büyük bir sevince boğdu.Karşılaşmaya oldukça istekli başlayan Türkiye, henüz 14. dakikada genç yıldız Kenan Yıldız’ın golüyle öne geçti. Bu gol takımın motivasyonunu artırırken, savunmadan ileriye çıkan Merih Demiral, 22. dakikada kornerden gelen topta farkı ikiye çıkardı. Hücumdaki etkisini sürdüren milliler, 35. dakikada Yunus Akgün’ün golüyle skoru 3-0 yaptı.İkinci yarıda da tempo düşmedi. Merih Demiral 52. dakikada bir kez daha sahneye çıkarak takımın dördüncü golünü kaydetti. Gürcistan ise 64. dakikada Kochorashvili ile farkı bire indirse de bu gol maçın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Maç boyunca topa sahip olan ve oyunun kontrolünü elinde tutan Türkiye, özellikle orta sahada kurduğu baskıyla rakibine pozisyon şansı tanımadı. Kanatlardan geliştirilen hızlı ataklar ve etkili pas organizasyonları, Gürcistan savunmasını zor durumda bıraktı. Savunma hattı ise rakibin kontra atak girişimlerini başarıyla engelledi.Teknik direktör yönetiminde doğru değişikliklerle oyunun temposu korunurken, takımın fiziksel direnci son ana kadar yüksek seviyede kaldı.Bu sonuçla Türkiye, grup sıralamasında liderlik iddiasını korudu.
Millilerimiz,Galibiyet İçin Sahada.
A Milli Futbol Takımımız,2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda bugün çok kritik bir karşılaşmaya çıkıyor. Milliler, grubun önemli rakiplerinden Gürcistan ile karşı karşıya gelecek.Kocaeli Stadyumu’nda oynanacak olan mücadele,saat 21.45’te başlayacak ve TV8 ekranlarından canlı ve şifresiz olarak futbolseverlerle buluşacak.Maçın hakemliğini ise Romanya Futbol Federasyonu’ndan Radu Petrescu üstlenecek.Ay-yıldızlı ekip,gruptaki konumunu güçlendirmek ve liderlik yarışında iddiasını sürdürmek istiyor.Vincenzo Montella yönetiminde son dönemde yükselen bir performans grafiği çizen Türkiye,taraftarının da desteğiyle sahadan üç puanla ayrılmayı hedefliyor.Özellikle genç ve dinamik kadrosuyla dikkat çeken milli takım,hızlı hücumlarla sonuca gitmeyi planlıyor.Karşılaşma öncesinde teknik ekibin en çok üzerinde durduğu konulardan biri ise savunma disiplini oldu.Gürcistan’ın özellikle kanat atakları ve duran toplardaki etkili oyunu biliniyor.Bu nedenle Türkiye’nin savunma hattının konsantrasyonu yüksek tutması bekleniyor. Orta sahada ise top kontrolü ve pas isabeti maçın kaderini belirleyebilir.Hızlı hücumlara çıkacak olan ay-yıldızlıların,erken bir golle maça ağırlığını koyması planlanıyor.Türkiye Futbol Federasyonu,maç kapsamında anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine de imza atacak. Karşılaşma için tribünlerde 50 Gazzeli misafir ağırlanacak ve 17 Gazzeli çocuk da seremoni öncesinde futbolcularla birlikte sahaya çıkacak.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 59-Luis Carniglia
Luis Antonio Carniglia,1917 yılında Arjantin’in Olivos kentinde doğmuş ve futbolculuk kariyerinin ardından teknik direktör olarak büyük başarılar elde etmiştir.Teknik direktörlük kariyeri özellikle Avrupa’daki Real Madrid dönemiyle öne çıkmış;futbola hem teknik hem de taktik açıdan önemli katkılarda bulunmuştur.Carniglia’nın teknik direktörlük kariyerindeki en parlak dönem,1957 yılında Real Madrid’in başına geçmesiyle başlamıştır. O dönemde kadrosunda Alfredo Di Stéfano, Raymond Kopa, Francisco Gento gibi yıldızları barındıran Real Madrid, onun yönetiminde Avrupa’nın en güçlü takımlarından biri hâline gelmiştir. Takım, Carniglia’nın liderliğinde 1957–58 ve 1958–59 sezonlarında üst üste iki kez Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nı (günümüzdeki adıyla Şampiyonlar Ligi) kazanmıştır. Ayrıca 1957–58 sezonunda La Liga şampiyonu da olmuşlardır.Real Madrid’den ayrıldıktan sonra Carniglia, İtalya’ya geçerek ACF Fiorentina’nın teknik direktörlüğünü üstlenmiştir. Burada geçirdiği dönemde büyük kupalar kazanamasa da, takımın oyun anlayışını güçlendirmiş ve defansif disiplin ile hücum dengesini oturtmaya çalışmıştır. Daha sonra AS Roma ve AC Milan gibi büyük İtalyan kulüplerinde de kısa süreli görevler almıştır.Carniglia’nın teknik direktörlük anlayışı; disiplini, oyuncularıyla kurduğu birebir iletişimi ve ofansif futbolu benimsemesiyle tanınır.Luis Carniglia’nın futbol tarihindeki yeri, özellikle Real Madrid ile kazandığı Avrupa başarıları sayesinde oldukça değerlidir.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları 44-Demba Ba
Demba Ba, 25 Mayıs 1985 tarihinde Fransa’nın Sèvres kentinde doğmuştur.Aslen Senegalli olan Demba Ba,futbol kariyerine genç yaşlarda Fransa’da başladı.Ancak profesyonel çıkışını Almanya’da yaparak Avrupa futbolunda kendine sağlam bir yer edindi.Güçlü fiziği,hava toplarındaki etkisi ve bitiriciliği ile tanınan Ba,ilerleyen yıllarda farklı ülkelerde önemli kulüplerde oynayarak dikkat çekti.2013 yılında Chelsea’ye transfer olarak büyük bir adım attı. Chelsea forması altında çok sayıda maça çıkmasa da,özellikle Avrupa kupalarında attığı kritik gollerle adından söz ettirdi.Demba Ba, 2014 yılında İngiltere’den Türkiye Süper Ligi’ne transfer olarak Beşiktaş’a katıldı. Siyah-beyazlı kulüple 3 yıllık sözleşme imzaladı ve o dönem kulüp tarihindeki en yüksek maaşlı yabancı transferlerden biri oldu. Beşiktaş taraftarları tarafından büyük bir beklentiyle karşılanan Ba, transfer olduğu ilk günden itibaren hem saha içi hem saha dışı duruşuyla dikkat çekti.Beşiktaş formasıyla 2014–2015 sezonunda toplam 44 resmi maça çıktı ve bu karşılaşmalarda 27 gol attı.Bu gollerinden 18’i Süper Lig’de, 8’i UEFA Avrupa Ligi’nde,1’i ise Türkiye Kupası’ndaydı.Avrupa Ligi gruplarında Partizan’a karşı oynanan maçta attığı 3 golle hat-trick yaparak dikkatleri üzerine çekti.Ayrıca Tottenham ve Liverpool gibi önemli rakiplere karşı gösterdiği performansla Avrupa’da Beşiktaş’ın ses getirmesini sağladı.Ardından Çin’in Shanghai Shenhua kulübüne transfer oldu.Demba Ba 2017-2021 yılları arasında’da Başakşehirde oynadı
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 9-Neymar(286+)
Modern futbolun en yetenekli ve en yaratıcı oyuncularından biri olan Neymar,yalnızca teknik becerileriyle değil, hücum organizasyonlarını şekillendiren olağanüstü asist yeteneğiyle de tarihe geçti. Kariyeri boyunca hem kulüp hem milli takım düzeyinde sayısız gol pası veren Neymar, asist kavramını bir “sanat” haline getiren ender futbolculardan biridir.Neymar’ın asist becerisinin temelinde, doğuştan gelen oyun zekâsı ve yaratıcılık yeteneği vardır. Top ayağındayken savunmanın açıklarını sezme becerisi, rakibin bir sonraki hamlesini önceden tahmin etmesini sağlar. Bu sayede paslarını yalnızca boşta kalan oyuncuya değil, takım arkadaşının gideceği noktaya yönlendirir. Özellikle ceza sahasına yaptığı milimetrik ara paslar, savunmaların dengesini bozar ve gol fırsatları yaratır.Neymar’ın asist repertuvarı son derece geniştir. Kısa mesafede topuk pasları, uzun mesafeli derinlemesine toplar, “cut-back” denilen alçak paslar veya çaprazdan ceza sahasına yaptığı orta-şut arası paslarla fark yaratır. Ayrıca, topu rakibin arkasına atarak forveti savunmanın arkasına kaçırma konusunda da ustadır. Bu çeşitlilik, onun asistlerini tahmin edilmesi zor ve savunulamaz hâle getirir.Neymar asist kavramını yalnızca “gol öncesi pas” olmaktan çıkarıp, hücumun tüm yaratım sürecine dönüştüren bir oyuncudur. Çalım becerisi, vizyonu, pas çeşitliliği ve oyun zekâsı sayesinde, sahadaki her hücumu tehlikeye dönüştürebilen nadir yeteneklerden biridir.Neymar şuana kadar 280’in üzerinde asist yapmıştır.
Millilerimiz Gol Oldu Yağdı.
A Millî Futbol Takımımız, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nun üçüncü maçında deplasmanda Bulgaristan’ı 6-1 gibi farklı bir skorla mağlup ederek tarihi bir galibiyete imza attı. Maçın ilk dakikalarından itibaren oyuna hakim olan Türkiye, 11. dakikada Arda Güler’in harika golüyle öne geçti. Ancak ev sahibi ekip 13. dakikada Radoslav Kirilov’un golüyle skoru eşitleyerek umutlandı. İlk yarı karşılıklı ataklarla geçse de, Türkiye topa daha fazla sahip olan ve oyunu yönlendiren taraf oldu. Bu bölümde savunmada dikkatli davranan milliler, devreye 1-1’lik eşitlikle girdi.İkinci yarının başlamasıyla birlikte Türkiye sahada adeta fırtına gibi esti. 49. dakikada Victor Popov’un kendi kalesine attığı golle yeniden öne geçen ay-yıldızlı ekip, 51. ve 56. dakikalarda Kenan Yıldız’ın golleriyle farkı açtı. Hücum organizasyonlarını çeşitlendiren ve rakip savunmayı çaresiz bırakan milliler, 65. dakikada Zeki Çelik ile skoru 5-1’e getirdi. Maçın uzatma dakikalarında ise sahneye İrfan Can Kahveci çıktı ve 90+3. dakikada attığı golle tarihi galibiyeti ilan etti: 6-1.Mücadelenin en dikkat çeken ismi genç yıldız Arda Güler oldu. Hem attığı gol hem de yaptığı asistlerle hücum hattının beyni oldu.Milliler, özellikle ikinci yarıdaki yüksek tempo ve hücum çeşitliliğiyle dikkat çekti. Farklı galibiyet hem takımın moralini yükseltti hem de oyuncuların özgüvenini artırdı. Şimdi gözler, grubun bir sonraki maçında alınacak yeni galibiyetlere çevrildi.
Millilerimiz Bulgaristan Deplasmanında
2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri E Grubu’nda Türkiye A Milli Futbol Takımı,bugün deplasmanda Bulgaristan ile kritik bir karşılaşmaya çıkıyor. Sofya’daki.Vasil Levski Ulusal Stadyumu’nda oynanacak mücadele saat 21.45’te başlayacak ve TV8 ekranlarından canlı ve şifresiz olarak yayınlanacak. Gruptaki iddiasını sürdürmek isteyen Ay-Yıldızlılar, son dönemde yaşanan puan kayıplarını telafi etmek ve moral kazanmak için bu maçtan galibiyetle ayrılmayı hedefliyor. İspanya karşısında alınan ağır yenilginin ardından çıkış arayışında olan millilerde teknik direktör Vincenzo Montella, maç öncesi yaptığı açıklamada takımın motivasyonunun yüksek olduğunu ve sahaya mutlak galibiyet için çıkacaklarını belirtti. Bulgaristan ise taraftarı önünde oynayacağı bu maçta sürpriz yaparak puan ya da puanlar almak istiyor. İki takım bugüne kadar 22 kez karşı karşıya geldi ve bu maçlarda Türkiye üstünlük kuran taraf oldu. Milliler, özellikle orta sahada oyunun kontrolünü ele alarak ve savunmada hata yapmayarak maçı kazanmayı planlıyor. Türkiye için grupta yoluna devam etme açısından büyük önem taşıyan bu karşılaşma, aynı zamanda teknik ekip ve oyuncular için moral ve güven tazeleme fırsatı olarak görülüyor.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 15-Zlatan Ibrahimović(561)
Futbol tarihinde çok az oyuncu Zlatan Ibrahimović kadar hem fiziksel gücü hem teknik zarafeti bir arada taşıyabilmiştir. Kariyeri boyunca Ajax, Juventus, Inter, Barcelona, Milan, PSG, Manchester United ve LA Galaxy gibi dev kulüplerde forma giyen Zlatan, yalnızca attığı gollerle değil, nasıl attığı gollerle de adını efsaneler arasına yazdırdı.1.95 metre boyundaki Ibrahimović, fiziğini yalnızca hava toplarında değil, ceza sahası içi ve dışında da etkili bir şekilde kullanırdı. Rakip savunmacılar için adeta bir “duvar” gibiydi; sırtı dönük oynayarak topu saklar, pozisyon hazırlandığında ise ani bir dönüşle sert ve isabetli vuruşlarla fileleri havalandırırdı. Onun bu fiziksel avantajı, rakip savunmanın dengesini bozmakta büyük rol oynardı.Zlatan’ı özel kılan bir diğer yönü, devasa fiziğine rağmen olağanüstü teknik becerileriydi. Top kontrolü, ilk dokunuş kalitesi ve dar alanda bile gol pozisyonu yaratabilmesi, onun en önemli özelliklerindendi. Özellikle akrobatik golleri futbol tarihinde iz bıraktı: İngiltere’ye karşı 30 metreden attığı röveşata golü, ya da MLS’de Los Angeles FC’ye karşı yaptığı havadan vole, yalnızca bir gol değil, birer sanat eseri gibiydi.Ibrahimović’in gol repertuvarı son derece genişti. Güçlü sağ ayağının yanı sıra sol ayağıyla da etkili vuruşlar yapabiliyor, kafa gollerinde mükemmel zamanlama ile savunmayı aşabiliyordu.Bu çeşitlilik, onun için her pozisyonun bir gol fırsatı anlamına gelmesini sağladı ve tarihin en özel golcülerden biri oldu.
Şampiyonlar Ligi Kazananları 31-Manchester City(2023)
2023 yılı,Manchester City futbol kulübü için tarihinin en unutulmaz dönemlerinden biri oldu.İngiltere Premier League’in son yıllardaki en güçlü takımlarından biri olan City,yıllardır peşinde koştuğu UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını nihayet müzesine götürmeyi başardı.Pep Guardiola yönetiminde oynadığı modern ve etkili futbolun meyvesini toplayan İngiliz ekibi,bu başarıyla yalnızca kendi tarihini değil,Avrupa futbolunun da gidişatını değiştirdi.Uzun süredir Avrupa’nın zirvesine çıkmak için büyük yatırımlar yapan ve istikrarlı bir proje yürüten Manchester City,bu zaferle birlikte futbolun en elit kulüpleri arasındaki yerini sağlamlaştırdı.2022-23 sezonu boyunca Manchester City,turnuvada rakiplerine karşı büyük bir üstünlük kurdu.Grup aşamalarından itibaren yüksek tempolu futboluyla dikkat çeken ekip,eleme turlarında da Bayern Münih ve Real Madrid gibi dev kulüpleri eleyerek finale kadar yükseldi.Final maçı ise 10 Haziran 2023 tarihinde İstanbul’daki Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynandı.İngiliz temsilcisi, finalde İtalya’nın köklü kulüplerinden Inter ile karşı karşıya geldi.Maç boyunca topa sahip olma oranında üstünlük kuran City,Inter’in disiplinli savunmasını aşmakta zorlandı. Ancak 68. dakikada Rodri’nin ceza sahası dışından attığı şık gol, City’yi tarihî zafere taşıdı.Karşılaşmanın son anlarında Inter’in bulduğu net fırsatlarda kaleci Ederson’un yaptığı kritik kurtarışlar da kupanın İngiltere’ye gitmesini sağladı.Guardiola’nın taktiksel dehası, bu başarıda büyük bir rol oynadı.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 17-Göteborg(1987)
1987 yılı, İsveç futbol tarihi açısından unutulmaz bir dönüm noktası olarak kabul edilir. IFK Göteborg, o yıl UEFA Kupası’nı kazanarak Avrupa futbolunun zirvesine çıkan ilk ve tek İsveç kulübü olmayı başardı. Bu başarı, yalnızca bir kupa zaferi değil; aynı zamanda disiplin, dayanıklılık ve takım ruhunun bir zaferiydi. Göteborg, o dönemde Avrupa futbolunun devleri arasında yer almamasına rağmen, oynadığı akıllı ve dengeli futbolla Avrupa sahnesinde büyük yankı uyandırdı.Turnuva boyunca birçok zorlu rakibi eleyerek finale kadar ilerledi. İlk turda Çekoslovak ekibi Sigma Olomouc’u toplam 5-1’lik skorla geçtiler. İkinci turda Doğu Almanya temsilcisi Stahl Brandenburg’u 3-1’lik sonuçla saf dışı bıraktılar. Belçika’nın Gent takımını 5-0’la geçtiklerinde, takımın ne kadar formda olduğu artık açıkça görülüyordu. Çeyrek finalde Avrupa’nın köklü kulüplerinden Inter Milan ile eşleşen Göteborg, iki maçta da güçlü savunma disipliniyle rakibini eledi. Yarı finalde Avusturya’nın Swarovski Tirol ekibini toplam 5-1’lik skorla geçerek finale adını yazdırdılar.Finaldeki rakip, İskoçya’nın Dundee United takımıydı. İlk maç, Göteborg’daki Ullevi Stadyumu’nda oynandı ve İsveç temsilcisi Stefan Pettersson’un attığı golle 1-0 kazandı. Rövanş maçı ise İskoçya’da, Dundee’nin Tannadice Park Stadyumu’nda yapıldı. Göteborg, rakibinin baskısına rağmen dirençli bir savunma ortaya koydu ve maç 1-1 sonuçlandı. Bu skorla Göteborg toplamda 2-1’lik üstünlük sağlayarak UEFA Kupası şampiyonu oldu.
Avrupa Şampiyonları. 16-İspanya(2024)
2024 Avrupa Futbol Şampiyonasından turnuvanın en büyük hikâyesi hiç kuşkusuz İspanya’nın yeniden doğuşuydu.Teknik Direktör Luis de la Fuente önderliğinde kurulan genç ve dinamik kadro, eski tiki-taka mirasını modern bir tempoyla birleştirerek turnuvayı domine etti.İspanya, turnuvaya büyük bir özgüvenle başladı. Grup aşamasında her maçta sahaya kendi oyun anlayışını koyarak rakiplerine üstünlük kurdu. Savunmada sağlam, hücumda yaratıcı bir kimlik sergileyen İspanyollar, özellikle kanatlarda Lamine Yamal ve Nico Williams ikilisinin enerjisiyle dikkat çekti. Bu genç yetenekler, klasik pas oyununa hız ve cesaret ekleyerek izleyenlere keyif verdi.Son 16 turunda İspanya, Gürcistan karşısında adeta fırtına gibi esti ve 4-1’lik net bir galibiyetle çeyrek finale yükseldi. Çeyrek finalde ise ev sahibi Almanya ile karşılaşdılar.Uzatmalara giden bu karşılaşmada Mikel Merino’nun kritik golüyle turu geçen İspanya, mental dayanıklılığını da kanıtladı.Yarı finalde rakip Fransa’ydı. Maça hızlı başlayan Fransa’ya rağmen, 16 yaşındaki Lamine Yamal’ın muhteşem golüyle maçın kaderi değişti. Ardından Dani Olmo’nun vuruşu İspanya’yı finale taşıdı.finalde rakip İngiltere’ydi.Maçın başından itibaren topa daha fazla sahip olan taraf İspanya oldu. 47. dakikada Nico Williams’ın golüyle öne geçen İspanya, kısa süre sonra Cole Palmer’ın golüyle yakalandı. Ancak 86. dakikada sahneye çıkan Mikel Oyarzabal, turnuvanın kaderini değiştirdi. Onun golüyle İspanya, 2-1 kazanarak Avrupa şampiyonluğunu ilan etti.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 60-Vittorio Pozzo
Vittorio Pozzo (1886–1968), İtalyan futbolunun ve genel olarak dünya futbol tarihinin en etkili teknik direktörlerinden biri olarak kabul edilir. Futbol tarihinde aynı milli takımla iki kez Dünya Kupası kazanan tek teknik direktör olması (1934 ve 1938), onun futbol anlayışının kalıcılığını ve devrimsel niteliğini kanıtlar. Pozzo, sadece bir antrenör değil; bir taktik dehası, liderlik modeli ve disiplin anlayışıyla modern futbolun öncülerindendir.Pozzo, 1912 yılında Stockholm Olimpiyatları’nda ilk kez İtalya Milli Takımı’nı yönetti. O dönem genç ve deneyimsiz bir teknik direktör olmasına rağmen, disiplini ve oyunculara yaklaşımıyla dikkat çekti. 1920’li yıllarda İtalyan futbolunun kurumsallaşma sürecine katkıda bulundu ve ulusal düzeyde bir futbol kültürü oluşmasında önemli rol oynadı. Pozzo’nun hedefi, bireysel yeteneklerden ziyade takım oyunu üzerine kurulu, organize bir futbol anlayışı geliştirmekti.Onun en önemli yeniliği, geliştirdiği “Metodo” sistemiyle geldi. Bu sistem, o dönemde yaygın olan İngiliz “WM” formasyonuna karşı bir alternatifti. Metodo, 2-3-2-3 düzenine dayanıyordu ve savunma ile hücum arasında dengeli bir yapı kuruyordu. Pozzo, takımlarının sahada kompakt kalmasını, oyuncuların hem savunma hem hücum görevlerini birlikte üstlenmesini istiyordu. Bu anlayış, modern futbolun temellerini atan kolektif oyun düşüncesinin öncülerinden biri oldu.Dünya kupası başarısı dışında Pozzo 1930 ve 1935 yıllarında İtalya ile Orta Avrupa Uluslar Kupası’nı kazandı
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları 43-Tümer Metin
Tümer Metin, 1974 yılında Zonguldak’ta dünyaya gelmiş, yeteneği, hırsı ve liderlik özellikleriyle Türk futboluna damga vurmuş önemli bir orta saha oyuncusudur. Kariyeri boyunca hem Türkiye Süper Ligi’nde hem de yurt dışında başarılı performanslar sergileyen Tümer, futbolculuk sonrası dönemde de spor medyasında aktif olarak yer almıştır.Tümer Metin’in futbol serüveni, Samsunspor altyapısında başladı. Burada gösterdiği performans, kısa sürede dikkat çekti ve 1997 yılında Beşiktaş’a transfer oldu. Siyah-beyazlı kulüpteki performansı ile adını geniş kitlelere duyurdu. Özellikle teknik kapasitesi, duran toplardaki ustalığı ve oyun zekâsı, onu dönemin en dikkat çeken oyuncularından biri haline getirdi.Beşiktaş’ta geçirdiği yaklaşık dokuz yıl boyunca takımın hücum hattında kilit roller üstlenen Tümer Metin, özellikle 2002-2003 sezonunda Mircea Lucescu yönetimindeki şampiyon kadroda sergilediği performansla dikkat çekti. Bu dönemde Süper Lig şampiyonluğu yaşadı, UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi gibi Avrupa’nın üst düzey organizasyonlarında forma giyerek önemli deneyimler edindi. Teknik kapasitesi, yaratıcı oyun anlayışı ve sahadaki enerjisiyle taraftarın büyük sevgisini kazanan Metin, Beşiktaş camiasında özel bir yer edindi.Tümer Metin’in kariyerindeki en dikkat çekici hamlelerden biri, ezeli rakip Fenerbahçe’ye transfer olmasıydı. Bu transfer büyük yankı uyandırdı.Tümer 2006-2007 sezonunda Fenerbahçe ile Süper Lig şampiyonluğu’da yaşadı.
Samsunda Kazanan Çıkmadı.
Süper Lig’in 8.haftasında Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada Samsunspor ile Fenerbahçe 0-0 berabere kaldı. Maç boyunca iki takım da gol yollarında etkisiz kalırken,tribünlerdeki heyecan sahadaki sessizliği bastıramadı.Fenerbahçe,zirve yarışında kritik iki puan kaybederken,Samsunspor güçlü rakibine karşı dirençli bir performans sergiledi.Maçın ilk 45.dakikasında iki takım da temkinli bir oyun sergiledi.Samsunspor özellikle orta sahada Fenerbahçe’nin pas trafiğini bozmayı başardı. Fenerbahçe,Fred ve İrfan Can üzerinden hücum organizasyonları denese de,Samsunspor savunması hatasız bir performans gösterdi.27.dakikada Samsunspor’un Musaba ile bulduğu gol,VAR incelemesinin ardından ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.Bu karar,tribünlerde kısa süreli bir tepkiye yol açtı.İkinci yarıda Fenerbahçe topa daha fazla sahip olarak baskı kurmaya çalıştı.Ancak son vuruşlarda etkisiz kalan sarı-lacivertliler,Samsunspor kalecisi Okan Kocuk’u geçemedi.Samsunspor da kontra ataklarla zaman zaman tehlike yarattı.67.dakikada ev sahibi ekip penaltı bekledi ancak hakem Halil Umut Meler,VAR incelemesinin ardından pozisyonu devam ettirdi.Maçın 50.dakikasında Fenerbahçeli Milan Skriniar gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü.Bu sonuçla Fenerbahçe,zirve yarışında önemli bir fırsatı kaçırarak hanesine yalnızca bir puan yazdırdı.Fenerbahçe adına kaçan fırsatlar ve bitiricilik problemi dikkat çekerken, Samsunspor’un mücadele gücü ve takım disiplini öne çıktı.
Fenerbahçe Zorlu Samsun Deplasmanında
Süper Lig’in 8.haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Samsunspor’a konuk olacak. Karşılaşma bu akşam saat 20.00’de Samsun Yeni 19 Mayıs Stadyumu’nda oynanacak ve mücadele beIN Sports 1 ekranlarından naklen yayınlanacak. Maçın hakemi Halil Umut Meler olacak.Fenerbahçe, bu zorlu deplasman öncesi hazırlıklarını tamamlayarak Samsun’a ulaştı.Teknik direktör Tedesco yönetimindeki sarı-lacivertliler,galibiyet serisini sürdürmek istiyor.Ancak takımda bazı önemli eksikler bulunuyor.Kaleci İrfan Can Eğribayat ve forvet Jhon Duran, teknik heyet kararıyla kadroya alınmadı.Mert Hakan Yandaş ise henüz tam olarak hazır olmadığı için maç kadrosunda yer almadı. Ayrıca Bartuğ Elmaz da kafileye dahil edilmedi.Buna rağmen Fenerbahçe’nin hedefi deplasmandan üç puanla dönerek zirve yarışındaki iddiasını sürdürmek.Ev sahibi Samsunspor,güçlü rakibine karşı sahasında sürpriz bir galibiyet peşinde olacak. Teknik direktör Thomas Reis, hafta içinde yapılan antrenmanlarda hücum organizasyonlarına ağırlık verdi. Ancak kırmızı-beyazlı ekipte de eksikler can sıkıyor.Takımda Ebrima Ceesay,Emre Kılınç,Soner Aydoğdu,Bedirhan Çetin ve Afonso Sousa sakatlıkları nedeniyle forma giyemeyecek.Ayrıca golcü oyuncu Cherif Ndiaye de kart cezalısı olduğu için kadroda yok.Fenerbahçe,ligde oynadığı 7 maçta 4 galibiyet ve 3 beraberlikle 15 puan topladı.Sarı-lacivertliler,liderlik yarışında kayıp yaşamak istemiyor.Samsunspor ise 3 galibiyet,3 beraberlik ve 1 mağlubiyetle 12 puana sahip.
Derbide,Taraflar Birer Puanla Ayrıldı.
RAMS Park’ta oynanan Süper Lig’in 8. haftasındaki dev derbide Galatasaray ile Beşiktaş kozlarını paylaştı. Tribünlerin tamamen dolu olduğu karşılaşmada büyük bir heyecan yaşandı. İki takım da maça hızlı başladı ancak ilk tehlikeli atağı Beşiktaş gerçekleştirdi. Maçın 12. dakikasında siyah-beyazlı ekibin yıldız forveti Tammy Abraham, ceza sahası içinde topla buluştu ve düzgün bir vuruşla topu ağlara göndererek takımını 1-0 öne geçirdi. Bu gol, Beşiktaş’a moral kazandırırken Galatasaray taraftarlarının tepkisine neden oldu.Galatasaray, golün ardından oyunun kontrolünü eline almaya çalıştı. Topa daha fazla sahip olan sarı-kırmızılılar, zaman zaman etkili pozisyonlar üretse de son paslarda hatalar yaptı. Maçın 34. dakikasında ise ev sahibi ekip büyük bir darbe aldı. Beşiktaşlı Rafa Silva’ya yapılan müdahale sonrası Galatasaray’ın savunma oyuncusu Davinson Sánchez, doğrudan kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Galatasaray kalan dakikalarda 10 kişi mücadele etmek zorunda kaldı ve bu durum teknik direktör Okan Buruk’un planlarını altüst etti.Eksik kalmasına rağmen Galatasaray ikinci yarıya istekli başladı. Taraftarının desteğini arkasına alan sarı-kırmızılı ekip, 55. dakikada İlkay Gündoğan’ın ceza sahası dışından attığı muhteşem golle skoru 1-1’e getirdi.Bu sonuçla Galatasaray puanını 22’ye çıkararak liderliğini sürdürdü, ancak galibiyet serisi sona erdi. Beşiktaş ise puanını 13’e yükselterek 5. sıraya yerleşti.
Galatasaray,Beşiktaş Derbisinin Tarihi
GALATASARAY – BEŞİKTAŞ DERBİ TARİHİ: BİR ASIRLIK REKABETİN HİKÂYESİ Türk futbolunun en köklü ve heyecan dolu rekabetlerinden biri olan Galatasaray – Beşiktaş derbisi, yalnızca bir spor karşılaşması değil; aynı zamanda tarih, tutku ve kimliğin birleştiği bir hikâyedir. Bu iki dev kulüp arasındaki mücadele, sahada başlayan ancak yıllar içinde ülkenin sosyal yaşamına kadar uzanan bir kültürel olgu hâline gelmiştir.Galatasaray ile Beşiktaş, tarihte ilk kez 22 Ağustos 1924’te karşı karşıya geldi. Taksim Stadı’nda oynanan bu mücadeleyi Galatasaray 2-0 kazandı ve böylece Türk futbol tarihinin en önemli rekabetlerinden biri resmen başlamış oldu.İlk yıllarda dostane bir çekişme olarak başlayan bu mücadele, zamanla büyük bir prestij savaşına dönüştü. Artık her derbi, sadece üç puan için değil, camiaların onuru ve taraftarların gururu için oynanan bir “futbol klasiği” hâline geldi.Galatasaray – Beşiktaş rekabeti, yıllar boyunca sayısız unutulmaz maça sahne olmuştur. 1986 yılında Beşiktaş’ın elde ettiği 5-0’lık tarihi galibiyet, siyah-beyazlı taraftarların hafızasına kazınmıştır. Buna karşılık, 2002’de Galatasaray’ın Ali Sami Yen’de 2-0 geriden gelip 3-2 kazandığı maç, sarı-kırmızılı camia için unutulmaz bir anı olarak yerini almıştır.Her dönem farklı yıldızlar bu büyük rekabete damga vurmuştur: Metin Tekin,Gheorghe Hagi, Arda Turan, Sergen Yalçın, Ricardo Quaresma gibi isimler, derbi tarihine adlarını altın harflerle yazdırmıştır.
Galatasaray İle Beşiktaş, Dev Derbide Kozlarını Paylaşacak.
Süper Lig’de heyecan dorukta! Bu akşam Türkiye’nin iki dev kulübü Galatasaray ve Beşiktaş,ezeli rekabette kozlarını paylaşacak. Futbolseverlerin büyük bir merakla beklediği dev derbi, RAMS Park’ta (Ali Sami Yen Spor Kompleksi) saat 20.00’de oynanacak. Mücadeleyi hakem Yasin Kol yönetecek ve karşılaşma beIN Sports 1 kanalından canlı olarak yayınlanacak.Galatasaray, bu sezon Süper Lig’e oldukça etkileyici bir başlangıç yaptı. Sarı-kırmızılılar, şu ana kadar ligde yenilgi yüzü görmeden liderlik koltuğunda oturuyor. Teknik direktör Okan Buruk, öğrencilerinden derbide de aynı disiplin ve oyun anlayışını sürdürmelerini bekliyor. Takımda sakat ya da cezalı oyuncu bulunmaması, Galatasaray’ın en büyük avantajlarından biri olarak öne çıkıyor. Taraftarlar, bu akşam tribünleri tamamen doldurarak takımlarına tam destek verecek.Beşiktaş ise zorlu deplasmana moral motivasyonu yüksek bir şekilde geliyor. Son haftalarda istediği istikrarı yakalamakta zorlanan siyah-beyazlılar, bu derbiyi yeniden çıkışa geçmek için önemli bir fırsat olarak görüyor. Teknik direktör Sergen Yalçın özellikle hızlı hücum ve kontra ataklarla Galatasaray savunmasını zorlamayı planlıyor.Ali Sami Yen tribünleri, bu akşam büyük bir futbol şölenine sahne olacak. Taraftarlar arasında biletler günler öncesinden tükendi.Türkiye futbolunun en köklü rekabetlerinden biri olan Galatasaray – Beşiktaş derbisi, yine milyonları ekran başına kilitleyecek.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 10-Luís Figo(250)
Luís Figo, yalnızca top sürme kabiliyetiyle değil, aynı zamanda olağanüstü asist becerileriyle de futbolun en zarif hücum oyuncularından biri olarak tarihe geçti. Sporting CP’den başlayarak Barcelona, Real Madrid ve Inter’deki kariyerinde, Figo’nun asıl gücü rakip savunmayı çözme ve arkadaşlarını gol pozisyonuna sokma yeteneğiydi.Figo, sahadaki vizyonuyla bir asist ustasıydı. Kanattan topu taşırken yalnızca birebirde rakibini geçmeye odaklanmaz, aynı zamanda arkadaşlarının koşularını sezerek pas açılarını arardı. Bu yaratıcı oyun görüşü sayesinde, beklenmedik anda verdiği paslarla rakip savunmaları hazırlıksız yakalardı.Asistlerinin çoğu, çizgide süratle ilerledikten sonra yaptığı ortalardan geldi. Ancak Figo’nun farkı, orta kalitesinin her zaman üst düzey olmasıydı. Ayağının içiyle yaptığı kavisli ortalar, forvetlerin kafayla gol bulmasını kolaylaştırırken, alçak ve sert pasları ise savunmanın dengesini bozarak net fırsatlar yaratırdı.Figo’nun en bilinen özelliklerinden biri de teknik driplingleriydi. Bir veya iki oyuncuyu geçtikten sonra ceza sahası çevresinde boşluk yaratır, ardından doğru zamanda pasını verirdi. Bu özellik, onun asistlerini yalnızca basit bir “son pas” olmaktan çıkarıp, tüm hücumun hazırlayıcısı hâline getirdi.Kariyeri boyunca resmi maçlarda 280’in üzerinde asist yapan Figo, futbol tarihinde bu alanda öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Onun asistleri yalnızca sayı değil, takımlarının kazandığı şampiyonluklarda kritik dönemeçleri belirleyen katkılardı.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 16-Imre Schlosser(553)
Imre Schlosser, 20. yüzyılın başlarında futbol sahnesine damgasını vuran, ancak modern çağın ışığında adı yeterince anılmayan bir golcüydü. Macaristan futbolunun en büyük forvetlerinden biri olan Schlosser, hem kulüp hem de milli takım düzeyinde attığı sayısız golle Avrupa futbolunun ilk süper yıldızlarından biri hâline geldi.Schlosser’in gol becerilerinin temelinde, ceza sahasında her pozisyonu gole çevirebilen olağanüstü bitiriciliği vardı. Rakip savunmayı zor durumda bırakacak doğru pozisyonları alır, kaleye yüzünü döndüğü an tehlike yaratırdı. Sol ayağıyla attığı gollerle tanınsa da, sağ ayağı ve kafa vuruşlarında da etkiliydi.Resmî kayıtlara göre Schlosser, kariyerinde 500’ün üzerinde gol atarak futbol tarihinin en üretken oyuncularından biri olmuştur. Macaristan ligi tarihine damga vurmuş ve yıllar boyunca üst üste gol kralı olmuştur. Bu olağanüstü süreklilik, onun yalnızca yetenekli değil, aynı zamanda çok çalışkan ve disiplinli bir futbolcu olduğunun göstergesidir.Macaristan Milli Takımı formasıyla 68 maçta 59 gol kaydeden Schlosser, uluslararası arenada da ne kadar büyük bir golcü olduğunu kanıtladı. Bu oran, onun dönemin en etkili milli takım forvetlerinden biri olduğunu açıkça gösterir.Imre Schlosser yalnızca rakamlara sığdırılamayacak kadar büyük bir golcüydü. Bitiriciliği, pozisyon zekâsı ve milli takımdaki etkileyici performansı, onu Macar futbolunun ve Avrupa futbol tarihinin en önemli isimlerinden biri yapmıştır.
Fenerbahçe Avrupada 3 Puanla Tanıştı.
UEFA Avrupa Ligi’nin ikinci haftasında Fenerbahçe, Kadıköy’de Fransız temsilcisi Nice’i ağırladı. Taraftarının yoğun desteğini arkasına alan sarı-lacivertliler, sahadan 2-1’lik galibiyetle ayrılarak Avrupa arenasındaki ilk üç puanını hanesine yazdırdı.Maçın daha üçüncü dakikasında Fenerbahçe öne geçti. Anderson Talisca’nın ara pasında savunmanın arkasına sarkan Kerem Aktürkoğlu, kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda düzgün bir vuruş yaparak topu filelere gönderdi. Bu gol, tribünlerde büyük bir coşku yarattı ve Fenerbahçe’nin maça hızlı başlamasını sağladı.25. dakikada bir kez daha sahneye çıkan Kerem, ceza sahasında rakip savunmayı geçerek yaptığı şutla farkı ikiye çıkardı. Top, savunmaya da çarparak ağlarla buluştu ve sarı-lacivertliler rahat bir nefes aldı. Ancak 34. dakikada Milan Skriniar’ın elle oynaması sonrası Nice penaltı kazandı. 37. dakikada Kevin Carlos topu ağlara göndererek skoru 2-1 yaptı. İlk yarı bu skorla tamamlandı.İkinci yarıda ise tempo düşmedi. Nice beraberlik için baskısını artırırken Fenerbahçe savunması dikkatli bir oyun sergiledi. 68. dakikada Moffi’nin şutu kaleci Ederson’dan dönerken, 73. dakikada En-Nesyri’nin kafa vuruşu az farkla auta çıktı. Bu dakikalardan sonra rakibine pozisyon vermeyen Fenerbahçe, skoru korumayı başardı.Maçın yıldızı kuşkusuz iki gol atan Kerem Aktürkoğlu oldu. Genç oyuncu hem hızı hem de bitiriciliğiyle tribünleri mest ederken, Fenerbahçe’nin Avrupa kupalarındaki 400. golünü de kaydederek tarihe geçti.
Fenerbahçe,3 Puan İçin Sahaya Çıkıyor.
Fenerbahçe,UEFA Avrupa Ligi grup aşamasının ikinci haftasında sahasında Fransa temsilcisi OGC Nice’i ağırlıyor. Mücadele bu akşam saat 19.45’te Şükrü Saracoğlu’nda oynanacak.Karşılaşma TRT1 ekranlarından canlı ve şifresiz olarak futbolseverlere ulaşacak.Sarı-lacivertliler,gruptaki ilk maçında Dinamo Zagreb deplasmanından 3-1’lik mağlubiyetle dönmüştü.Bu nedenle Nice karşısında alınacak üç puan,hem moral kazanımı hem de gruptaki iddianın devamı açısından büyük önem taşıyor.Taraftar desteğini arkasına alacak olan Fenerbahçe,Avrupa arenasında çıkış arıyor.Teknik direktör Domenico Tedesco,maç öncesinde düzenlenen basın toplantısında takıma olan güvenini vurguladı.Tedesco’nun, Kerem Aktürkoğlu hakkında gelen soruya gülümseyerek yanıt vermesi ise dikkat çekti.Bu açıklama, takım içindeki olumlu havanın da bir göstergesi olarak değerlendirildi.Fenerbahçe’de Jhon Durán sakatlığı nedeniyle maçta forma giyemeyecek.Buna karşın diğer oyuncular hazır durumda bulunuyor.Anderson Talisca’nın da cezasını tamamlamasının ardından sahada olması bekleniyor.Son antrenmanlarını tamamlayan sarı-lacivertliler, taktik ağırlıklı çalışmalarla karşılaşmaya hazırlandı.İki takım, Avrupa kupalarında daha önce beş kez karşı karşıya geldi.Bu mücadele,iki kulüp arasındaki altıncı randevu olacak.Fenerbahçe,saha avantajını kullanarak gruptaki ilk galibiyetini almak ve taraftarına üç puan hediye etmek istiyor.
Şampiyonlar Ligi Kazananları 30-Real Madrid(2021-2022)
2022 UEFA Şampiyonlar Liginde Carlo Ancelotti yönetimindeki Madrid ekibi, sezon boyunca sergilediği inanılmaz geri dönüşlerle futbol tarihine damga vurdu. Finalde Liverpool’u 1-0 mağlup eden Real Madrid, 14. Avrupa şampiyonluğunu kazanarak bu alandaki liderliğini daha da pekiştirdi.Real Madrid’in şampiyonluk yolu oldukça zorlu geçti. Son 16 turunda PSG ile eşleşen Madrid, Paris’te oynanan ilk maçta 1-0 yenilmiş, rövanşta ise 2-0 geriye düşerek elenmenin eşiğine gelmişti. Ancak Karim Benzema’nın hat-trick performansı, tarihe geçen bir geri dönüşe imza attı. Bu maç, Real Madrid’in “asla pes etmeyen” ruhunu en iyi yansıtan karşılaşmalardan biri oldu.Çeyrek finalde Chelsea’ye karşı da benzer bir senaryo yaşandı. İlk maçta Londra’da 3-1 kazanarak avantaj elde eden Madrid, rövanşta 3-0 geriye düşerek şok yaşadı. Ancak uzatmalarda Benzema’nın kritik golü, turu İspanyol devine getirdi. Yarı finalde ise bu kez Manchester City ile epik bir mücadeleye giriştiler. İlk maçta 4-3 kaybeden Real Madrid, rövanşın son dakikalarına 1-0 geride girdi. Herkes City’nin finale çıktığını düşünürken Rodrygo’nun iki dakikada attığı iki gol, Santiago Bernabéu’yu adeta ateşe verdi. Uzatmalarda Benzema’nın penaltı golüyle Real Madrid final biletini aldı.Finalde rakip, 2018’de de karşı karşıya geldikleri Liverpool’du. Paris’te oynanan maçta Real Madrid, rakibine oranla daha az pozisyona girmesine rağmen fırsatçılığını konuşturdu. 59. dakikada Vinícius Júnior’un kaydettiği gol, kupayı Madrid’e getirdi.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 16-Real Madrid(1986)
1986 yılı, Real Madrid’in Avrupa sahnesinde yeniden yükselişe geçtiği dönemin en önemli basamaklarından birini temsil eder. O sezon kazanılan UEFA Kupası, kulübün üst üste ikinci kez bu organizasyonda şampiyonluğa ulaşmasını sağladı. Aynı zamanda bu başarı, Real Madrid’in uzun yıllar süren Avrupa kupası hasretine son vermesi açısından tarihi bir anlam taşıyordu.Real Madrid, turnuvaya güçlü bir kadro ve büyük bir motivasyonla başladı. İlk turlardan itibaren özellikle Santiago Bernabéu’da oynanan karşılaşmalarda ortaya koydukları baskılı futbol, rakipler için büyük bir tehdit oluşturdu. Evinde farklı skorlar alan Madrid ekibi, deplasmanlardaki zorlukları ise bireysel yetenekleriyle aştı. Yarı finalde Inter gibi güçlü bir rakibi saf dışı bırakmaları, kupaya uzanacaklarının işareti oldu. Finalde karşılarına çıkan Köln karşısında ise ilk maçta aldıkları farklı galibiyetle kupayı büyük ölçüde garantilediler ve rövanşta zorlanmalarına rağmen kupayı müzelerine götürdüler.Bu başarıda dönemin kadrosu kilit bir rol oynadı. “Quinta del Buitre” yani “Akbaba Beşlisi”nin lideri Emilio Butragueño, genç jenerasyonun Avrupa sahnesinde kendini ispatlamasında öncü oldu. Meksikalı golcü Hugo Sánchez, olağanüstü golleriyle taraftarların gönlünü kazandı. Santillana ve Juanito gibi tecrübeli isimler, takıma hem deneyim hem de saha içi liderlik kattılar. Savunmada ise Camacho ve Gallego gibi oyuncular, takımın dengesini sağlayan isimlerdi.
Galatsaray’dan Evinde Tarihi Zafer.
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray, evinde ağırladığı Liverpool’u 1-0 mağlup ederek tarihi bir zafere imza attı. Sarı-kırmızılı ekip, taraftarlarının büyük desteğiyle sahaya çıkan güçlü rakibi karşısında disiplinli ve kararlı bir oyun sergiledi.Mücadelenin 16. dakikasında Barış Alper Yılmaz, ceza sahasında Szoboszlai’nin müdahalesiyle yerde kaldı ve hakem penaltı noktasını gösterdi. Topun başına geçen Victor Osimhen, soğukkanlı bir şekilde topu ağlara göndererek Galatasaray’ı öne geçirdi. Bu gol, maçın da tek sayısı oldu.İngiliz temsilcisinde işler planlandığı gibi gitmedi. Kaleci Alisson ve forvet Hugo Ekitike, yaşadıkları sakatlıklar nedeniyle oyuna devam edemedi. Bu durum Liverpool’un hücum gücünü zayıflatırken, Galatasaray’ın savunmadaki direncini artırdı.Karşılaşmanın son anlarında Liverpool lehine verilen penaltı kararı, VAR incelemesi sonrası iptal edildi. Bu karar tribünlerde büyük sevinç yaratırken, Galatasaray skoru koruyarak sahadan galibiyetle ayrıldı.Bu sonuçla birlikte Galatasaray, Devler Ligi’nde gruptaki iddiasını güçlendirirken, futbol kamuoyuna da önemli bir mesaj verdi. Sarı-kırmızılı ekip, hem savunmada hem de hücumda disiplinli oyunu sayesinde Liverpool gibi dev bir rakibi mağlup etmeyi başardı.
Dev Maçta Galatasaray’ın Rakibi liverpool
UEFA Şampiyonlar Ligi’nde heyecan dorukta! Temsilcimiz Galatasaray, bugün İngiltere’nin köklü kulüplerinden Liverpool ile karşı karşıya gelecek. Dev mücadele, İstanbul’daki RAMS Park (Ali Sami Yen Spor Kompleksi)’nda saat 22:00’de (TSİ) başlayacak. Maç, futbolseverler tarafından büyük bir heyecanla bekleniyor.Liverpool cephesinde teknik direktör Arne Slot Maç öncesinde yaptığı açıklamada, savunmadaki hataların giderilmesi gerektiğini vurguladı ve oyuncularından daha istikrarlı bir performans talep etti.Liverpool’da önemli bir eksik dikkat çekiyor. Takımın yıldızlarından Federico Chiesa, sakatlığı nedeniyle İstanbul’a getirilmeyen oyuncular arasında yer aldı. Slot, bu açığı farklı oyuncularla kapatmayı hedeflerken, Galatasaray ise eksiksiz bir kadroyla sahaya çıkmaya hazırlanıyor.Galatasaray, gruptaki ilk maçında Eintracht Frankfurt’a 5-1 mağlup olarak kötü bir başlangıç yapmıştı. Sarı-kırmızılılar, Liverpool karşılaşmasında hem taraftarı önünde moral bulmak hem de gruptaki iddiasını sürdürmek istiyor. Teknik direktör Okan Buruk’un, özellikle hücum hattını öne çıkaran bir oyun planı ile sahaya çıkması bekleniyor.Galatasaray taraftarı, büyük bir coşku ile takımlarını desteklemek için tribünleri dolduracak. RAMS Park’ta yüksek bir atmosferin oluşması bekleniyor. Karşılaşma, Türkiye’de TRT 1 kanalından canlı ve şifresiz olarak yayınlanacak.
Avrupa Şampiyonları. 15-İtalya(2020)
Euro 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası, pandemi nedeniyle bir yıl gecikmeli olarak 2021 yazında gerçekleştirildi. 11 farklı şehirde düzenlenen turnuva, futbol tarihine damga vuran unutulmaz anlarla doluydu. Bu hikâyenin en parlak sayfasını ise, Roberto Mancini yönetimindeki İtalya Milli Takımı yazdı. Disiplinli oyun anlayışı, takım ruhu ve yılmaz mücadeleleri sayesinde İtalya, 1968’den sonra ikinci kez Avrupa şampiyonu olmayı başardı.Roma’da oynanan maçlarda İtalya, Türkiye’yi 3-0, İsviçre’yi 3-0 ve Galler’i 1-0 yenerek gruptan lider çıktı. Henüz bu aşamada hem hücumda üretken hem de savunmada sağlam bir takım görüntüsü verdi.Avusturya karşısında zorlansa da uzatmalarda bulduğu gollerle 2-1 kazanarak çeyrek finale yükseldi.Belçika ile karşılaşan İtalya, yüksek tempolu maçta 2-1 galip gelerek turnuvanın favorilerinden birini saf dışı bıraktı.İspanya karşısında 1-1 biten maç penaltılara gitti. Gianluigi Donnarumma’nın kurtarışlarıyla finale yükselen İtalya, karakterini bir kez daha gösterdi.Wembley’de İngiltere ile karşılaşan Azzurri, erken golle geri düşmesine rağmen Bonucci’nin golüyle beraberliği yakaladı. Penaltılarda üstün gelen İtalya, kupayı kaldırdı.Euro 2020, İtalya için bir geri dönüş hikâyesi oldu. 2018 Dünya Kupası’na katılamayarak büyük bir hayal kırıklığı yaşayan ülke, üç yıl sonra Avrupa’nın zirvesine çıkarak yeniden futbolun en güçlü ülkelerinden biri olduğunu kanıtladı. Bu zafer, yalnızca bir kupadan fazlasıydı; İtalya futbolunun yeniden doğuşunun sembolü oldu.
Beşiktaş Evinde Zorlanmadı.
Beşiktaş, bugün Vodafone Park’ta oynanan hazırlık maçında Kocaelispor’u 3-1 mağlup etti. Siyah-beyazlı ekip, özellikle hücum hattındaki yıldızlarının performansıyla dikkat çekti. Taraftarların yoğun ilgi gösterdiği karşılaşma, yüksek tempoda başladı ve Beşiktaş kısa sürede oyuna hakim oldu.Maçın gollerini Beşiktaş adına Rafa Silva, Vaclav Cerny ve Jota Silva kaydetti. Özellikle Jota’nın golü, hem estetik vuruşu hem de oyunun kritik anında gelmesiyle öne çıktı. Kocaelispor ise zaman zaman etkili ataklar geliştirse de Beşiktaş savunmasını aşmakta zorlandı. Yine de konuk ekip, mücadeleden onurlu bir gol çıkarmayı başardı.Teknik direktör Sergen Yalçın, maç sonrası yaptığı açıklamada takımın moral bulduğunu ve yeni sezona hazır bir görüntü verdiğini ifade etti. Özellikle sakat oyuncuların durumu ve kadro yapılanması hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Bu galibiyet, Beşiktaş’ın hem oyun disiplinini hem de ofansif gücünü test etmesi açısından önemli bir sınav oldu.Beşiktaş, bu sonuçla birlikte taraftarına güven veren bir oyun sergilerken, yaklaşan lig maçları öncesinde moral depolamış oldu. Siyah-beyazlı ekip, önümüzdeki dönemde oynayacağı karşılaşmalar için daha yüksek bir motivasyonla hazırlıklarına devam edecek.
Beşiktaş,Ligin Yeni Ekibi Kocaelispor’u Konuk Ediyor.
Trendyol Süper Lig’in 7. haftasında Beşiktaş, ligin yeni ekiplerinden Kocaelispor’u kendi sahasında konuk ediyor. Tüpraş Stadyumu’nda oynanacak karşılaşma saat 20.00’de başlayacak ve futbolseverler tarafından büyük ilgiyle takip edilecek. Siyah-beyazlılar, taraftarının önünde kazanarak ligde çıkışa geçmek istiyor.Mücadeleyi Ali Şansalan yönetecek. Şansalan’ın yardımcılıklarını Esat Sancaktar ile Caner Özaral üstlenecek. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Burak Pakkan olacak.Sezona istediği gibi başlayamayan Beşiktaş, taraftarı önünde alacağı galibiyetle moral bulmayı hedefliyor. Teknik direktörün bu maçta hücum gücünü ön plana çıkaracağı, özellikle hızlı kanat oyuncularıyla Kocaelispor savunmasını zorlamayı planladığı öğrenildi. Siyah-beyazlılar, ligde üst sıralara tırmanmak için bu maçı kritik görüyor.Ligin yeni takımlarından Kocaelispor ise güçlü rakibi karşısında deplasmandan puan ya da puanlarla dönmek istiyor. Karşılaşma öncesinde Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, takımı ziyaret ederek futbolculara moral verdi. Yeşil-siyahlı ekip, bu desteği sahaya yansıtarak sürpriz bir sonuç peşinde olacak.Her iki ekip için de büyük önem taşıyan mücadele, Süper Lig’de dengeleri değiştirebilir. Beşiktaş alacağı üç puanla yeniden şampiyonluk yarışında söz sahibi olmayı hedeflerken, Kocaelispor için bu maç lige damga vurabilecek bir fırsat olarak görülüyor.
Zor Günler Geçiren Fenerbahçe 3 Puanı Aldı.
Trendyol Süper Lig’in 7. haftasında Fenerbahçe, Kadıköy’de Hesap.com Antalyaspor’u ağırladı. Yoğun taraftar desteğiyle sahaya çıkan sarı-lacivertliler, ikinci yarıda bulduğu gollerle mücadeleden 2-0 galip ayrıldı.Maçın ilk devresinde Fenerbahçe, rakip sahada baskı kursa da Antalyaspor’un savunmasını aşmakta zorlandı ve son vuruşlarda istenilen kalite sağlanamadı. Antalyaspor ise hızlı kontrataklarla tehlike yaratmak istese de kaleci Ederson kritik hamleleriyle gole izin vermedi.İkinci yarıya daha tempolu başlayan Fenerbahçe, 65. dakikada açılışı yaptı.Penaltıdan Talisca klas bir vuruşla ağları havalandırarak takımını öne geçirdi. Bu golle birlikte taraftarlar tribünlerde büyük coşku yaşadı.2. Gol 90+2. dakikada Sebastian Szymanski ile geldi.Alınan bu galibiyetle Fenerbahçe puanını 15’e yükseltti ve şampiyonluk yarışındaki iddiasını sürdürdü. Teknik direktör Tedesco, özellikle ikinci yarıdaki oyun disiplininden memnuniyetini dile getirirken, taraftarlar da milli araya moralli girmenin sevincini yaşadı. Antalyaspor ise 10 puanda kalarak orta sıralarda yerini korudu.Fenerbahçe’nin bir sonraki lig maçını Samsunsporla oynayacak.
Fenerbahçe Saran Başkanlığında İlk Maçında.
Süper Lig’in 7. haftasında Fenerbahçe, bu akşam kendi sahasında Antalyaspor’u konuk edecek. Saat 20.00’de başlayacak mücadele, Ülker Stadyumu Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde oynanacak.Sarı-lacivertliler son resmi karşılaşmalarda istediği sonuçları alamamış durumda. Ligde son iki maçında beraberlik yaşayan sarı-lacivertliler, Avrupa arenasında ise Dinamo Zagreb’e mağlup olarak moral kaybetti. Taraftar, bu kez Kadıköy’de alınacak bir galibiyetle çıkışa geçilmesini bekliyor.Konuk ekip Antalyaspor ise güçlü rakibi karşısında puan arayışında olacak. Deplasmanda disiplinli savunma anlayışıyla öne çıkan kırmızı-beyazlılar, hızlı hücum oyuncularıyla Fenerbahçe’nin defans arkasında boşluk yakalamayı hedefliyor. Antalyaspor teknik ekibi, oyunun temposunu düşürüp fırsat buldukça kontra ataklarla sonuca gitmeyi planlıyor.Tüm bu faktörler, Kadıköy’de oynanacak mücadeleyi hem iki takım için hem de ligin genel dengeleri açısından kritik hale getiriyor. Fenerbahçe taraftarı önünde galibiyet serisine yeniden başlamak isterken, Antalyaspor’un sahadan alacağı olası bir puan ya da galibiyet, ligin gidişatında sürpriz etki yaratabilir.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 61-Tomislav Ivic
Tomislav Ivić, dünya futbol tarihine adını disiplini, taktik bilgisi ve uluslararası başarılarıyla yazdırmış önemli bir teknik direktördür.Kariyeri boyunca farklı kıtalarda, birçok kulüpte görev almış ve olağanüstü bir başarı grafiği çizmiştir.Teknik direktörlük kariyerine 1973 yılında, futbolcu olarak da formasını giydiği Hajduk Split’te başlamıştır. Hajduk’u çalıştırdığı dönemde Yugoslavya futboluna damgasını vurmuş ve bu süreçte 3 Yugoslavya Ligi Şampiyonluğu ile 4 Yugoslavya Kupası kazanmıştır. Ivić’in bu dönemdeki en dikkat çeken yönü, oynattığı disiplinli, dengeli ve fiziksel güce dayalı oyundu. Hajduk Split, onun yönetiminde sadece Yugoslavya’da değil, Avrupa kupalarında da adından söz ettiren bir ekip haline geldi.Avrupa futbolunun dikkatini çeken Ivić, 1976 yılında Hollanda’nın dev kulübü Ajax’ın başına geçti. Ajax’ta görev yaptığı dönemde 1976-1977 sezonunda Eredivisie şampiyonu oldu.Ardından Belçika’da Anderlecht, Yunanistan’da Panathinaikos gibi kulüplerde görev aldı. Bu kısa dönemlerde dahi takımlarına organize savunma ve fiziksel dayanıklılık anlamında önemli katkılar sağladı. 1984-1985 sezonunda Porto’nun başına geçti ve kısa sürede takımı Primeira Liga şampiyonluğuna taşıdı. Bu dönemde Porto’nun savunma organizasyonu Avrupa’daki en sağlam yapılar arasında gösterildi. Ayrıca onun kurduğu temeller, kulübün 1986-87 sezonunda Şampiyon Kulüpler Kupası’nı kazanmasında büyük rol oynadı.1994-1995 sezonunda Türkiye’de Galatasaray’ın teknik direktörlüğünü üstlendi.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları. 42-Cüneyt Tanman
Türk futbol tarihinin en sadık, en karakterli ve en çalışkan futbolcularından biri olan Cüneyt Tanman, kariyeri boyunca yalnızca bir formaya, Galatasaray’a hizmet etti. Sahada gösterdiği liderlik, çok yönlülüğü ve beyefendi kişiliğiyle hem taraftarların hem de rakiplerin saygısını kazanan Tanman, “kulüp efsanesi” olmanın tüm gereklerini sahada ve saha dışında fazlasıyla yerine getirdi.1956 yılında İstanbul’da doğan Cüneyt Tanman, futbola Galatasaray altyapısında başladı. Henüz genç yaşta gösterdiği olgun oyun anlayışıyla dikkat çekti. 1972 yılında A takıma yükseldi ve o günden itibaren Galatasaray formasını sırtından neredeyse hiç çıkarmadı.Cüneyt Tanman, 1973-1991 yılları arasında aralıksız olarak Galatasaray formasını giydi. Kariyerinde toplam 400’ün üzerinde resmi maça çıktı. Savunmanın her bölgesinde oynayabilen Tanman, zaman zaman orta saha hatta kaleci mevkisinde bile görev aldı. Bu yönüyle adeta bir “joker” oyuncuydu.1980’li yılların ortasında Galatasaray’ın kaptanlığına getirilen Tanman, takımı hem saha içinde hem de dışında yönlendiren önemli bir lider figürüydü. 1986-87 sezonunda kazanılan şampiyonlukta, takım kaptanı olarak Galatasaray’a 14 yıl aradan sonra gelen kupayı kaldırma gururunu yaşadı.Cüneyt Tanman sadece bir defans oyuncusu değildi.Teknik kapasitesi yüksek, oyun zekâsı gelişmiş ve pas kabiliyeti güçlü bir futbolcuydu. Modern futbolda “oyunu geriden kuran stoper” tanımı, Türkiye’de belki de ilk onunla anlam kazandı.
Galatasaray, Zorlansada 3 Puanı Aldı.
Süper Lig’in 7. haftasında Galatasaray, Corendon Alanyaspor deplasmanına konuk oldu. Zorlu geçen mücadelede sarı-kırmızılılar sahadan 1-0’lık galibiyetle ayrılarak liderliğini sürdürdü. Maçın tek golünü 23. dakikada Mauro Icardi, klas bir topuk vuruşuyla kaydetti.Galatasaray bu sonuçla ligde bu sezonki yedinci maçında da galip gelerek namağlup serisini sürdürdü. Böylece geçen sezondan bu yana istikrarlı performansına devam eden sarı-kırmızılı ekip, şampiyonluk yolunda önemli bir adım daha attı.Mücadelenin ilk yarısında oyunun kontrolü Galatasaray’da olsa da, zaman zaman savunmada verilen boşluklar dikkat çekti. Alanyaspor, özellikle ikinci yarıda daha fazla risk alarak rakip kalede pozisyonlar buldu. Galatasaray kalecisi Ugurcan’ın kritik kurtarışları, skoru korumada belirleyici oldu.Maç sonrasında teknik direktör Okan Buruk, Alanyaspor’un geçiş oyununu iyi oynayan bir takım olduğunu ve bu nedenle zaman zaman zorlandıklarını ifade etti. Ancak oyunun genelinde kontrolü ellerinde tuttuklarını söyledi. Alanyaspor Teknik Direktörü João Pereira ise takımının ikinci yarıdaki mücadelesinden memnun olduğunu, ancak sonuca yansıtamadıklarını dile getirdi.Karşılaşma sonrası spor yorumcuları Galatasaray’ın üç puan almasına rağmen özellikle son 15 dakikada savunmada ciddi sıkıntılar yaşadığını belirtti. Bazı eleştirilerde takımın oyunun kontrolünü erken koparamadığı, bu nedenle rakibe fırsatlar verdiği öne çıkarıldı.
Galatasaray,Alanya Deplasmanında
Galatasaray, Süper Lig’in heyecan dolu haftasında bu akşam deplasmanda Alanyaspor’a konuk olacak. Sarı-kırmızılı ekip, son dönemde yakaladığı çıkışı sürdürerek zirve yarışındaki iddiasını güçlendirmeyi hedefliyor. Maç, futbolseverlerin yoğun ilgisiyle saat 20.00’de başlayacak.Mücadele öncesinde Galatasaray cephesinde hazırlıklar yoğun bir tempoda tamamlandı. Teknik direktör Okan Buruk, son antrenmanlarda özellikle savunma ve hücum geçişlerine önem verdi. Takımın kanatları etkin kullanması ve orta sahada topa sahip olarak oyunun kontrolünü elinde tutması planlanıyor.Alanyaspor ise kendi sahasında sürpriz yapma peşinde olacak. Hücumda hızlı çıkışlarıyla dikkat çeken Akdeniz temsilcisi, güçlü rakibine karşı taraftar desteğini arkasına alarak sahadan puan veya puanlarla ayrılmayı hedefliyor. Bu nedenle maçın temposunun yüksek olması bekleniyor.Galatasaray için bu karşılaşma, hem moral hem de puan tablosundaki konum açısından büyük önem taşıyor. Sarı-kırmızılıların taraftarları da takımlarını yalnız bırakmayarak tribünlerdeki yerlerini alacak. Kritik 90 dakika, iki takımın da ligdeki hedeflerini yakından etkileyecek.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 11-Benzema
Karim Benzema, kariyerinin büyük bölümünde attığı gollerle anılsa da, aslında asist becerileriyle de modern futbolun en değerli hücum oyuncularından biridir. Onu farklı kılan, klasik santrforlardan ayrılan çok yönlülüğü ve takım arkadaşlarını besleyen oyun zekâsıdır.Benzema, hiçbir zaman yalnızca kendi golünü arayan bir forvet olmadı. Özellikle Real Madrid’de Cristiano Ronaldo ile oynadığı dönemde, kendi skor katkısından feragat ederek asist rolünü üstlendi. Rakip savunmayı üzerine çekip doğru anda pası çıkararak Ronaldo’nun gol makinesine dönüşmesinde büyük pay sahibi oldu.Asist becerisinin temelinde, pasları doğru anda ve doğru noktaya gönderebilme yeteneği yatıyor. Benzema, özellikle ceza sahası çevresinde dar alanda yaptığı “bir dokunuş” paslarla takım arkadaşlarını kaleciyle karşı karşıya bırakmada çok başarılıdır.Top kontrolündeki yumuşaklık, Benzema’ya farklı bir vizyon kattı. Hem ayağının içiyle hassas paslar atabiliyor hem de topu koruyarak asist öncesi hazırlığı yapabiliyor. Bu teknik beceri, onun oyunu hem hızlandırmasına hem de sakinleştirmesine olanak sağladı.Kariyeri boyunca resmi maçlarda toplamda yaklaşık 166 asist üreten Benzema, bunun 149’unu Real Madrid formasıyla kaydetmiştir.UEFA Şampiyonlar Ligi’nde de 29 asistlik katkısıyla Avrupa arenasında ne kadar önemli bir oyun kurucu olduğunu göstermiştir.Karim Benzema yalnızca golleriyle değil, sahada bir oyun kurucu gibi takım arkadaşlarına hazırladığı pozisyonlarla da tarihe geçti.
Fenerbahçe Avrupa’da da kayıp
Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi’nde grup etabının ilk maçında deplasmanda Dinamo Zagreb ile karşılaştı. Sarı-lacivertliler, deplasmanda karşılaştığı Dinamo Zagreb’e 3-1 mağlup oldu ve taraftarlarını üzdü. Maksimir Stadyumu’ndaki karşılaşma boyunca temsilcimiz zaman zaman etkili olsa da savunmada yapılan hatalar pahalıya mal oldu.Maça hızlı başlayan ev sahibi Dinamo Zagreb, 21. dakikada Drena Beljo’nun attığı golle 1-0 öne geçti. Bu gol Fenerbahçe savunmasının arkasına atılan uzun topta yaşanan uyumsuzluktan geldi. Ancak sarı-lacivertliler pes etmedi. 25. dakikada ceza sahası dışında topla buluşan Sebastian Szymanski, düzgün bir vuruşla skoru eşitledi: 1-1. Bu gol, Fenerbahçe’yi yeniden oyuna dahil ederken ilk yarı karşılıklı ataklarla geçti ve beraberlikle tamamlandı.İkinci yarıya hızlı başlayan taraf yine Dinamo Zagreb oldu. 50. dakikada Beljo bir kez daha sahneye çıkarak skoru 2-1’e getirdi. Bu golün ardından Fenerbahçe teknik direktörü Tedesco oyuna müdahale ederek hücum hattında değişiklikler yaptı. İrfan Can Kahveci ve Oguz Aydın’nun çabaları zaman zaman etkili olsa da gol yollarında istenilen sonuca ulaşılamadı.Maçın son bölümlerinde Fenerbahçe risk alarak ileri çıkarken savunmada açıklar verdi. 90+5. dakikada Dinamo Zagreb’in yeni transferi Monsef Bakrar, kontra atakta fileleri havalandırarak skoru 3-1’e taşıdı. Bu gol, hem Fenerbahçe’nin son umutlarını bitirdi hem de ev sahibi ekibin galibiyetini perçinledi.
Fenerbahçe, Avrupa’da Sahneye Çıkıyor.
Fenerbahçe, bu akşam UEFA Avrupa Ligi grup aşamasının ilk haftasında Hırvatistan temsilcisi Dinamo Zagreb ile deplasmanda karşılaşacak. Karşılaşma, Zagreb’deki Maksimir Stadyumu’nda oynanacak ve iki takım da grupta başarılı bir başlangıç yapmak için sahaya çıkacak.Sarı-lacivertli ekip, bu önemli maç öncesinde yoğun ve planlı bir şekilde hazırlandı. Hem kondisyon hem taktik çalışmalar ideal şekilde yürütülerek maça tam konsantrasyonla çıkılması planlandı.Teknik ekip, rakibin oyun sistemini analiz etti; Dinamo Zagreb’in savunma zafiyetleri ve kanatlardan getirdiği ataklar üzerine çalışıldı. Fenerbahçe’nin hızlı hücum bekleri ve kanat oyuncularını doğru organize etmesi beklenecek.Ayrıca maçın önemine binaen savunma hattındaki dikkat ve hata payının minimumda tutulması vurgulandı. Orta saha mücadelesi, iki ekip için de maçın kaderini belirleyen faktörlerden biri olabilir.Dinamo Zagreb, Hırvat futbolunun önemli ekiplerinden biri. Tur girişimleri sırasında zaman zaman sürpriz sonuçlara imza atabilen, disiplinli ve agresif oynayabilen bir takım olarak biliniyor.Evinde güçlü olduğu kadar, taraftar desteğini iyi kullanan bir kulüp. Bu atmosfer, deplasman takımları için zorlu bir sınav haline dönüşebilir.Fenerbahçe, deplasmanda bu şartlara uyum sağlamak için soğukkanlı ve dikkatli oynamak zorunda. Görev paylaşımları, savunma hattındaki uyum ve geçiş oyunları, kritik önem taşıyacak.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 17-Fernando Peyroteo(553)
Futbol tarihinin en üretken golcülerinden biri olan Fernando Peyroteo, 1930’ların sonlarından 1940’ların sonlarına uzanan kariyerinde Sporting CP formasıyla elde ettiği inanılmaz istatistiklerle adını ölümsüzler arasına yazdırdı. Portekiz’in bu efsanevi santrforu, yalnızca sayılarla değil, attığı gollerin çeşitliliği ve sahadaki zekâsıyla da dikkat çekti.Peyroteo’nun gol becerilerini anlatırken rakamlar tek başına bile yeterlidir:Fernando Peyroteo’nun resmi kariyerinde ulaştığı toplam gol sayısı 553 olarak kayıtlara geçmiştir.Bu istatistik, onu futbol tarihinin en yüksek gol ortalamalarından birine sahip oyuncusu yapar. Ceza sahasında bulduğu en küçük boşluğu değerlendirir, rakip kalecilere adeta nefes aldırmazdı.Onu farklı kılan en önemli özelliklerden biri, son vuruşlardaki sakinliği ve ustalığıydı. Kaleciyle karşı karşıya kaldığında acele etmez, açısını doğru ayarlayarak mutlak surette golle sonuçlandırırdı. Sağ ayağı başta olmak üzere her iki ayağını da etkili kullanması, çeşitliliğini artırdı.Peyroteo, dönemin futbol anlayışı göz önüne alındığında oldukça güçlü ve dayanıklı bir forvetti. Rakip savunmacılara kolay kolay yıkılmayan yapısı, ceza sahasında üstünlük kurmasını sağladı. Fizik gücünü yalnızca mücadele için değil, doğru anda pozisyon alıp bitirici hamleyi yapmak için kullandı.Onun gol becerileri, futbolun ilk büyük santrforlarından biri olarak bugüne kadar gelen “klasik golcü” tanımının en saf örneklerinden biridir.
Şampiyonlar Ligi Kazananları 29-Chelsea(2020-2021)
2021 UEFA Şampiyonlar Ligi, futbol tarihine damga vuran unutulmaz finallerden birine sahne oldu. İngiltere’nin iki dev kulübü Manchester City ve Chelsea, 29 Mayıs 2021’de Porto’daki Dragão Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Bu karşılaşmadan 1-0 galip ayrılan Chelsea, kulüp tarihindeki ikinci Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kazandı.Chelsea, turnuvaya Frank Lampard yönetiminde başladı. Ancak grup aşamalarından sonra alınan istikrarsız sonuçlar nedeniyle Lampard’ın görevine son verildi ve takımın başına Alman teknik direktör Thomas Tuchel geçti. Tuchel’in gelişiyle Chelsea hem savunma hem de oyun disiplini anlamında bambaşka bir seviyeye çıktı. Özellikle Porto, Atletico Madrid ve Real Madrid karşısında alınan kritik galibiyetler, finale giden yolda özgüvenlerini artırdı.Finalde rakip, Pep Guardiola’nın çalıştırdığı ve tarihindeki ilk Şampiyonlar Ligi finaline çıkan Manchester City idi. Guardiola, finalde alışılmış düzeninden farklı bir taktik tercih ederek orta sahada defansif bir oyuncuya yer vermedi. Bu da Chelsea’nin hızlı hücumlarına fırsat tanıdı.Maçın tek golü, 42. dakikada Alman yıldız Kai Havertz’den geldi. Mason Mount’un muhteşem pasında topla buluşan Havertz, Manchester City kalecisi Ederson’u geçerek topu ağlara gönderdi. Chelsea kalan dakikalarda disiplinli savunmasıyla skoru korudu ve kupaya uzandı.Chelsea, 2021’de kazandığı bu zaferle Avrupa’nın en güçlü takımlarından biri olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Galatasaray Evinde 3 Puanı Aldı.
Galatasaray, Süper Lig’in 6. haftasında Rams Park’ta Tümosan Konyaspor’u 3-1 mağlup ederek yoluna kayıpsız devam etti. Taraftarının yoğun desteğini arkasına alan sarı-kırmızılı ekip, bu sonuçla ligdeki puanını 16’ya çıkararak zirvedeki yerini korudu.Maçın ilk golü 23. dakikada Yunus Akgün’den geldi. Genç oyuncu ceza sahasında bulduğu fırsatı iyi değerlendirdi ve takımını öne geçirdi. İlk yarının bitimine saniyeler kala, 45+1’de Mauro Icardi sahneye çıktı ve skoru 2-0’a getirdi. Bu gol, devre arasına moralli girilmesini sağladı.İkinci yarıda da baskısını sürdüren Galatasaray, 64. dakikada Lucas Torreira’nın golüyle farkı üçe çıkardı. Orta sahadaki çalışkanlığıyla dikkat çeken Uruguaylı oyuncu, attığı golle gecenin en çok konuşulan isimlerinden biri oldu.Konuk ekip Konyaspor ise 80.dakikada Umut Nayir’in golüyle farkı bire indirse de geri dönüş için yeterli olmadı ve mücadele 3-1 sonuçlandı.Okan Buruk’un öğrencileri özellikle hücum organizasyonlarında etkili bir performans ortaya koydu.Savunmada zaman zaman boşluklar verilse de genel anlamda Galatasaray, maçın kontrolünü elinde tuttu.Konyaspor ise ikinci yarıda oyuna ortak olmaya çalışsa da Galatasaray’ın temposuna ayak uydurmakta zorlandı.mağlubiyetle Konyaspor 7 puanda kalarak haftayı 9. sırada tamamladı.Galatasaray, bir sonraki hafta deplasmanda Corendon Alanyaspor’a konuk olacak. Konyaspor ise evinde Rams Başakşehir’i ağırlayacak.
Galatasaray Yaralarını Sarmak İçin Sahada
Galatasaray, Süper Lig’in 6. haftasında bu akşam sahne alıyor. Sarı-kırmızılı ekip, saat 20.00’de Rams Park’ta Tümosan Konyaspor’u konuk edecek. Karşılaşma beIN Sports 1 ekranlarından canlı yayınlanacak. Tribünlerde yine büyük bir taraftar desteği olması bekleniyor.Ligde zirvede bulunan Galatasaray, kazanarak liderliğini sürdürmek istiyor. Son haftalarda Süper Lig’de aldığı başarılı sonuçlarla dikkat çeken sarı-kırmızılılar, Avrupa arenasında Frankfurt karşısında aldığı farklı mağlubiyetin moral bozukluğunu geride bırakmaya çalışıyor. Teknik direktör Okan Buruk, özellikle savunmadaki zaafları gidermek ve hücumdaki verimliliği artırmak için öğrencilerine uyarılarda bulundu.Galatasaray’da eksikler merak konusu. Bazı oyuncuların sakatlık durumları belirsizliğini korurken, Buruk’un kadro tercihi maç öncesinde netleşecek. Taraftarların gözü ise özellikle hücum hattındaki yıldızların performansında olacak. Yeni transferler ve takımın kilit isimlerinden alınacak katkı, karşılaşmanın gidişatını doğrudan etkileyecek.Konyaspor ise deplasmanda sürpriz arıyor. Savunmaya dayalı oyun anlayışıyla rakibini zorlamayı hedefleyen yeşil-beyazlı ekip, hızlı kontrataklarla etkili olmaya çalışacak. Galatasaray’ın iç sahadaki baskılı futbolu karşısında disiplinli bir oyun sergilemek, konuk takımın puan alabilmesi için en önemli unsur olacak.
Fenerbahçe 10 Kişi Kalan Kasımpaşa’yı Yenemedi
Süper Lig’in 6. haftasında Fenerbahçe, deplasmanda Kasımpaşa’ya konuk oldu. Mücadele 1-1’lik eşitlikle sona erdi. Sarı-lacivertliler, yeni teknik direktörü Domenico Tedesco yönetiminde oynadığı üçüncü karşılaşmadan da beraberlikle ayrılmış oldu. Taraftarlar açısından bakıldığında takımın oyun iştahı olsa da, skora yansıtmakta zorlandığı görüldü.Maçın ilk yarısında Fenerbahçe baskılı bir oyun ortaya koydu ancak gol yollarında yeterli beceri gösterilemedi. Kasımpaşa savunması, özellikle ceza sahasında Fenerbahçeli forvetlere alan bırakmadı.İkinci yarıda oyunun temposu yükseldi. Fenerbahçe öne geçme fırsatlarını değerlendiremeyince Kasımpaşa daha cesur bir oyun sergilemeye başladı. Maçın son dakikalarında ev sahibi takımın baskısı artarken, sarı-lacivertli savunma bu baskıya direnmeye çalıştı. Buna rağmen skoru korumak mümkün olmadı ve maç 1-1 sonuçlandı.Bu sonuçla Fenerbahçe deplasmanda puan almış olsa da, teknik heyet ve taraftarlar için galibiyetin kaçtığı bir maç olarak değerlendirildi. Özellikle hücum hattında bitiricilik sorunlarının devam etmesi, ilerleyen haftalar için dikkat çekici bir nokta oldu. Domenico Tedesco’nun takıma kimlik kazandırma süreci devam ederken, oyun gücünün skora yansıtılamaması kritik bir problem olarak göze çarpıyor.
Kasımpaşa İle Fenerbahçe Karşı Karşıya Geliyor!
Süper Lig’in 6. haftasında Fenerbahçe bu akşam deplasmanda Kasımpaşa ile karşı karşıya geliyor. Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda saat 20.00’de başlayacak mücadeleyi hakem Oğuzhan Çakır yönetecek ve karşılaşma beIN Sports 1 ekranlarından canlı yayınlanacak.Sarı-lacivertliler, sezona iyi bir başlangıç yaparak şampiyonluk yolunda iddiasını erken gösterdi. Domenico Tedesco yönetiminde çıkacağı bu ilk deplasman sınavında Fenerbahçe,kazanarak zirve yarışındaki avantajını sürdürmek istiyor. Takımda önemli eksikler dikkat çekiyor. Özellikle genç forvet Jhon Durán’ın sakatlığı nedeniyle forma giyemeyecek olması hücum hattında bir handikap oluştururken, diğer yıldız isimlerin sahada olması bekleniyor. Orta saha ve kanatlarda yapılacak tercihlerin, maçın gidişatında belirleyici olacağı düşünülüyor.Kasımpaşa cephesinde ise hedef, güçlü rakibine karşı sahasında sürpriz bir galibiyet elde etmek. Lacivert-beyazlılar, taraftarının da desteğiyle Fenerbahçe’ye karşı dirençli bir oyun sergilemeyi planlıyor.İki takım bugüne kadar Süper Lig’de 44 kez karşı karşıya geldi. Bu maçlarda sarı-lacivertliler 36 kez sahadan galip ayrılırken, Kasımpaşa yalnızca 4 kez kazanabildi, 4 karşılaşma ise beraberlikle sonuçlandı.Bu tablo,Fenerbahçe’nin Kasımpaşa’ya karşı kurduğu tarihsel üstünlüğü gözler önüne seriyor.Fenerbahçe, puan kaybına tahammül etmeden şampiyonluk yolunda ilerlemek isterken, Kasımpaşa da güçlü rakibine çelme takarak ligde iddiasını artırmayı planlıyor.
Uefa Avrupa Ligi Şampiyonları. 15-Real Madrid(1985)
UEFA Kupası (bugünkü adıyla UEFA Avrupa Ligi), 1984-85 sezonunda Avrupa’nın birçok güçlü takımını karşı karşıya getirdi. O dönemde Avrupa futbolu, İngiliz takımlarının yükselişi ve İtalyan kulüplerinin etkisi altındaydı. Ancak bu sezon, uzun süredir Avrupa’da kupa kazanamayan Real Madrid için tarihi bir dönüm noktası oldu.Real Madrid, altyapısından yetişen genç yeteneklerle kurduğu güçlü kadrosuyla turnuvaya damga vurdu. Emilio Butragueño, Míchel, Martín Vázquez ve Sanchís gibi isimlerin öne çıktığı bu yeni jenerasyon, kulübün geleceğine yön verecek olan “La Quinta del Buitre” kuşağını oluşturuyordu. Real Madrid, final yolunda güçlü rakipleri geçerek finale kadar geldi ve Macaristan temsilcisi Videoton ile karşılaştı. İlk maçı deplasmanda 3-0 kazanarak büyük bir avantaj elde eden Madrid ekibi, rövanşta kendi sahasında 1-0 mağlup olmasına rağmen toplamda 3-1’lik skorla kupayı müzesine götürdü. Bu zafer, 1966’daki Şampiyon Kulüpler Kupası’ndan sonra gelen ilk büyük Avrupa başarısı olması nedeniyle kulüp tarihine altın harflerle yazıldı. Ayrıca bu şampiyonluk, Real Madrid’in 1980’li yıllarda Avrupa futbolunda yeniden söz sahibi olmasının başlangıcı olarak kabul edilir.
Avrupa Şampiyonları. 14-Portekiz(2016)
Portekiz, F Grubu’nda İzlanda, Avusturya ve Macaristan ile mücadele etti. Ancak grup aşaması beklendiği kadar kolay geçmedi. İzlanda karşısında 1-1’lik beraberlik, Avusturya’ya karşı 0-0 ve Macaristan ile oynanan nefes kesen 3-3’lük maç sonunda grubu 3 puanla üçüncü sırada tamamladılar. Buna rağmen turnuvanın formatı gereği en iyi üçüncülerden biri olarak son 16 turuna yükseldiler. Bu süreçte Ronaldo’nun zaman zaman eleştirilere hedef olması, takımın üzerindeki baskıyı artırdı.Son 16 turunda Hırvatistan ile karşılaşan Portekiz, uzatmalarda Ricardo Quaresma’nın golüyle 1-0 kazanarak çeyrek finale çıktı. Çeyrek finalde Polonya karşısında normal süre ve uzatma 1-1 sona erdi, penaltılarda Portekiz hata yapmayarak yarı finale yükseldi. Bu maçta genç Renato Sanches’in gösterdiği performans, takımın geleceğine dair umutları artırdı. Yarı finalde rakip Galler’di. Cristiano Ronaldo’nun liderliğiyle Portekiz 2-0 kazanarak adını finale yazdırdı.10 Temmuz 2016’da Stade de France’ta oynanan finalde Portekiz’in rakibi ev sahibi Fransa’ydı. Karşılaşmanın ilk dakikalarında Cristiano Ronaldo sakatlanarak oyundan çıkmak zorunda kaldı. Bu durum, Portekiz adına büyük bir şok yarattı. Ancak takım, Ronaldo’nun kenarda oyunculara moral vermesiyle sahada daha da kenetlendi. Normal süre golsüz geçti. Uzatmalarda 109. dakikada Eder’in ceza sahası dışından attığı muhteşem gol, Portekiz’i 1-0 öne geçirdi.Bu golle Portekiz, tarihindeki ilk Avrupa Şampiyonluğu’na ulaştı.
İzmir’de Beşiktaş Darmadağın
Beşiktaş, Süper Lig’in son haftasında deplasmanda karşılaştığı Göztepe’ye 3-0 mağlup oldu. Gürsel Aksel Stadı’nda oynanan karşılaşmada siyah-beyazlılar sahaya galibiyet parolasıyla çıksa da rakibinin etkili futboluna karşı koyamadı. Göztepe, maçın başından itibaren oyunun kontrolünü eline aldı ve Beşiktaş savunmasının hatalarını iyi değerlendirerek farklı bir galibiyete imza attı.Karşılaşma boyunca Beşiktaş’ın en büyük sıkıntısı orta sahada top kayıpları ve savunmadaki bireysel hatalar oldu. Rakip yarı sahada etkili olmakta zorlanan siyah-beyazlılar, hızlı gelişen kontrataklarda da kalesinde ciddi tehlikeler yaşadı. Özellikle savunma hattında yapılan hatalar, skora doğrudan yansıdı ve Beşiktaş’ın oyundan tamamen kopmasına neden oldu.Siyah-beyazlı ekipte kırmızı kart cezalısı Orkun Kökçü ile sakatlıkları süren Salih Uçan ve Wilfred Ndidi’nin yokluğu hissedildi. Ayrıca yeni transferlerden Jota Silva gibi isimler henüz istenen katkıyı sağlayamadı. Kadroda yaşanan bu eksikler, Beşiktaş’ın saha içindeki oyun gücünü önemli ölçüde düşürdü.Teknik direktör Sergen Yalçın, karşılaşmanın ardından eleştirilerin hedefi oldu. Takımın özellikle deplasmanlarda istikrarsız performans göstermesi, taraftar ve spor kamuoyu tarafından yoğun şekilde tartışıldı. Yalçın’ın oyun planı, oyuncu tercihleri ve maç içi hamleleri sorgulanırken, Beşiktaş’ın ligdeki geleceği adına bu mağlubiyet önemli bir kırılma noktası olarak görülüyor.
Beşiktaş Zorlu Göztepe Deplasmanında
Beşiktaş, Süper Lig’in 6. haftasında deplasmanda Göztepe ile karşı karşıya geliyor. Siyah-Beyazlı ekip, teknik direktör Sergen Yalçın yönetiminde ligdeki çıkışını sürdürmeyi ve üst sıralara tırmanmayı hedefliyor. Ancak bu önemli mücadelede Beşiktaş’ın kadrosunda tam 6 yıldız oyuncunun eksik olması dikkat çekiyor. Eksiklerin çokluğu, özellikle savunma ve orta saha hattında taktiksel değişiklikleri zorunlu kılarken, takımın oyun gücünü de sınırlandırabilir.Göztepe cephesinde ise hedef, güçlü rakipleri karşısında sahadan puan ya da puanlarla ayrılmak. İzmir temsilcisi, taraftarı önünde oynayacağı maçta kontra ataklarla etkili olup Beşiktaş’ın savunmadaki zaaflarını değerlendirmeye çalışacak. Bu nedenle karşılaşmanın temposunun yüksek, mücadele gücünün ise oldukça sert geçmesi bekleniyor.Beşiktaş açısından alınacak bir galibiyet, hem moral hem de puan tablosunda kritik bir kazanım anlamına gelecek. Göztepe için ise evinde alacağı sürpriz bir galibiyet, camiaya büyük bir özgüven aşılayabilir. İki takım da zorlu 90 dakikaya büyük önem verirken, karşılaşma şimdiden haftanın en dikkat çeken mücadelelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Galatasaray’dan Tatsız Başlangıç.
UEFA Şampiyonlar Ligi grup aşamasındaki ilk sınavına çıkan Galatasaray, Almanya deplasmanında Eintracht Frankfurt’a konuk oldu. Karşılaşmaya hızlı başlayan sarı-kırmızılılar, henüz 8. dakikada Yunus Akgün’ün kaydettiği golle öne geçti. Bu golde asisti ise Leroy Sané yaptı. Ancak bu üstünlük uzun sürmedi.Frankfurt, kısa süre içinde oyunu dengeledi ve 1-1’i yakaladı. Yunus Akgün’ün kendi kalesine yönlendirdiği top, ev sahibinin beraberlik golüyle sonuçlandı. İlk yarının ilerleyen dakikalarında sahneye çıkan genç yetenek Can Uzun, harika bir voleyle Frankfurt’u öne geçirdi. İlk yarının sonlarına doğru Burkardt’ın kafa golüyle skor 3-1 oldu ve Galatasaray soyunma odasına büyük bir şokla gitti.İkinci yarıda Galatasaray’ın savunmadaki hataları devam etti. Frankfurt, hızlı hücumlarla boşlukları değerlendirmeyi başardı. Burkardt bir kez daha ağları sarsarak farkı açarken, maçın son bölümünde Ansgar Knauff skoru 5-1’e getirdi. Sarı-kırmızılı ekip, ikinci yarıda hücumda da etkili olamayınca sahadan ağır bir yenilgiyle ayrıldı.Bu sonuç, Galatasaray için Şampiyonlar Ligi’ne tatsız bir başlangıç anlamına geldi. Sarı-kırmızılılar, son 18 grup maçı içerisinde sadece bir kez kazanabildi. Ayrıca Avrupa kupalarında deplasman galibiyeti hasreti de sürüyor. Savunmada yapılan bireysel hatalar ve hücumdaki etkisizlik, takımın en büyük eksikleri olarak dikkat çekti.
Galatasaray,Avrupa Arenasında Sahneye Çıkıyor!
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi’nin ilk haftasında bu akşam Almanya temsilcisi Eintracht Frankfurt ile karşı karşıya gelecek. Zorlu mücadele Türkiye saati ile 22.00’de başlayacak ve TRT 1’den canlı yayınlanacak. Sarı-kırmızılı ekip, grup aşamasına iyi bir başlangıç yaparak taraftarlarına galibiyet sevinci yaşatmak istiyor.Müsabaka Frankfurt’un ev sahipliğinde oynanacak ve karşılaşmayı İtalya Futbol Federasyonu’ndan Marco Guida yönetecek. Guida’nın yardımcılıklarını Giorgio Peretti ve Giuseppe Perrotti yaparken, dördüncü hakem olarak Daniele Chiffi görev alacak.Teknik direktör Okan Buruk yönetimindeki Galatasaray’da hazırlıklar tamamlandı. Takım, son antrenmanını dün akşam gerçekleştirdi ve maç için kamp kadrosu netleşti. Özellikle kaleci Uğurcan Çakır’ın performansı, kritik anlarda takımın en önemli kozlarından biri olarak görülüyor.Galatasaray sahaya, savunmada disiplinli, hücumda ise hızlı geçiş oyununu öne çıkaran bir anlayışla çıkacak. Frankfurt’un fizik gücü yüksek oyununa karşı orta sahada üstünlük kurmak büyük önem taşıyor. Sarı-kırmızılı taraftarlar ise deplasmandaki bu mücadelede takımlarının moralini ve motivasyonunu yüksek tutarak 3 puanla dönmesini bekliyor.
Kadıköy’de Beklenmedik Puan Kaybı.
Fenerbahçe, Trendyol Süper Lig’in erteleme mücadelesinde Kadıköy’de Corendon Alanyaspor’u konuk etti. Taraftarının yoğun desteğiyle sahaya çıkan sarı-lacivertliler, maç boyunca baskılı bir oyun sergilese de son dakikalarda yediği golle sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı.Karşılaşmaya hızlı başlayan Alanyaspor, 18. dakikada İbrahim Kaya’nın attığı golle öne geçti. Bu gol sonrası oyunda dengeyi kurmakta zorlanan Fenerbahçe, devreye geride girdi. İkinci yarıda ise oyunun kontrolünü eline alan sarı-lacivertliler, taraftarının da desteğiyle rakip kalede baskı kurdu.Mücadelenin 72. dakikasında sahneye çıkan Semedo, attığı golle skoru eşitledi. Bu golden yalnızca dört dakika sonra En-Nesyri sahneye çıkarak takımını 2-1 öne geçirdi. Bu bölümde oyunun tüm hakimiyetini eline alan Fenerbahçe, taraftarına galibiyet sevinci yaşatmaya çok yaklaşmıştı.Ancak uzatma dakikalarında Alanyaspor yeniden geri döndü. 90+3’te Yusuf Özdemir’in kaydettiği gol, skoru 2-2’ye getirdi ve mücadele bu sonuçla sona erdi. Böylece Fenerbahçe evinde çok değerli iki puan bırakırken, Alanyaspor ise zorlu deplasmandan önemli bir beraberlikle dönmeyi başardı.Bu sonuçla Fenerbahçe puanını 11’e yükseltirken, Alanyaspor ise puanını 8 yaptı. Sarı-lacivertliler, galibiyet şansını elinden kaçırmanın üzüntüsünü yaşarken; Alanyaspor, son dakika golüyle büyük bir moral kazandı.
Fenerbahçe Erteleme Maçında Alanyaspor’u Ağırlıyor
Fenerbahçe, Süper Lig’de Alanyaspor’u AğırlıyorTrendyol Süper Lig’in 1. haftasından ertelenen mücadelede Fenerbahçe, bugün kendi sahasında Alanyaspor’u konuk ediyor. Kadıköy’deki Chobani Stadyumu’nda oynanacak karşılaşma saat 20.00’de başlayacak ve beIN SPORTS 1 ekranlarından naklen yayınlanacak. Mücadeleyi hakem Cihan Aydın yönetecek.Fenerbahçe’de teknik direktör Domenico Tedesco’nun kadro tercihlerini etkileyecek bazı önemli eksikler bulunuyor. Statü gereği Dorgeles Nene, Ederson, Marco Asensio, Kerem Aktürkoğlu ve Edson Álvarez forma giyemeyecek. Ayrıca Jhon Duran ve Mert Hakan Yandaş da sakatlıkları nedeniyle sahada olamayacak. Bu nedenle kadroda genç isimlerin şans bulması bekleniyor.Sarı-lacivertliler, sezonun ilk maçında Trabzonspor’u mağlup ederek lige moralli başlamıştı. Bu karşılaşmada da kendi taraftarı önünde galibiyet arayacaklar. Alanyaspor ise Beşiktaş ve Konyaspor karşısında aldığı galibiyetlerle dikkat çekmiş durumda. Konuk ekip, Kadıköy’de sürpriz bir sonuç peşinde olacak.Her iki takım açısından da büyük önem taşıyan karşılaşma, Süper Lig’in ilerleyen haftalarındaki sıralama dengelerini etkileyecek. Fenerbahçe puan kaybı yaşamadan yoluna devam etmek isterken, Alanyaspor güçlü rakibinden puan ya da puanlar alarak çıkışını sürdürmeyi hedefliyor.
Dünyanın Gelmiş Geçmiş En İyi Teknik Direktörleri 62-Nevio Scala
Scala’nın teknik direktörlük kariyerinde en parlak dönem, hiç şüphesiz Parma ile yaşandı. 1989 yılında göreve getirildiğinde kulüp Serie B’deydi. Kısa sürede büyük bir çıkış yakalayan Scala, Parma’yı 1990’da Serie A’ya taşıdı. Burada da başarılarına devam eden deneyimli çalıştırıcı, 1992’de Coppa Italia’yı kazanarak kulüp tarihinin ilk büyük kupasını getirdi.Parma ile Avrupa sahnesine de damga vuran Scala, 1993 yılında Kupa Galipleri Kupası zaferi yaşattı. Bu başarı, Parma’nın yalnızca İtalya’da değil, kıta genelinde de tanınan bir kulüp olmasını sağladı. 1993’te bir başka önemli başarıya imza atan Scala, takımıyla Avrupa Süper Kupası’nı kaldırdı. Ayrıca 1995’te UEFA Kupası finaline çıkmaları, Scala’nın Parma’sını dönemin en saygın ekiplerinden biri haline getirdi. Gianfranco Zola, Tomas Brolin ve Faustino Asprilla gibi futbolcular onun yönetiminde yıldızlaştı.Parma’daki tarihi başarılarının ardından Scala, farklı liglerde görev alarak tecrübesini genişletti. 1997’de Borussia Dortmund’un başına geçti.1999–2000 yılları arasında Perugia’yı çalıştırdı,2000 yılında Beşiktaş’ın başına geçti. 2002–2004 yılları arasında ise Ukrayna ekibi Shakhtar Donetsk’in başında görev yaptı. Shakhtar’da gösterdiği performans, Dinamo Kiev’in yıllardır süren ligdeki hegemonyasına güçlü bir meydan okuma olarak dikkat çekti.Bugün futbol tarihinde Scala, kulüp tarihini değiştiren, Avrupa sahnesinde iz bırakan ve genç yeteneklere inanan bir teknik direktör olarak anılmaktadır.
Süper lig tarihinin en iyi futbolcuları. 41-Mehmet Özdilek
Türk futbolunun en özel orta saha oyuncularından biri olarak anılan Mehmet Özdilek, sadece attığı gollerle değil, oyun zekâsı, liderliği ve centilmen duruşuyla da Süper Lig tarihine damgasını vurmuştur. “Şifo Mehmet” lakabıyla bilinen Özdilek, kariyeri boyunca gösterdiği istikrar, teknik yetenek ve disiplinle örnek bir futbolculuk portresi çizmiştir.Mehmet Özdilek, 1 Nisan 1966’da Samsun’da doğdu. Futbolculuk kariyerine genç yaşlarda Vanspor ve ardından Bakırköyspor formalarıyla adım attı. Ancak onun gerçek çıkışı, 1988 yılında Beşiktaş’a transfer olmasıyla başladı. O dönemde Belçikalı yıldız Enzo Scifo’ya olan benzer oyun tarzı nedeniyle, taraftarlar ve basın ona “Şifo Mehmet” lakabını uygun gördü. Bu lakap, zamanla onun kimliği haline geldi.Mehmet Özdilek, Beşiktaş formasıyla 13 yıl boyunca aralıksız top koşturdu. 1988-2001 yılları arasında siyah-beyazlı formayla 396 lig maçına çıktı ve 130 gol attı. Orta saha oyuncusu olmasına rağmen bu kadar yüksek sayıda gol atması, onun ne denli yaratıcı ve etkili bir futbolcu olduğunu gösterir. Özellikle duran toplardaki ustalığı, zekice kullandığı frikikler ve soğukkanlı penaltıları ile Beşiktaş taraftarının gönlünde taht kurdu.Beşiktaş’ta geçirdiği dönemde 5 Süper Lig şampiyonluğu, 4 Türkiye Kupası ve 4 Cumhurbaşkanlığı Kupası kazandı.Takımın orta sahasındaki beyni olan Mehmet, oyun kurucu rolünü başarıyla üstlendi ve birçok genç oyuncuya da saha içinde liderlik yaptı.
Sezon’un İlk Derbisi Fenerbahçe’nin
Trendyol Süper Lig’in 5. haftasında Fenerbahçe, Kadıköy’de Trabzonspor’u 1-0 mağlup ederek haftayı üç puanla kapattı. Maçın tek golü, ilk yarının uzatma dakikalarında sahneye çıkan Youssef En-Nesyri’den geldi. Fred’in orta sahada kazandığı top sonrası gelişen atakta ceza sahası içinde fırsatı iyi değerlendiren Faslı golcü, takımını öne geçiren vuruşu yaptı.Mücadelenin kırılma anı ise 19. dakikada yaşandı. Trabzonspor’da Okay Yokuşlu, sert müdahalesi sonrası önce sarı kartla cezalandırıldı ancak VAR incelemesinin ardından karar değişti ve deneyimli oyuncu kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Bu dakikadan sonra sahada bir kişi eksik kalan bordo-mavililer, özellikle savunmada büyük bir direnç göstermeye çalışsa da hücumda istediklerini yapamadı.Trabzonspor’un umutlandığı anlardan biri, Onuachu’nun kafa vuruşuyla bulduğu goldü. Ancak pozisyon VAR’da incelendi ve faul gerekçesiyle gol geçerlilik kazanmadı. Bu kararın ardından oyunun temposu düşerken Fenerbahçe, skor avantajını korumayı bildi. Özellikle savunmada Becao ve Djiku’nun uyumu, kaleci Livakovic’in kritik hamleleriyle birleşince sarı-lacivertliler sahadan gol yemeden ayrıldı.Bu sonuçla Fenerbahçe puanını 10’a yükselterek üst sıralardaki yerini sağlamlaştırdı. Trabzonspor ise Kadıköy’den eli boş dönerek moral kaybı yaşadı.
Kadıköy’de Derbi Zamanı
Fenerbahçe,Trendyol Süper Lig’in 5.haftasında bugün Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nda Trabzonspor’u konuk ediyor. Fenerbahçe, José Mourinho ile yollarını ayırmasının ardından takımı İtalyan teknik direktör Domenico Tedesco’ya emanet etti ve yeni hocasıyla Süper Lig’deki ilk sınavına bugün çıkıyor.Sarı-lacivertliler, ligin 5. haftasında Kadıköy’de Trabzonspor’u konuk edecek. Saat 19.00’da Chobani Stadyumu’nda oynanacak karşılaşmayı Ozan Ergün yönetecek ve mücadele beIN Sports 1 kanalından canlı yayınlanacak. Fenerbahçe’de sakatlıkları bulunan Rodrigo Becao, Mert Hakan Yandaş, Jhon Duran, Edson Alvarez ve Yiğit Efe Demir bu maçta forma giyemeyecek. Nelson Semedo’nun durumu ise maç saatinde netleşecek.Trabzonspor cephesinde ise Danylo Sikan, antrenmanda yaşadığı darbe sonucu oluşan sinir zedelenmesi nedeniyle kadroda yer almıyor. Ayrıca Wagner Pina, Benjamin Bouchouari, Anthony Nwakaeme ve Christ Inao Oulai de maç kadrosuna dahil edilmedi. Ligde bir maç eksiği bulunan Fenerbahçe şu anda 7 puanla 5. sırada yer alırken, Trabzonspor 4 maçta 3 galibiyet ve 1 beraberlikle 10 puan toplayarak 2. sıraya yerleşmiş durumda. Bordo-mavililer, İstanbul’un üç büyük takımına karşı deplasmanda son galibiyetini 4 Kasım 2023’te Fenerbahçe’ye karşı 3-2 kazanarak almıştı ve bu uzun arayı Kadıköy’de sonlandırmayı hedefliyor.Bu dev mücadele, Fenerbahçe’nin yeni dönemdeki gücünü ortaya koyması ve Trabzonspor’un zirve yarışında iddiasını sürdürmesi açısından büyük önem taşıyor.
Nefes Kesen Maçta Kazanan Kartal.
Beşiktaş,Trendyol Süper Lig’in 5.haftasında Tüpraş Stadı’nda ağırladığı Rams Başakşehir’i 2-1 mağlup ederek sahadan üç puanla ayrıldı. Sakatlıkları nedeniyle Wilfried Ndidi, Gabriel Paulista ve Mustafa Hekimoğlu kadroda yer almadı. Hakem Alper Akarsu’nun yönettiği mücadele saat 20.00’de başladı. Beşiktaş, yeni transferlerinin de forma giydiği maçta özellikle son anlarda ortaya koyduğu mücadeleyle galibiyete ulaştı ve ligde moral depoladı.Karşılaşmaya hızlı başlayan siyah-beyazlılar, taraftarının desteğiyle özellikle ilk yarıda oyunu kontrol etmeye çalıştı. İki takım da zaman zaman pozisyonlara girse de fileler uzun süre havalanmadı. Maçın son bölümleri ise nefes kesti.89.dakikada Başakşehir’de Ba ikinci sarı kartını görerek kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Ardından 90+2. dakikada Demir Ege’nin ortasında Cengiz Ünder sahneye çıktı ve attığı golle Beşiktaş’ı 2-1 öne geçirdi. Bu gol tribünlerde büyük bir coşku yaratırken, siyah-beyazlılar üstünlüğünü son ana kadar korudu. Ancak uzatma dakikalarında Beşiktaş’ta Orkun, gördüğü kırmızı kartla oyun dışında kaldı ve ev sahibi ekip maçı 10 kişi tamamladı.
Galatasaray 3 Puanı 2. Yarıda Aldı.
Galatasaray, Trendyol Süper Lig’in 5. haftasında Eyüpspor’a konuk oldu ve sahadan 2-0’lık galibiyetle ayrılarak yoluna kayıpsız devam etti. Bu sonuçla sarı-kırmızılılar, ligde oynadığı 5 maçın tamamını kazanarak 15 puana ulaştı ve liderliğini sürdürdü. Eyüpspor ise güçlü rakibi karşısında direnç göstermesine rağmen 4 puanda kaldı.Mücadelenin ilk yarısında iki takım da dengeli bir oyun ortaya koydu. Galatasaray zaman zaman oyunu rakip yarı sahaya yıkmayı başarsa da net pozisyon bulmakta zorlandı. Ev sahibi Eyüpspor ise savunma disiplininden kopmadan hızlı hücumlarla etkili olmaya çalıştı. İlk 45 dakika golsüz eşitlikle tamamlandı.İkinci yarıda oyunun kontrolünü eline alan Galatasaray, hücumdaki baskısını artırdı. Dakikalar 73’ü gösterdiğinde sahneye yıldız golcü Mauro Icardi çıktı. Arjantinli forvet, ceza sahasında bulduğu fırsatı iyi değerlendirdi ve takımını 1-0 öne geçirdi. Bu golün ardından Galatasaray daha özgüvenli bir şekilde oynamaya devam etti.Maçın son bölümünde sarı-kırmızılıların atağı bir kez daha sonuç verdi. 89. dakikada Yunus Akgün, Eyüpspor savunmasının hatasını affetmedi ve topu filelerle buluşturarak farkı ikiye çıkardı. Bu golle birlikte Galatasaray, skoru 2-0’a taşıyarak karşılaşmanın fişini çekti.Galatasaray’ın aldığı bu galibiyet, takımın ligdeki iddiasını ve formunu bir kez daha ortaya koydu. Icardi’nin golcü kimliği, Yunus Akgün’ün enerjik oyunu ve genel olarak savunmadaki disiplin, sarı-kırmızılı ekibin kazandığı üç puanın anahtarları oldu.
Dolmabahçe’de Beşiktaş’ın Rakibi,Rams Başakşehir
Beşiktaş Trendyol Süper Lig’in 5. haftasında evinde Başakşehir ile karşılaşacak. Trendyol Süper Lig’in 5. haftasında Beşiktaş, sahasında Başakşehir’i konuk ediyor. Saat 20.00’de başlayacak olan mücadele Dolmabahçe’de, siyah-beyazlı taraftarların yoğun ilgisiyle oynanacak.Sezona istediği başlangıcı yapamayan Beşiktaş, taraftarının önünde alacağı galibiyetle çıkışa geçmek istiyor.Teknik direktörlük koltuğunda yeni döneme giren Beşiktaş, son haftalardaki istikrarsız sonuçları unutturmak adına bu karşılaşmaya özel hazırlandı. Siyah-beyazlılarda özellikle orta saha kurgusu ve hücum hattındaki tercihlerin maçın seyrini belirlemesi bekleniyor. Tecrübeli oyuncuların yanı sıra genç isimlerin de performansı merak konusu. Takımın yıldız golcüsü, gol yollarındaki etkisini ortaya koyarak taraftarı heyecanlandırmayı hedefliyor.Konuk ekip Başakşehir ise zorlu deplasmanda puan ya da puanlarla dönmenin hesaplarını yapıyor. Kadrosunda deneyimli oyuncular barındıran turuncu-lacivertliler, savunmada disiplinli bir oyun sergileyerek kontra ataklarla etkili olmayı planlıyor. Özellikle hızlı hücum geçişleriyle Beşiktaş savunmasını zorlamaları muhtemel görünüyor.Dolmabahçe’de oynanacak bu önemli karşılaşma, her iki takım için de sezonun gidişatına yön verecek nitelikte. Beşiktaş, taraftarı önünde alacağı galibiyetle moral bulmak ve zirve yarışında iddiasını sürdürmek istiyor. Başakşehir ise deplasmanda alacağı olumlu sonuçla ligdeki konumunu güçlendirme peşinde olacak.
Lider Galatasaray, Eyüpspor’a konuk oluyor.
Süper Lig’in 5. haftasında lider durumda bulunan Galatasaray, bugün Eyüpspor’a konuk oluyor. Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda saat 17.00’de başlayacak karşılaşma, beIN Sports 1 ekranlarından canlı olarak futbolseverlerle buluşacak. Sarı-kırmızılı ekip, ligdeki yenilmezlik serisini sürdürerek liderliğini pekiştirmek istiyor.Teknik direktör Okan Buruk yönetimindeki Galatasaray, hem Süper Lig hem de Şampiyonlar Ligi temposunu dengeli bir şekilde götürmeyi hedefliyor. Önümüzdeki hafta oynanacak Eintracht Frankfurt maçı öncesinde rotasyon ihtimali gündemde olsa da Buruk, sahaya yine galibiyeti getirecek bir kadro sürmeye hazırlanıyor. Takımın hücum hattındaki yıldız oyuncular, maçın sonucuna doğrudan etki edecek en önemli koz olacak.Ev sahibi Eyüpspor ise bu zorlu karşılaşmada sürpriz yapma peşinde. Selçuk Şahin yönetimindeki ekip, güçlü rakibine karşı sahasında dirençli bir oyun sergilemek istiyor. Özellikle orta sahadaki mücadelenin belirleyici olacağı tahmin edilirken, Eyüpspor’un defansif disiplinini koruması maçın kaderini doğrudan etkileyebilir.Galatasaray cephesinde maçın anahtar noktası, oyunun temposunu kontrol altında tutmak ve hızlı hücumlarla skor üretmek olacak. Eyüpspor ise savunmadaki boşlukları iyi değerlendirmeyi hedefliyor. İki ekibin de farklı hedeflerle sahaya çıkacağı bu mücadele, Süper Lig’in gidişatı açısından kritik bir önem taşıyor.
Futbol Tarihinde En Çok Asist Yapanlar. 12-Thierry Henry(207)
Thierry Henry, futbol tarihinin en büyük forvetlerinden biri olarak anılsa da, kariyerinde yalnızca attığı gollerle değil, aynı zamanda yarattığı pozisyonlar ve yaptığı asistlerle de efsaneleşmiştir. Onu özel kılan, bir golcüden beklenmeyecek derecede yüksek oyun zekâsı ve pas yeteneğidir.Henry’nin asistlerinin büyük kısmı, onun olağanüstü hızını oyun zekâsıyla birleştirmesinden doğdu. Savunma arkasına yaptığı deparların ardından, açıyı yalnızca kendi şutu için değil, yanındaki arkadaşının daha net pozisyona girmesi için de kullanırdı. Bu özellik, onu hem golcü hem de asistçi yapan en kritik faktörlerden biriydi.Birçok forvet, ceza sahasına girdiğinde tek düşüncesi şut olurken, Henry kaleciyi ve savunmayı kandırıp pası doğru noktaya göndermeyi de bilirdi. Bu sakinlik, onun asistlerinde belirleyici oldu. Özellikle Arsenal döneminde Robert Pirès, Dennis Bergkamp ve Freddie Ljungberg gibi oyunculara yaptığı paslar, takımın hücum gücünü katladı.Henry’nin Arsenal’deki rolü yalnızca golcü olmaktan çok öteydi. Premier League’de defalarca hem gol hem asist sıralamasında üst sıralarda yer aldı. Özellikle “Invincibles” sezonunda, attığı goller kadar hazırladığı pozisyonlarla da tarihe geçti.Thierry Henry yalnızca bir gol makinesi değil, aynı zamanda oyunun akışını değiştiren bir yaratıcıydı. Onun asist becerileri, hız, vizyon, teknik ve soğukkanlılığın birleşiminden doğdu. Bu da Henry’yi futbol tarihinde “tam bir hücum oyuncusu” olarak eşsiz bir yere koydu.
Futbol Tarihinde En Çok Gol Atanlar. 18-Uwe Seeler(552)
Alman futbolunun en saygı duyulan isimlerinden biri olan Uwe Seeler, yalnızca Hamburg’un efsanesi değil, aynı zamanda golcülükte örnek bir figür olarak tarihe geçti. 1950’lerden 1970’lere uzanan kariyerinde, hem kulüp hem de milli takım formasıyla attığı gollerle bir neslin idolü hâline geldi.Seeler’in en büyük gücü, ceza sahasında neredeyse hatasız bir bitirici olmasıydı. Top ona geldiğinde kalecinin yapabileceği çok az şey kalırdı. Ayağının her iki tarafını da ustalıkla kullanması, onu tahmin edilmesi zor bir golcü yapıyordu. Özellikle hızlı karar alma kabiliyeti sayesinde, dar açılardan bile gol çıkarabilirdi.Seeler, hava toplarında müthiş bir ustaydı. Boyu yalnızca 1,70 m olmasına rağmen, sıçrama gücü, zamanlaması ve topa doğru açıyla yükselmesi sayesinde kafa gollerinde rakiplerinden çok daha etkiliydi. Onun attığı birçok unutulmaz gol, kafayla tamamladığı vuruşlardan geldi ve bu özellik onu “hava toplarının efendisi” haline getirdi.Seeler, klasik bir ceza sahası avcısı olmasına rağmen, sahada çok çalışan ve mücadeleci yapısıyla da dikkat çekiyordu. Topu saklamada, sırtı dönük oyunda ve savunma baskısına rağmen gol arayışında hiç pes etmeyen bir forvetti.Uwe Seeler gol atmayı yalnızca bir görev değil, bir sanat haline getirmiştir. Kafa gollerindeki olağanüstü yeteneği, bitirici vuruşları ve sahadaki azmi, onu futbolun ölümsüz forvetlerinden biri yapmıştır. Seeler, rakip savunmalar için bir kabus, futbolseverler için ise saf golcülüğün vücut bulmuş hâliydi.
Şampiyonlar Ligi Kazananları 28-Bayern Münih(2019-2020)
2020 UEFA Şampiyonlar Ligi, Covid-19 pandemisi nedeniyle tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde tamamlandı ve turnuvanın son aşamaları Lizbon’da tek maçlı eleme sistemiyle oynandı. Bu sıra dışı atmosferde Bayern Münih, teknik direktör Hansi Flick yönetiminde olağanüstü bir performans sergileyerek kulüp tarihinin 6. Şampiyonlar Ligi zaferini elde etti. Kasım 2019’da göreve gelen Flick, kısa sürede takımın oyun yapısını değiştirmiş, yüksek pres, hızlı hücum geçişleri ve kolektif hücum anlayışıyla Bayern’i yeniden Avrupa’nın zirvesine taşımıştı. Takım o sezon yalnızca Şampiyonlar Ligi’ni değil, Bundesliga ve DFB Pokal’i de kazanarak üçlemeyi gerçekleştirdi.Bu başarıda birçok oyuncu ön plana çıktı. Robert Lewandowski 15 golle turnuvanın gol kralı olurken, Thomas Müller tecrübesi ve oyun zekasıyla sahadaki liderliği üstlendi. Alphonso Davies özellikle Barcelona karşısında Sergi Roberto’yu geçerek yaptığı unutulmaz asistle adını Avrupa futboluna duyurdu. Kaleci Manuel Neuer ise finalde Paris Saint-Germain karşısında Mbappé ve Neymar’a yaptığı kritik kurtarışlarla şampiyonluğun garantisi oldu.Çeyrek finalde oynanan ve tarihe geçen Barcelona maçı, Bayern’in gücünü tüm dünyaya kanıtladı; Alman ekibi sahadan 8-2 gibi tarihi bir skorla galip ayrıldı. Finalde ise 23 Ağustos 2020’de PSG ile karşılaşan Bayern, Kingsley Coman’ın 59. dakikada attığı golle 1-0 kazanarak kupaya uzandı.